23 Aralık 2016 Cuma

Güzel günler istiyorum!


Ben çocuklarım anne ve baba olsunlar diye yetiştiriyorum. Uzun ömürleri olsun diye büyütüyorum. Yaptıkları işlerle ilgili gururlanmak, saçlarına düşen ilk akları görmek istiyorum. Burak'ın büyüyüp beni kucaklayıp sarsın, Ecem'in elinden yeni yemekler tatmak istiyorum. En absürt sohbetlerine dalga geçilen malzeme olmak istiyorum. Beni kızdırsınlar, ben onlara bağırıyım, sonrada bana saatlerce gülsünler istiyorum. Anlatacak ortak hikayelerimiz olsun istiyorum. Güzel bir hayat vermek istiyorum onlara. Yaaa torun sevmek istiyorum ben torun!

Ama ben siz şehit edesiniz diye çocuk yetiştirmiyorum. Hiç uğruna ölsün diye büyütmüyorum. Gezmeye gittiği yerde yanında bomba patlayıp eve cenazesi gelsin istemiyorum. Twitterda "Çocuğum oradaydı. " diye twit atıp cümle aleme sormak gibi bir çaresizliğe düşmek istemiyorum. Tarikatlar, cemaatler beynini yıkaması için doğurmadım onları. Birilerinin kirli oyunlarına piyon olmaları için uykusuz kalmadım günlerce ben. 21 yaşında parçalanmış bedenine sarılarak ağlamak istemiyorum. Kara toprağın kollarına değil bana sarılsınlar istiyorum. 

Belki Berkay okulunu bitirebilseydi, kansere çare bulabilecekti. Hiç uğruna yitip gitti. O 18, 19, 20, 21 yaşında şehit olan askerlerimiz. Yok adları aklımda. O kadar çoklar ki! Mehmetçik! Ne işler yapacaklardı kim bilir. Belki içlerinden biri yeni Sabancı olacaktı. Hiçbirşey olamasalardı bile eve dönüp annelerine sarılacaklardı. Çok gençler, tazecikler, filizler. 

Benim bir şekilde geleceğim oldu. 32 yaşındayım ben bile gencim daha. Yaşamak istediklerim yaşayacaklarım var. İçinde bulunduğum korku benden daha kısa yaşamaları. Benden daha az hayallerini gerçekleştirememelerinden kaygılanıyorum. Korkuyla değil bayrak, vatan, farklılık, kardeşlik sevgisiyle yeşeren bir gelecekleri olsun istiyorum.

 S.çtınız ülkenin içine. Gencecik ülkem yine "Yaşlı Adam" oldu.

8 Ekim 2016 Cumartesi

Hilal Anne'nin Güneş Neva'yı ve Süt Çocuklarını Emzirme Hikayesi

Her bebek farklı; her bebeğin süt hikayesi de farklı...

Derin ve Denizi 32 haftalık kucağıma aldığımda daha doğrusu alamayıp küveze gönderdiğim de anne sütünün önemi hakkında böylesi bilgilerim yoktu.  

Sezeryan sonrası odaya süt sağmaya gelen hemşirelere ne yaptıklarını sordum ve bana küvezde olan bebeklerimin bir an önce iyileşmesi için tek ilacın bu muhteşem sıvı olduğunu söylediler. Son derece tecrübesiz ve endişelerle dolu bir anne olarak ilk süt hikayemiz başlamıştı. 

Hamileliğim boyunca bir defa bile ne ile besleneceklerini iki bebeği nasıl emzireceğimi düşünmemiştim. Hastanede aldığım kısa süreli emzirme eğitimi ile hiç emziremediğim bebeklerime sağım yapmaya başladım. Daha önce ki yazılarımda da anlattığım gibi iki bebeğimi 7 ay sadece anne sütü ile beslemeyi başardım. Sonrasında iş hayatı ve sağım düzensizliği ile sütüm son buldu.


