2 Ocak 2014 Perşembe

Doğum Hikayem Part 2 : Ecem Bebek Doğdu


Doğum hikayemin devamı :) (Part 1 okumak için)


Tam 7 saat oldu ama bende hiç bir değişiklik yok. Hala koridorda yürüyordum ve sancım 2 dakikada bir geliyordu. Pik yapıyordu 160-180-190. Annemler yemeğe gitti, eşimde dahil. Eşim hatta bir ara bir kaç saat ortalıkta görünmedi. Kendini Alsancak sokaklarına vurmuş. Dolaşmış durmuş. Ailenin tüm fertleri Alsancak’ın dört bir yanına dağılmış. Ne yapsın insanlar ben doğuramıyorum ve çok canım acıyor. Görmeye dayanamadılar.
15.00 acım çok fazlaydı. Ebem geldi. "Epidurali verebiliriz istersen. Bu acıyı çekmek zorunda değilsin" dedi.  İstemedim. Kulaklarımda tek kelime var "Açılma yavaşlar". İstemiyorum açılmamın yavaşlamasını. Bu kadar suni sancıya rağmen sadece 2 cm açılmam var. Birde epidurali olursam, hiç açılmayacak. Yürüyorum yürüyorum. Zaten o gün verdim ben bütün hamilelik kilolarımı. Karnım yukarda toplanmaya başladı. Sanki her sancıdan sonra karnım yukarı çıkıyordu.
Dayanamamaya başladım. Gözümden yaş geliyordu artık. Çektiğim sancıyı görmesinler diye odadan da çıkmıyorum. Eşim dayanamadı en sonunda ebeyi çağırdı. Ebe beni görür görmez anestezi odasına götürdü, belimde kateter açılması için. Kateteri takabilmeleri için kıpırdamam lazım. Ama olmuyor. Çünkü sancım sık geliyordu. En sonunda takıldı. İnatla epidurali olmadım. En fazla 15 dakika daha dayanabildim. Epidural 15.30 verilmeye başladı. Sadece tek bir doz. Çünkü açılmam sadece 3 cm’di. Yani doktorum geldiğinde sezeryana girme ihtimalim çok yüksekti
Nstye bağladılar tekrardan. Odanın içerisini kızımın kalp atışları dolduruyordu. Ne müthiş bir ses bu böyle. Sadece bir kaç saat sonra kucağım da olacaktı. Bu sırada göstergeyi inceliyordum. Bir ara 200e bile çıktı. O an iyi ki epudurali vermişler dedim. Epidurali bulan adama dua etmeye başladım. Şimdi de söylüyorum iyi varsın epdurali bulan adam. Görüyorsun yükseliyor, sıcaklıkta var ve en son kasılıyorsun ama acı yok. Ne müthiş bir şey.
Bacaklarımı hissetmeye başlayınca tekrar yürümeye başladım. Herkesteki endişe artmıştı. Çünkü saat 5 olmuştu. Baktım olmayacak Kordon'a yolladım herkesi. Evet, eşimi de yolladım. Benim acım oldukça benden daha çok acı çekiyormuş gibiydi. Birde bira içmesini söyledim. Yanımda bir tek annem, kardeşim ve kayınvalidem kaldı.
Tekrar muayene ettiler. Açıklık 4 cm olmuştu. Sadece 2 cm kalmıştı. Doktorumun gelmesine daha 1 saat vardı. O arada öğrendim ki öğrendim ki Alsancak’ta elektrikler kesildiğinden ve bende değişiklik olmadığından doktorum biraz geç kalacaktı. Acayip sevindim. Evren benden yanaydı. Normal doğum yapacağım.
Benle aynı anda hastaneye gelen diğer hamileler koridorda dolaşıyor, gelen gideni uğurluyor. Ben hala koridorda hababam yürü, başka bir faaliyet yok.
Saat 19.00. Kaçınılmaz dakikalar geldi doktorum geldi. Doğum odasına aldılar beni. Yine kendimden çok emindim kesin 6 cm açıklığım olduğuna. Dediği her şeyi yaptım sonuçta açılmamıştır muhakkak. Muayene ederken yüzüne bakıyorum. Yüzü bozuldu. Her ifadesi değişti.
“Açelya, artık yapabilecek bir şey yok. Ameliyathaneyi hazırlayın, sezeryana alıyoruz” dedi. Ben istemiyorum diyemedim. O ana kadar güvendiğim, sözünden hiç çıkmadığım doktorumu ezemezdim. Bu güne kadar benim hakkımda doğru karar veren biri mutlaka benim için bildiği vardır.
Doğumhaneden çıktım. Herkes gözümün içine bakıyor. Doktorum ben çıkmadan açıklama yapmış zaten. Odaya aldılar giydirmeye başladılar. Deli gibi ağlıyorum. İnadım kırılmıştı. Kızım inadımı daha doğmadan kırmıştı. Eşim, annem, babam, kardeşim herkes ağlıyor. Hasta bakıcıların bile ağladı. Herkes mücadelemi gördü. Ebemin bile gözleri doldu. “Fotoğraf makinasını unutmayın” diyorum. Hemşirelerimden biri “Sen merak etme. Biz çekeceğiz senin fotoğraflarını.” Dedi. Rahatladım. Çünkü hep planımız normal doğuma gireceğimi düşündüğümüzden eşim fotoğraflarımız çekecekti. Güzel anlar paylaşacaktık.  
Doğumhaneye indim. Bütün herkes konuşuyordu “Koridorda yürüyen hamile geldi” diye. Anestezi uzmanları falan beklemiş beni. Doktorumun elini tutarak ameliyathaneye girdim. Beldem aşağımı uyuşturdular. Kızıma kavuşmama artık dakikalar kalmıştı. Sedyeden ameliyat sedyesine kendim geçtim. Doktorum “Normal zaten doğuramaman. Çünkü hiç ağırlaşmadın” dedi. Bana moral veriyor, gözyaşlarımı siliyordu. “Sen mükemmel bir hamileydin. Her dediğimi yaptın. Büyük bir mücadele verdin. Yapabilecek bir şey yok. Kızını riske atmak istiyor musun?” diyordu. Ebem “Harika iş çıkardın. Eskiden doğum sırasında ölümler bu yüzden oluyordu. Beklememen senin için daha iyi.” diye motive ediyordu.
Bu arada anestezi uzmanı kız fotoğrafımı çekmeye başladı. “Çok güzel fotoğraflarını çekeceğim merak etme” diyordu. Gözlerimi kapadım ve beklemeye başladım.
Ebem bağırdı. “19.55 Ecem bebek doğdu”. Beklediğim sağlıklı ağlaması geldi “Annieee” diyeı. Ağlamaya başladım. Yanıma yaklaştırdılar kokladım. Her halde ağladığına sevineceğim başka bir zaman olmaz.

40 hafta 5 günlük hikâyem bitmişti. Artık hamile değildim anneydim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...