doğum hikayem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum hikayem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Temmuz 2016 Pazartesi
Hilal Anne'nin SSVD Hikayesi -1-
En son yazımda acabalarım vardı; son derece duygusallaşmıştım ve sezaryan kabus gibi üzerime gelmeye başlamıştı. Son cümlem "Umarım başardım yazabilirimdi."
Ve evet başardım...
Güneş Neva ve ben başardık!
20 Nisan 2015 Pazartesi
Hilal Anne : Biri Güneş Biri Ay
Aylardır yazıyorum bu hikayeyi, belki bazılarınız artık doğur yeter diyor. Ne yalan söyleyeyim onca yıl hasretten sonra insan hikayesini bir çırpıda yazamıyor.
Uzun bir yoldu yalan değil... Kısa cümlelerle anlatmak olmazdı. Çektiği hasretin hakkını veren yazılar yazmak istedi HİLAL ANNE... Anlaşılsın istedi, yüzünde ki bu kocaman mutluluğun sebebi. İşte bu hafta geldi minik MUCİZELERİ...
22 Aralık 2014 Pazartesi
Ege +1 : Ege'nin Doğum Hikayesi
36. haftaya geldiğimizde Ege ile benim için NST zamanı
gelmişti. Bu arada yeğenim dünyaya gelmişti. 2012 Kasım’ında ben önce “anne
yarısı” oldum. Bir insan evladını kendi çocuğunmuş gibi sevmek, kokusuna, tek
bir gülüşüne âşık olmak neymiş onla öğrendim.
2 Ocak 2014 Perşembe
Doğum Hikayem Part 2 : Ecem Bebek Doğdu
Doğum hikayemin devamı :) (Part 1 okumak için)
Tam 7 saat oldu ama bende hiç bir değişiklik yok. Hala koridorda yürüyordum ve sancım 2 dakikada bir geliyordu. Pik yapıyordu 160-180-190. Annemler yemeğe gitti, eşimde dahil. Eşim hatta bir ara bir kaç saat ortalıkta görünmedi. Kendini Alsancak sokaklarına vurmuş. Dolaşmış durmuş. Ailenin tüm fertleri Alsancak’ın dört bir yanına dağılmış. Ne yapsın insanlar ben doğuramıyorum ve çok canım acıyor. Görmeye dayanamadılar.
Dayanamamaya
başladım. Gözümden yaş geliyordu artık. Çektiğim sancıyı görmesinler diye
odadan da çıkmıyorum. Eşim dayanamadı en sonunda ebeyi çağırdı. Ebe beni görür
görmez anestezi odasına götürdü, belimde kateter açılması için. Kateteri
takabilmeleri için kıpırdamam lazım. Ama olmuyor. Çünkü sancım sık geliyordu.
En sonunda takıldı. İnatla epidurali olmadım. En fazla 15 dakika daha
dayanabildim. Epidural 15.30 verilmeye başladı. Sadece tek bir doz. Çünkü
açılmam sadece 3 cm’di. Yani doktorum geldiğinde sezeryana girme ihtimalim çok
yüksekti
Nstye
bağladılar tekrardan. Odanın içerisini kızımın kalp atışları dolduruyordu. Ne
müthiş bir ses bu böyle. Sadece bir kaç saat sonra kucağım da olacaktı. Bu
sırada göstergeyi inceliyordum. Bir ara 200e bile çıktı. O an iyi ki epudurali
vermişler dedim. Epidurali bulan adama dua etmeye başladım. Şimdi de söylüyorum
iyi varsın epdurali bulan adam. Görüyorsun yükseliyor, sıcaklıkta var ve en son
kasılıyorsun ama acı yok. Ne müthiş bir şey.
Bacaklarımı
hissetmeye başlayınca tekrar yürümeye başladım. Herkesteki endişe artmıştı. Çünkü
saat 5 olmuştu. Baktım olmayacak Kordon'a yolladım herkesi. Evet, eşimi de
yolladım. Benim acım oldukça benden daha çok acı çekiyormuş gibiydi. Birde bira
içmesini söyledim. Yanımda bir tek annem, kardeşim ve kayınvalidem kaldı.
