çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Nisan 2014 Çarşamba
23 Nisan Neşe Dolamıyor İnsan
Biliyorum uzun zamandır bu tatili bekliyorsunuz Çoğunuz tatil yerine kaçtınız. Hatta aradaki 2 günü yıllık izinle birleştirip yurtdışına gittiniz. Bir çoğunuz evde televizyon karşısında vakit geçirecek. Güzel hava var deyip sokaklara çıkıp ilk bahar güneş yanıkları yaşayacaksınız.
27 Ocak 2014 Pazartesi
Bebek Sidik Yarışlarına Hoşgeldiniz
Hamile kaldım ve bu yarış başladı. Hamilelikte sidik yarıştıran hamileler kozalarında çıkıp ömürleri boyunca sidik yarıştırıcı anneye dönüyorlar. Sinir oluyorum, deliriyorum. Ne kadar kaçsam da burnumun dibinde bitiyor. Kafamı çevirsem orada bir tane sidik yarıştırıcısı bir anneyle karşılaşıyorum. Yapmayacağım dedikçe kendimi konun içinde buluyorum. Hatta hırslanıyorum bile.Hamile kaldım. "Midem çok bulanıyor. Hiç bir şey yiyemiyorum" diyorum. Hemen yanımdaki hamile yada daha önceden hamile sidik yarışçısı olan "Ben su bile içemiyorum" diyor. "Tanrımmmmm" diye çığlık atıyordum içimden. Aradan daha bir kaç gün geçiyor. Ben hala beyaz ekmeğe talim ederken, bana çen çen konuşan hamileyi bir görüyorum yağlı tabağın dibini sıyırıyor. Şeytan diyor ki çarp suratına dediklerini "Hani kız bir bok yiyemiyordun ne oldu? Bir günde mi bitti mide bulantısı? Sihirli değneğin mi var biip!?" Kabul ediyorum şeytana uymadım değil. Çok kibarca laf çarpıttım kabul ediyorum. Hİhiaahoohaaa!!
Bir süre sonra bulantılar bende uzun sürdüğünden kilo muhabbetine geldi konular. "Kaç kilo aldın kaç?" "İşte 7 aylık olduk daha 6 kilo aldım" diyorum. "Eee kusuyorsun hep almazsın". Almayayım diye götüm çıkıyor benim. Her saat başı ofis içinde 10 dakika mekik dokuyorum. Akşamları bisiklete biniyorum 40 dakika . Yememden de kesmek istemediğimden yapıyorum bunların hepsini. Hatun benim kusmama bağlıyor. Deliriyorum kendisi olmuş fıçı gibi, sanırsın bütün sabah sahilde koşuyor da kusmadığından kilo almış. Belim ağrıyor, şuram kopuyor deyip kocasına naz yapacak diye yatmış olmuş dünya kadar bana laf sallıyor.
İşte başlıyor bebek sidik yarışları, "Bu ay kaç kilo almış seninkisi? Ayında mı gidiyor? Hımmmm anladım geri mi yani?. Allah'a şükür hamileyken kızım hiç geri gitmedi ne de ileri gitti. Hep tam haftasındaydı. Bunu dedikten sonra bende hemen olaya kaptırıyorum kendimi "Çok hareketli bir görsen, karnımın dışarıdan belli oluyor hareketleri" diyorum. "Hıhı tabi öyledir" diyor. Aha o şeytan tekrar geliyor al yol, başını kafasını karınına karnına sürt kıvılcım çıkart diyor. Ama ben sakin bir hamileyim gülme krizlerine giriyorum o kadar.
Hadi bebek doğuyor. Bu sefer " Aaa küçük doğmuş ya bu?" Sanki ben demişim "Bir fil yavurusu doğuracağım da kızı görünce şaşıyor." Lohusayım kafaya taktım bir ara. Sütüm mü yetmiyor mu acabaya kadar uzattım konuyu kafamda. Sonra bir baktım o da sidik yarıştırıcısı bir anne. Kendi çocuğu 5 kilo doğmuş çocuk geleceğin şeker hastası adayı benim küçümenime laf sallıyor.