Şimdi bambaşka bir deneyim yaşıyorum.
Güneş Neva başlıbaşına bir deneyim benim için. Doğal gebelik ,doğal doğum ve doğal beslenme.

Tam organik Güneş Neva ‘mızı ilk doğduğu yarım saat içinde emzirmeye başladım. Yapamam sanmıştım aslında. Korkmuştum. Ama gözleri gözlerime değince, kucağımda bulduğu sakinliği hissedince aslında nasıl da bir annelik lüksü içinde olduğumu anladım. Sarılığı bile 3 gün içinde atlattık. Neva' yı uyandırıp emzirmek zor olsada başardım. Altını açtım, soydum, mıncıkladım ve emzirdim. Vazgeçmedim elbette ve  atlattık.

Derin ve Deniz'e hamileliğim boyunca dünyaya gelecek bebeğimizin yemek yiyemeyeceğini ve sadece benim onu emzireceğimi anlattım. Korkum elbette kaşla göz arasında bebeğe köfte falan yedirmeye çalışmalarıydı. Çok şükür böyle bir şey denemediler! 


Diğer bir korkumda acaba onu emzirirken görüp etkilenirler mi oldu? Yeni bir bebeğimiz olmuş olsa da itiraf etmeliyim hayat hala ikiz büyütme telaşı ile geçiyor. Zaten ikiz olmanın yükünü taşımaya çalışan miniklerim bir de kardeş sendromu yaşamasınlar diye hayatı normalleştirmeye çalışmaktan anormal bir anne olmaya başladığım doğrudur. Çok şükür ki emzirmem onları etkilemedi zaman zaman Derin'i bebeklerini emzirmeye çalışırken görsekte oyun dünyasına müdahale etmiyoruz. Masum bir evcilik oyunu ve minik bir anne o!



Emziriyorum Neva'yı her istediğinde ve her yerde. Ne kadar süreceğini bilmediğimiz bu lüksü sonuna kadar kullanmak ve onun o anne sütü akan yanaklarını uzun süre kokmak istiyorum.
Her ay kontrole gittiğimizde kaç gram aldığını heyecanla öğrenmek istiyorum. Ona canımdan akan canı rakamlarda görmek eşsiz bir şey. Bu arada sağamaya da devam ediyorum. İşe başladığım için Neva gündüzleri biberonla besleniyor. Bu süreç için biriktirdiğimiz de epey sütümüz oldu. Sütlerin çokluğu bana yıllardır özendiğim ve arzuladığım ‘SÜT ANNELİĞİN! ‘ kapılarını açtı.

Öncelikle haziranda doğan canımız minnişimiz Derin,Deniz ve Neva nın biricik kuzeni DEFNE'mizin süt annesi oldum. Sonrada Manisa'da biri prematüre bir diğeri kalp ameliyatı olan bebeğe anne sütü yolladım. Ne mutlu Neva'ya ve bana ki şifa paylaştık minik bebeklerle. Şanslı hissediyorum kendimi onlara süt verebildiğim için bu sebeple elimden geldiğince hedefim iki yaşa kadar gelişimini anne sütü ile desteklemek. İkizlerde kısa süren anne sütü hikayemizin bu sefer uzun sürmesini hayal ediyorum umarım nasip olur. Olmasaydı ne olurdu sütüm hiç bir şey olmazdı. Öyle okurken yüzü düşen üzülen anneler görmek istemem elbette. Sevgi veriyoruz biz onlara bazı annelerin bünyesi süt yapmaz bazıları tecrübesizliğinin kurbanı olur kısa sürer süt üretimleri bazıları ise çevresindekilerin çok bilmişliğinin kurbanı olur ve gereksiz yere mama ile tanışır kaybeder sütünü. Her ne olursa olsun büyür bebeler yeter ki anneler Mutlu olsun sevgi versin onlara! İçinden gelen süt anne bulsun içinden gelen mama versin hepsi ama hepsi sağlıkla büyüsün bebelerin!

 Anneler daha ne ister ki!

5 Ekim 2016 Çarşamba

Emzirmek Acaba Gerçekten Mucize Mi?