Tekrar
muayene ettiler. Açıklık 4 cm olmuştu. Sadece 2 cm kalmıştı. Doktorumun gelmesine
daha 1 saat vardı. O arada öğrendim ki öğrendim ki Alsancak’ta elektrikler
kesildiğinden ve bende değişiklik olmadığından doktorum biraz geç kalacaktı.
Acayip sevindim. Evren benden yanaydı. Normal doğum yapacağım.
Benle aynı
anda hastaneye gelen diğer hamileler koridorda dolaşıyor, gelen gideni uğurluyor.
Ben hala koridorda hababam yürü, başka bir faaliyet yok.
Saat 19.00.
Kaçınılmaz dakikalar geldi doktorum geldi. Doğum odasına aldılar beni. Yine
kendimden çok emindim kesin 6 cm açıklığım olduğuna. Dediği her şeyi yaptım
sonuçta açılmamıştır muhakkak. Muayene ederken yüzüne bakıyorum. Yüzü bozuldu.
Her ifadesi değişti.
“Açelya,
artık yapabilecek bir şey yok. Ameliyathaneyi hazırlayın, sezeryana alıyoruz”
dedi. Ben istemiyorum diyemedim. O ana kadar güvendiğim, sözünden hiç
çıkmadığım doktorumu ezemezdim. Bu güne kadar benim hakkımda doğru karar veren
biri mutlaka benim için bildiği vardır.
Doğumhaneden
çıktım. Herkes gözümün içine bakıyor. Doktorum ben çıkmadan açıklama yapmış
zaten. Odaya aldılar giydirmeye başladılar. Deli gibi ağlıyorum. İnadım
kırılmıştı. Kızım inadımı daha doğmadan kırmıştı. Eşim, annem, babam, kardeşim
herkes ağlıyor. Hasta bakıcıların bile ağladı. Herkes mücadelemi gördü. Ebemin
bile gözleri doldu. “Fotoğraf makinasını unutmayın” diyorum. Hemşirelerimden
biri “Sen merak etme. Biz çekeceğiz senin fotoğraflarını.” Dedi. Rahatladım.
Çünkü hep planımız normal doğuma gireceğimi düşündüğümüzden eşim
fotoğraflarımız çekecekti. Güzel anlar paylaşacaktık.
Bu arada
anestezi uzmanı kız fotoğrafımı çekmeye başladı. “Çok güzel fotoğraflarını
çekeceğim merak etme” diyordu. Gözlerimi kapadım ve beklemeye başladım.
Ebem bağırdı.
“19.55 Ecem bebek doğdu”. Beklediğim sağlıklı ağlaması geldi “Annieee” diyeı.
Ağlamaya başladım. Yanıma yaklaştırdılar kokladım. Her halde ağladığına
sevineceğim başka bir zaman olmaz.
40 hafta 5
günlük hikâyem bitmişti. Artık hamile değildim anneydim.
31 Aralık 2013 Salı
Doğum Hikayem Part 1: Daha Doğmadı Mı?
Tanrı öyle
yaratmış ki kadınları en dayanılmaz acıları yaşa ve doğurduğunu, bu acıları
düşünerek her şeyden koru demiş. Öyle zahmetlere katlanıyor ki insan anne olmak
için, o doğunca hayatındaki en önemli varlık oluyor. İşte bende öyle şeylere
tahammül ettim ki, Tanrı bana en güzel ödülü verdi. Minik kraliçem Ecem'i.
Doyumsuz 40
hafta 5 gün yaşadım. Her şeyi çok yaşadım. Çok kustum, çok öğürdüm, çok uykusuz
kaldım, çok gezdim(:)). Ama hepsi o içimde tekme atınca geçit bitti birden.
Daha içimdeyken belliydi çok nazlı olacağı.
Bu
tamamıyla fantastik bir film. Romantik komedi filmlerim hepsi benim için
fantastik bundan sonra.
Hiç bir
şeyin planlanarak olacağını düşünmezdim. Kocaman çantalar hazırladım. Hem ev,
hem de araba için. Dışarda bir yerde doğurursam diye araba da çantanın olması
iyiydi. Olmadı.