Sonra bebekler gelişmeye başlıyor. Ecem'in yüz üstü fotoğraflarını koyuyorum internette, ellerinin üstünde duruyor. Hemen yorum geliyor "Aaa emeklemesi yaklaşmış" diyor. Bende teşekkür ediyorum. 10 dakika geçiyor geçmiyor kendi bebeğinin fotoğrafını koymuş aynı pozisyonda fark var bizimkiyle bebeğin kafası yerden bile kalkmamış benden yorum bekliyor. Görmemezlikten geliyorum. Ne yazayım ki?
Ecem hareketli bir bebek. 5 aylık emekledi, 6 aylıkken sıralamaya başladı. Bende "Bu gidişle 7 aylık falan yürür" dedim bir yerde gülüştük. Kızımı gördü 8 aylıkken " EE bu yürümemiş hani yürürdü" diyor bana. Allah'ım hayatında görmüş mü müneccim anne ne biliyim ben ne zaman yürüyeceğini benimki sadece yorum. Valla çok yürüsünde istemiyorum şimdi bile her bir yeri karıştırıyor. Sonra anlatıyorum yürümedi daha diye bebeği erken yürüyen bir erişkin bebek yarıştırıcısı "A! Bizimkisi bundan hareketliydi" diye. Anam bilmesem çocuğun bebekliğini yutacağım da dediğini sökmedi yani bana. Ama ben sakin bir anneyim içimden sövdüm sövüştürdüm. Şu şekilde "Bu uyuşuk anne bile yürüyebiliyor bende yapabilirim" demiş bebek ve ayaklanmış. Annesinden daha becerikli olduğunu kanıtlamış.
Bir yerde konuşuyoruz Bir çok anne var ortamda birde anne adayları. "Ecem anne baba diyor. Hemde gözümün içine baka baka" İçim gidiyor öyle dediğinde sevincimi anlatmaya çalışıyorum. Hemen aradaki sidik yarıştırıcısı anne atlıyor "Mümkün değil." diye. Yavv kardeşim niye bozuyorsun benim mutluluğumu? "He he" desen olmaz mı? Bu arada Ecem gerçekten yanıma gelip "Anne" diyor. Çünkü o gıcık dediğinden beri takip ediyorum bu kadar denk gelemez mümkün değil. Birde bir tek ben farketmiyorum. Etrafımdaki herkes diyor.
Bazı anneler var gerçekten kızımı nasıl yönlendirmem gerektiğini anlatıyorlar. Ama oldukça azlar. Bu arada bu sidik yarıştırıcı anneleri de çok seviyorum. Belki bende farketmeden yapıyorumdur. Yaparsam uyarım haa "Bak yine sidik yarıştırıcısı anne oldun" diye.
Bunun daha yazı yazması, okuması, orta okulu, lisesi, üniversitesi, işi, kocası var. Ömür böyle geçmez "Benim ki bunu yapıyor ya seninki?" demekle. Yapmayalım bunu anneler yapmayalım çocuklarımıza yazık. Birbirlerinden nefret edecekler valla.
30 Aralık 2013 Pazartesi
Hoşçakal 2013
| Daha bir kaç dakikalık Ecem. En büyük mutluluğum |
Ne yaptığını bilmeyen bir yıldın 2013. Acının yanında büyük mutlulukların vardı. Hiç durmadın çok hızlı geçip gittin. Düşündüğümde seni çok özleyeceğim kesin.
Yeni sıfatlar, sorumluluklar, büyük hayat değişiklikleri getirdin bana. Kafam güzel girmediğim için herhalde sana çok gerçekçiydin. Büyüdüğümü hissettirdin.
Mutasyona uğradım seni yaşarken. Senenin başında koca göbekliydim, ortasında koca memeli, sonunda ikisi de kendinden geçmiş durumdalar.