Mucize ya da tansıkbilimsel yasalarla açıklanamayan ve ilahî güçlere mal edilen, inananları tarafından hoş karşılanan, sıra dışı olay.

Belki büyük bir iddia olacak ama emzirmek çokta "Mucizevi" birşey değil. İlk insandan bu yana yapılan bir beslenme şekli mucizevi olamaz. Çünkü biz emzirmeyi açıklaya biliyoruz. Memelerdeki ter bezlerinin başkalaşıp süt üretmesi ve bu sütle bebeklerimizi beslememizdir. En ilkel beslenme yöntemi değil mi bu?

4 Ekim 2016 Salı

Nur: Daha

Bu 
Hoş geldin Efe’m!
Gönlümün ikinci baharı,
Ömrümün ikinci miladı,
Küçüğüm, fındık kurdum

26 Eylül 2016 Pazartesi

Az Sonra

İşte bitti yaz.

Ben bu yazdan hiç birşey anlamadım. Hoş bu aralar geçen günlerden pek birşey anlamıyorum da. Bir bakıyorum sabah bir bakıyorum akşam. Bir telaş, bir acele, bir koşuşturma. İki çocuk yönetmek vakitten anlamamana sebepmiş.

Bitmedi de telaşlarımız. Mekan değişiklikleri, kafadaki işlerin tamamlanması, Ecem'in okul telaşları. Böyle uzayıp gidiyor.

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Deniz San İçin Anne Sütü!!


Merhaba,

Deniz San Bebek… 


Bir çoğunuz sosyal medya paylaşılan postlardan tanıyorsunuzdur belki. Deniz San İzmir Ege Üniversitesi Çocuk Hastalıkları bölümü H blokta yatıyor. Anne karnındayken bağırsak düğümlenmesi sonucunda doğum sonrası bir dizi ameliyat geçiriyor. Bağırsaklarının bir bölümü alınıyor. Hatta ameliyatların sonuncusunda kalbi duruyor. Kısa Bağırsak Sendromu sorunuyla baş başa kalmış durumda. 

 Şuan da Deniz burundan besleniyor. Bunu sebebi bağırsakları kısa, kendine gelmediği ve sağlıklı olmadığından bu yönteme başvuruyor doktorlar. Burundan beslenmede bebekler sadece ve sadece ANNE SÜTÜyle beslenebiliyorlar. Mama buruna koyulan hortumlardan geçemeyecek kadar kalın olduğundan verilemiyor. Bebekler burundan beslendiği için kilo alımları çok yavaş oluyor. Çünkü ANNE SÜTÜnün emilimin bir kısmı bağırsakta gerçekleşir. ANNE SÜTÜ bağırsaklarda dolaşamadığı ve vücutta çok kalamadığından kilo alımları yavaş olur.

Deniz'in bağırsaklarının uzaması lazım ki kendi aldığı besinler gelişiminde yeterli olsun. Bağırsağıda en sağlıklı bir şekilde uzatan tek besinde ANNE SÜTÜ.

Deniz San şuanda 4 kg ve 9 aylık. Deniz’ın sağlıklı bir şekilde evine gidebilmesi için günde 1 kg anne sütüne ihtiyacı var.

Deniz’ın sağlığına kavuşabilmesi, bizim buzdolabında bir gün kullanırım diye biriktirdiğimiz ANNE SÜTlerine bağlı.

Onlar dolapta beklemesin. Denizhan’ın sağlığına kavuşabilmesi için birleştirelim ve ona can olalım. Şuana kadar giden ANNE SÜTLERİYLE GIDIM GIDIM KİLO almaya başladı DENİZ.



Daha yolumuz uzun...


Sigara,alkol ve ilaç kullanmayan, sağlıklı koşullarda damla damla binbir emekle sağan ANNE SÜTLERİNİ anneler Deniz’ın ailesine ulaşın…


Telefon numaraları;


 Telefonlarına sürekli bakamıyorlar. Whatsapp’tan ya da mesajla ulaşıp müsait olduklarında görüşebilirsiniz.