40 hafta 3
günlükken doktoruma gittik. "Açelya perşembeye kadar doğurmazsan, ne yazık
ki suni yollara başvuracağız" dedi. İçim yandı. O doktora gidiş sebebim
bile normal doğum yapmak içindi. Şimdi bana sezeryandan bahsediyordu." Ne
korkunç bir şey sezeryan, seni ikiye bölüyorlar resmen." deyip durdum tüm
hayatım boyunca. Düşünemezken gerçekle burun burunaydım. Sezeryan olma
ihtimalim çok yüksekti. Çünkü Ecem hiç aşağıya inmemiş ve rahimde sadece 1 cm
açıklık vardı. Tabi bilmediğimden bu açılma bile bana büyük gelmiş.
2 gün çok
hızlı geçti. Son gün içim içime sığmadı. Alışverişe bile gittim. O Hatay’ın
yokuşlarını seke seke çıktım. Çok hareketle olmamla övünüyordum ama son
kontrolde Doktorum " Böyle olmaman lazım. Şu anda az hareket ediyor
olmalıydın" dedi. Pek takmadım. Hamileliğim boyunca hiç penguen gibi
yürümedim. :)
Nst ye
bağlıydım. Sancının geldiğini görüyordum. Ama acı yok. Tekrar o filmler
yalandı. Bebeğin kalp atışı hızlanıyor, karnın kasılıyor ve ısınıyor ve ekranda
80 yazıyordu. 10 sn.ye falan sürüyordu.
Kalktım,
yürümeye başladım koridorda. Benimle aynı anda hastaneye gelen 2 gebe daha
vardı. 2side sezeryandı. Biri ben koridorda yürürken ameliyathaneye aldılar.
Ben yürüyorum, bebek geldi. Ben yürüyorum anne geldi. “Aman ne güzel pırt diye
doğurdu” diyorum.
11 gibi
ebem muayene etmek için beni doğum odasına aldı. Ben kendime o kadar
güveniyorum ki kesin 6 cm açıklık olmuştur diye. Yok, hala 1 cm açıklık var.
Moralimi bozmamı ve yürümeye devam etmemi. Açılma başladığına çok hızlı
geliştiğini söyledi. Moralimi bozmaya gerek yok. Çünkü ben öyle ya da bu
şekilde normal doğum yapacaktım. İnatçıyım ve başaracağım.
İşte gerçek
acı suyumun gelmesinden sonra başladı. 2 dakikada bir 10 saniye süren acı ilk
başta çok değildi. Çok canımın yanacağının sinyalini veriyordu.
13.00 de
doktorum geldi. Geldiğinde ilk defa oturmuştum. Ecemi kontrol etmek için nstye
bağlamışlardı. Anlıyorum korkuları büyük ya içeride başına kötü bir şey gelirse
diye endişeleniyorlardı. Tekrar muayene ettiler suyumun gelmesinden bu yana 1,5
saat geçmişti ama açılmada bir değişiklik yoktu. Konuşmaya başladık.
Ben
"Sezeryan olmak istemiyorum. Normal doğuracağım. Kesin kararlıyım.
Doktorum:
"Seni normal doğurtacağım. Acın çok fazla olacak. Dayanabilir misin?"
Ben:
"Acım fazla olmayacak, dayanacağım"
Doktorum:"
Saat 3 olduğunda acın fazlalaştığında beni sezeryana alın dediğinde, seni
sezeryana alamam. Bunu bana demeyeceksin değil mi?"
Ben :
" Burak Bey, kesin kararlıyım normal doğuracağım.”
Doktorum:
"6 da geleceğim eğer 6 cm açıklık yoksa sezeryana alacağım. Başka bir
çarem kalmıyor. Geçen her dakika bebeği riske atmış oluyoruz. Eğer 6cm açıklık
olursa seni yarın sabaha kadar beklerim. Bunun için her şeye rağmen
yürümelisin"
Ben: "
Anladım. Ben kesin kararlıyım normal doğuracağım."
(Devamını okumak için Tık Tık!)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