![]() |
| Gezmekten bıkmayan hamile ben:) |
![]() |
| Temizlikkkk Aşkınnaaa!!! |
Bir çok insanın dayanamayacağı acılar yaşattın bana. Bir çok hastalık geçti aile bireyleri arasında. En çok üzüldüğümü söylemeyeceğim ama beni tanıyanlar bilecek. Ortasında doğum yaptım. Uzun soluklu, annemin o sancılara nasıl dayandığını anlamadığım sancı yaşadım. Aynı günlerde memem kendinden geçti. Sütüm geldi ama ben benlikten çıktım. Sonuna doğru öyle acılar, değişik şeyler geldi ki başıma. Kendimden uzaklaştım. Dışardan izlemeye başladım kendimi. İlk önce her gün şırıngayla 1 saatlik görüşmelerim oldu. Sonrasında sütümü kesilmesine karar verildi. Herhalde yaşadığım en büyük acı buydu. Bir süt annenin başına gelebilecek en korkunç şey sütünü kesmeleri.
Tabi her şey bitti geçti. Senide tükettim diğer yıllar gibi. Büyüdükçe daha çabuk geçtiğini anladım yıllarımın. Bana verdiğin her güzel şeyler için teşekkürler. Seni hiç unutmayacağım. Her şeye rağmen hayatımın en mutlu yılı olacaksın. Çünkü diğer yılların yanında en büyük şansın Ecem'in sende doğması.
31 Ekim 2013 Perşembe
İSYEANNNNN!
Sizinde oluyor mu bıkkınlığınız? Hay ben ne yaptım dediğiniz sonrada hemen arkasından pişman olduğunuz. "Hay Allah'a şükür çok mutluyum." dediğiniz.
Benim bu ara çok oluyor. Her şey zor gelmeye başladı. Çok çabuk yoruluyorum mesela. Sabah kalkıyorum kocamın attığı çorapları makinaya götürüp koyduğumda, bir yorgunluk çöküyor üstüme anlatamam. Yatak bile toplamak eziyet oldu. Baktım çok sıkıyor, toplamıyorum. Tekken dediğim gibi "Aman boşver nasılsa akşama yine bozulacak" diye avutuyorum kendimi. Öğlen oluyor. Yatak odasına giriyorum. "Ay bu oda çok dağınık. Nefret ediyorum dağınıklıktan" deyip bir hışımla topluyorum yatağı.
Birde pijamalarımı hiç çıkarmıyorum. Sabahlık, pijama ve terlik. Terlik giyemiyorum kız ağzına sokuyor diye ama olsun. Fırsat buldukça geçiriyorum ayağıma. Bakkala giderken küfrede küfrede zoraki giyiniyorum. Ama saçlarımı taramıyorum. Cadı gibi gidiyorum bakkala. Allah'tan bakkal yakında, yan binanın altı. Kimseye görünmüyorum. Mümkün olsa pijamamla gideceğim bakkala.
Çok özlüyorum Akçay'ı. Annemi, babamı, kardeşimi. Çok ihtiyacım var gibi geliyor onlara. Eşim acayip ilgili bir baba, sabırlı bir eş. Ailesi deseniz melake insanlar. Torunlarına tapıyorlar. Ama annemler yok ya yalnızmışım gibi. Nazlanamıyorum, kapris yapamıyorum diye belki.
Aslında her şey doktora gittiğimde başladı. Girişteki kadın mesleğiniz ne diye sordu. Cevaplayamadım bir anda kal geldi. "Evdeyim"deyiverdim. Kadın "Hımm! Ev hanımı" dedi döndü yazdı. Sonra bir koydu bir koydu anlatamam.
Böyle başlamamıştı oysaki. Bayıla bayıla İzmir'e geldim. Akçay'daydım. Baktım iş yok. Birde kendi ayaklarımın üzerinde duracağım diye kalktım geldim İzmir'e. İşe girdim. Çok zor bir işte çalıştım. Hiç bilmediğim İzmir sanayilerini her gün arşınladım. Tam 6 sene boyunca. Hiç durmadım. Dinlemedim. Her fırsatta kaçtım Akçay'a. Tek başınaydım. Benle birlikte yola çıkan çoğu insan anasının babasının evine döndü. Ben büyük çabayla kalmaya çalışıyordum. Üniversite okumak için kardeşim geldi yanıma. Birlikte kalıyoruz. Baktım ben çok özlüyorum Akçay'ı. Onun dönecek olması beni çok korkuttu çok. Alışmıştım onla olmaya. Her annem babam gidişinde ya da Akçay dönüşlerinde ağlamaya başladım.