Eğer aramadan hemen götürecekseniz

Ege Üniversitesi Hastanesi Çocuk Hastalıkları Bölümü H blok 2. Kat 224 numaralı oda.

Haydi Güzel Birşeyler yapalım!!

Açelya…








22 Ağustos 2016 Pazartesi

Memeden Bırakma 1.Aşama Süt Alerjisi

Burak'la birlikte yeni bir döneme giriyor ilişkimiz; Meme bırakma.

Bazı şeyler başkalarına öneriler verirken çok kolaymış.

"Kararlı olmalısın. Bu ikiniz içinde önemli."
"Böyle yaparak çocuğu ve kendini daha çok üzüyorsun."
"Üzüldükçe daha çok süt üretip mastit olacaksın."

Ne kelimeler bee!

28 Temmuz 2016 Perşembe

Ben 50 Yaşındayken Bu Gün


Sıcak çok sıcak. Uyuya kalmışım güneşin altında. Gözlerimi açarken göz kapaklarımda parlayan ışıkları izliyorum. Öyle yanmışım ki göz kapaklarım birbirine yapışmış sanki. Şezlongun üzerine, başım yamuk bir şekilde uyumuşum.

Boynum tutulmuş. Kaç saattir böyle uyuyorum ki. Eh bira mı o? Iggyy! Bu biradan anladığım kadarıyla en az 1 saattir güzel bir uyku çekmişim.

Kumda geniş kollu, uzun bacaklı, hafif göbekli, yürüdükçe hareket eden gür saçlı kumral  bir oğlan bana doğru yürüyor. Gözlerimi tam açamadığımdan ve güneşin parlamasından seçemiyorum. İşte yüzüne büyük gelen gözler. 

Burak.

26 Temmuz 2016 Salı

Hilal Anne'nin SSVD Hikayesi 2

Hilal Anne'nin Yazısının Devamı;



Hemen doktoruma ve Vildan ebeye NST'leri yolladım. "Evet, doğum başlamış gel." dediler. Hastaneden eve geldim. Ilık bir duş aldım. Çocuklarımı uyuttum ve gece 10 gibi yola çıktık. 

Araba hareket etmesi ile hıçkırıklara boğuldum. Evde iki tane meleğimi bırakıp gitmek çok zordu. Hastanede bizi Vildan Ebe karşıladı. İlk yüz yüze tanışmamızdı, hayatımın kahramanı kadınlardan biri olacağını anladığım o ilk an...

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Hilal Anne'nin SSVD Hikayesi -1-


En son yazımda acabalarım vardı; son derece duygusallaşmıştım ve sezaryan  kabus gibi üzerime gelmeye başlamıştı. Son cümlem "Umarım başardım yazabilirimdi."

Ve evet başardım... 

Güneş Neva ve ben başardık!  

21 Temmuz 2016 Perşembe

Neden Siyah


Onca renk varken neden siyahı tercih etmek? 
Elele tutuşmak yerine neden silah tutmak? Dünyayı aydınlık gözlerle bakmak varken simsiyah peçelerle korkarak bakmak neden? 

Uzun uzun, pis sakalların arkasına saklanmış dudaklarla tükürük saçarak konuşmak neden? 

Ezmek neden gerekiyor düşmüşü, korkmuşu?

Bırak kim ne isterse yapasın!
 Kimi sarsın örtüsünü kimi açsın eteğini. Kimi örtünmeye islam desin kimi katolik! 

Kötü gözle bakmak neden örtüğe eteğe? Kim içindeki biliyormusun ki yargılıyorsun? İçindeki iyilikte senin kötülükte. Hangi gözlükle bakıyorsan o senin dünyan.

Nedir bu öldürme aşkı? Kabil'in hissettiği duygu en eskisi en kötüsü... O bile utanmış yaptığına. Şimdiki bizler gurur duyuyoruz yaptığımızla.
 