Dönüyorum tammmm derken eşimle tanıştım. Çok aşık oldum. Gözümde ne Akçay kaldı nede başka bir şey. Eşimi evlenmeye ikna ettik. Baya bir şirket gibi çalıştık ailesiyle. Harika bir evlilik yaptım. Aşık olduğum adamı her daim seveceğim. Sevdiğim şehir İzmir bana aşkı sundu.
Sonra çocuk yapalım dedik. Çok istiyorduk ama ben bu kadar çabuk olacağını düşünmemiştim. Yani millet 1 sene uğraşıyor. Biz ise ilk denememizde yaptık. Süperdi evren bizim çocuk yapmamızı bekliyormuş.
İşimden ayrıldım. Yani ayrılmak zorunda kaldım. Harika bir hamilelik dönemi yaşadım. Sağlıklıydım, eşim etrafımda pervaneydi. Aileler toruna ne alsak yarışına girdi.
Birde eşimle çalışıyorum kendi işimizde. Daha doğrusu ben her sabah işe gidiyorum eşim çalışıyor, ben dizi izliyordum. Son 6 senedir yapamadığım her şeyi yapıyordum. Bir sürü birikmiş kitap, dizi vardı. Hepsini bu dönemde okudum, izledim. Hiç evde gündüz kuşağını izlememiştim. Çalışıyordum. Bekardım.Kira, faturalar, kredi kartları ödemek zorundaydım. Yani sorumluluklarım vardı. Evlenince sorumluluk almaya devam ettim. Çakma sorumluluklardı. Hamilelikte hiiiçç bir sorumluluk almadım. Yan gelip devirdim popoyu. Haftaiçi alışveriş merkezlerine gittim hemde gündüz. Acayip birşeydi benim için. Hatta 4-5 kişinin bulunduğu sinema salonlarına gidince acayip sevindim.
Kızım doğdu. Bu zamana kadar güzel geçti vaktimiz. Hala da harika geçiyor. Şanslıyım onu bırakıp da işe gitmediğim için. Bırakamazdım çünkü. 2 saatliğine bırakıyorum aklım onda kalıyor deliriyorum. Çok ağladı mı falan diye. Ecem hastalanınca çok kötü oldum. Geçen cumartesi kafasını yere vura vura ağladı. Hiç bir şey yapamayınca, ağlamaları saatlerce olunca bana bir şey oldu. O ağladı ben ağladım. Eltim koştu geldi sesimizi duymuş. Uzaklaştırdı bizi birbirimizden.
Bu günlerde annemi, babamı çok arıyorum. Keşke Akçayda olsaydık diyorum. Ya da onlar burada. Bir nefes kadar yakınımda olsalardı. Belki burada olsalardı bir kaç saatte olsa sorumluluğumdan kaçabilirdim. Sıkıntı duymazdım hiç kendimle ilgili. Kızımın ilacını içirirken, biri kollarından tutardı, biri oyalardı bende içirirdim.
Hey! Doktordaki kadın ben ev hanımı değilim. Çocuk sorumlusuyum. Sen ne kadar zor iş biliyor musun? Düşmemesi lazım, bu elma suyunu sonuna kadar içmeli, bezini değiştirmeliyim pişik olmasın. Hep stres. Bir canı büyütmeye çalışıyorum. Parayla oynamak gibi değil. Para her zaman kazanılır. Sen suratsız oldun mu o da senden daha suratsız oluyor. Birde bu iş 24 saat sürüyor. İşten geldikten sonra telefon çalınca deliren ben, gece 5 defa emzirmeye kalkıyorum uykumun en tatlı yerinde. Ben bu dünyadaki en zor mesleği yapıyorum anladın mı? İlla bir ünvan istiyorsan ANNEYİM.
![]() |
| Çıkarmadığım Sabahlık, Pijama ve Arada Giydiğim Terlikler |
Birde pijamalarımı hiç çıkarmıyorum. Sabahlık, pijama ve terlik. Terlik giyemiyorum kız ağzına sokuyor diye ama olsun. Fırsat buldukça geçiriyorum ayağıma. Bakkala giderken küfrede küfrede zoraki giyiniyorum. Ama saçlarımı taramıyorum. Cadı gibi gidiyorum bakkala. Allah'tan bakkal yakında, yan binanın altı. Kimseye görünmüyorum. Mümkün olsa pijamamla gideceğim bakkala.
Çok özlüyorum Akçay'ı. Annemi, babamı, kardeşimi. Çok ihtiyacım var gibi geliyor onlara. Eşim acayip ilgili bir baba, sabırlı bir eş. Ailesi deseniz melake insanlar. Torunlarına tapıyorlar. Ama annemler yok ya yalnızmışım gibi. Nazlanamıyorum, kapris yapamıyorum diye belki.
Aslında her şey doktora gittiğimde başladı. Girişteki kadın mesleğiniz ne diye sordu. Cevaplayamadım bir anda kal geldi. "Evdeyim"deyiverdim. Kadın "Hımm! Ev hanımı" dedi döndü yazdı. Sonra bir koydu bir koydu anlatamam.
Böyle başlamamıştı oysaki. Bayıla bayıla İzmir'e geldim. Akçay'daydım. Baktım iş yok. Birde kendi ayaklarımın üzerinde duracağım diye kalktım geldim İzmir'e. İşe girdim. Çok zor bir işte çalıştım. Hiç bilmediğim İzmir sanayilerini her gün arşınladım. Tam 6 sene boyunca. Hiç durmadım. Dinlemedim. Her fırsatta kaçtım Akçay'a. Tek başınaydım. Benle birlikte yola çıkan çoğu insan anasının babasının evine döndü. Ben büyük çabayla kalmaya çalışıyordum. Üniversite okumak için kardeşim geldi yanıma. Birlikte kalıyoruz. Baktım ben çok özlüyorum Akçay'ı. Onun dönecek olması beni çok korkuttu çok. Alışmıştım onla olmaya. Her annem babam gidişinde ya da Akçay dönüşlerinde ağlamaya başladım.
Dönüyorum tammmm derken eşimle tanıştım. Çok aşık oldum. Gözümde ne Akçay kaldı nede başka bir şey. Eşimi evlenmeye ikna ettik. Baya bir şirket gibi çalıştık ailesiyle. Harika bir evlilik yaptım. Aşık olduğum adamı her daim seveceğim. Sevdiğim şehir İzmir bana aşkı sundu.
Sonra çocuk yapalım dedik. Çok istiyorduk ama ben bu kadar çabuk olacağını düşünmemiştim. Yani millet 1 sene uğraşıyor. Biz ise ilk denememizde yaptık. Süperdi evren bizim çocuk yapmamızı bekliyormuş.
İşimden ayrıldım. Yani ayrılmak zorunda kaldım. Harika bir hamilelik dönemi yaşadım. Sağlıklıydım, eşim etrafımda pervaneydi. Aileler toruna ne alsak yarışına girdi.
Birde eşimle çalışıyorum kendi işimizde. Daha doğrusu ben her sabah işe gidiyorum eşim çalışıyor, ben dizi izliyordum. Son 6 senedir yapamadığım her şeyi yapıyordum. Bir sürü birikmiş kitap, dizi vardı. Hepsini bu dönemde okudum, izledim. Hiç evde gündüz kuşağını izlememiştim. Çalışıyordum. Bekardım.Kira, faturalar, kredi kartları ödemek zorundaydım. Yani sorumluluklarım vardı. Evlenince sorumluluk almaya devam ettim. Çakma sorumluluklardı. Hamilelikte hiiiçç bir sorumluluk almadım. Yan gelip devirdim popoyu. Haftaiçi alışveriş merkezlerine gittim hemde gündüz. Acayip birşeydi benim için. Hatta 4-5 kişinin bulunduğu sinema salonlarına gidince acayip sevindim.
Kızım doğdu. Bu zamana kadar güzel geçti vaktimiz. Hala da harika geçiyor. Şanslıyım onu bırakıp da işe gitmediğim için. Bırakamazdım çünkü. 2 saatliğine bırakıyorum aklım onda kalıyor deliriyorum. Çok ağladı mı falan diye. Ecem hastalanınca çok kötü oldum. Geçen cumartesi kafasını yere vura vura ağladı. Hiç bir şey yapamayınca, ağlamaları saatlerce olunca bana bir şey oldu. O ağladı ben ağladım. Eltim koştu geldi sesimizi duymuş. Uzaklaştırdı bizi birbirimizden.
Bu günlerde annemi, babamı çok arıyorum. Keşke Akçayda olsaydık diyorum. Ya da onlar burada. Bir nefes kadar yakınımda olsalardı. Belki burada olsalardı bir kaç saatte olsa sorumluluğumdan kaçabilirdim. Sıkıntı duymazdım hiç kendimle ilgili. Kızımın ilacını içirirken, biri kollarından tutardı, biri oyalardı bende içirirdim.
Hey! Doktordaki kadın ben ev hanımı değilim. Çocuk sorumlusuyum. Sen ne kadar zor iş biliyor musun? Düşmemesi lazım, bu elma suyunu sonuna kadar içmeli, bezini değiştirmeliyim pişik olmasın. Hep stres. Bir canı büyütmeye çalışıyorum. Parayla oynamak gibi değil. Para her zaman kazanılır. Sen suratsız oldun mu o da senden daha suratsız oluyor. Birde bu iş 24 saat sürüyor. İşten geldikten sonra telefon çalınca deliren ben, gece 5 defa emzirmeye kalkıyorum uykumun en tatlı yerinde. Ben bu dünyadaki en zor mesleği yapıyorum anladın mı? İlla bir ünvan istiyorsan ANNEYİM.
18 Ekim 2013 Cuma
Benim Kahramanım Sensin
Farkındayım anne olduktan sonra iyice duygusallaştım. Televizyonda gördüğüm her şeye ağlar oldum. Bu sefer gerçek bir ağlama sebebim vardı. Bu gece Okan Bayülgen'in programında cesur anneler gördüm. Onlar ağladı ben ağladım. Bir çok konu geçti programda benim aklımda kalan iki şey kaldı. Birincisi Melis'in annesiyle Gamze annenin ağlayarak konuşması. Yaşadıkları durum faklıydı. Birinin çocuğu hastaydı, diğerinin kendisi. İkisininde tek ortak noktası vardı çocuklarını bırakmak istememeleri.
.
Bazı şeylere ağlamak çözüm değil. Mücadeleyi bırakmak mümkün değil. Savaşmak gerekiyor. Ağlamanı görmemeli evladın. Benim kızım şimdi kendi yatağında uyuyor. Onu hastane yatağında uyuduğunu gözümde canlandıramıyorum bile. Gecede 10 kere üstünü örttüğüm, çoğunda nefesini kontrol ettiğim kızım azrail ile savaş verdiğini düşünmek bile kötüyken, o yürekli anneler yaşıyor bu korkuyu. Cesur anneler, kahramanlık savaşı veriyor kansere karşı.
İkinci aklımda kalansa çocuk kanserlerinin belirtileriydi. Çocuk kanserlerinde anne, babaların ve öğretmenlerin dikkat etmesi gereken belirtiler var. Çünkü çocukluk çağı kanserlerinde belirtilerle teşhis edilebiliyor. Taraması yok ancak belirtiler ortaya çıktığında doktorlar tarafından tespit edilebiliyormuş. Küçük bir dikkatimiz hayatımızı değiştirebilir.
.
Bazı şeylere ağlamak çözüm değil. Mücadeleyi bırakmak mümkün değil. Savaşmak gerekiyor. Ağlamanı görmemeli evladın. Benim kızım şimdi kendi yatağında uyuyor. Onu hastane yatağında uyuduğunu gözümde canlandıramıyorum bile. Gecede 10 kere üstünü örttüğüm, çoğunda nefesini kontrol ettiğim kızım azrail ile savaş verdiğini düşünmek bile kötüyken, o yürekli anneler yaşıyor bu korkuyu. Cesur anneler, kahramanlık savaşı veriyor kansere karşı.İkinci aklımda kalansa çocuk kanserlerinin belirtileriydi. Çocuk kanserlerinde anne, babaların ve öğretmenlerin dikkat etmesi gereken belirtiler var. Çünkü çocukluk çağı kanserlerinde belirtilerle teşhis edilebiliyor. Taraması yok ancak belirtiler ortaya çıktığında doktorlar tarafından tespit edilebiliyormuş. Küçük bir dikkatimiz hayatımızı değiştirebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