Öldüreceksen içindeki öldürme aşkını, nefreti öldür. Bırak, barış çiçekleri açsın içinde. Göreceksin senin içinde cennet olacak burası. Burada yaptıklarınla yargılanacaksak diğer dünyada, cennet yap burasını da cennetle mükafatlan.

Sınırlar, bekletilmek, herkesi o kötüler  gibi sanmak neden?

Neden sınırlandırıyoruz kendimizi?! Kaldırın sınırları! Dünyanın 7 harikasını özgürce görmek istiyorum.

15 Temmuz 2016 Cuma

Kim Bu Mucizenin Annesi 34-35. Hafta


Yeni doktorum 2 haftada bir görmek istemişti beni. 32.haftadan sonra ilk randevumuz bu hafta Salıydı. Bu sefer ultrasonda bakmadı Tuna'ya. Sadece nst ( non-stres test ) istedi. Gebeliğin en sevdiğim rituellerinden biri. Biz yine tam kadro gittik doktora tabi. Bennuşka için değişik deneyimler bunlar. Umarım ilerde az da olsa hatırlar.

14 Temmuz 2016 Perşembe

İnternetsiz 5 hafta


                                    

Ajssnlfskkngjgşk,lrlmvakfülr!!!çççç

Anam bilgisayarda yazmada bocaladım baya. Ay bu klavyede nasıl yazılıyordu ki? 

Neredeyse 5 haftadır bilgisayar başına oturmadım. Bir yazıyım demeye fırsat bulamadım. Hatta öyleydi ki üç hafta bildiğiniz internetsizdim. Evet! İnternetsiz. İnternet hesabı yapan Genç Turkcelli gibi. "Aman bunu internette koymayayım da internet paketim bitmesin." dedim. Turkcel de ne kadar haftalık, aylık paket varsa dibine kullandım. Öyle ki telefon internetin yavaşlığından kafayı yiyip, ısınmaya başladı. 

30 Haziran 2016 Perşembe

Oldu Böyle


2002 seçimleri. Bir grup arkadaş ilk defa oy kullanacağız. Yanılmıyorsam yaz sonuydu. Konuşuyoruz seçimler nasıl olacak? İlk oyumuzu kullandık mı Türkiye’ye kurtulacak. Çünkü öyle öğrendik. Bir oyumuzun herşeyi değiştireceğini. Bu bizim vatandaş olarak tek söz hakkımızdı. Atatürk bunu bize vermişti ve her biri çok kıymetliydi.

Anne babalarımızın yaptığı hataları yapmayacaktık. Onlar 80ler 90larda çok büyük hatalar yapmıştı. Yanlış insanlara yanlış güçleri verip bizi iç savaşa sürüklemişti. Denizler ölmüş, bıyıklar sivrilmişti. Korkak nesil olmayacaktık. Sindirilmiş, asker – polis korkusu olmayan dik duruşlu insanlar olacaktık. Yürüyen, isyan eden, hatta yeri geldi mi seçtiğimizi devireceklerden olacaktık. Belki Fransız devrimi gibi. Ölecektik ama tüm dünya bizi konuşacaktı.  

O zaman haber kanallarında İsmail Cem’i görüyorduk. Ne yakışıklı bir adam? Kendiyle barışık, sonra tüm dünyayla. İnanıyoruz ona. Beyaz teniyle masmavi bakıyor. Bütün sanatçılar destekliyor. Kanalara çıkıp konuşuyorlar. Yılmaz Erdoğan'ın çıkıp konuştuğunu hatırlıyorum İsmail Cem’le ilgili. Sanaçılar destekliyor ya güvenim daha da arttı ona karşı.

Sonra bir anda ne oldu hatırlamıyorum. –İnternette yavaş bakamıyorum.-Bir anda İsmail Cem yok olmaya başladı. Kimse desteklemiyor, inanmıyordu. Hepimiz birlik olalım, oylar bölünmesin diye CHP’ye dönük. Yani o zaman ki halimizden daha kötü yapamazdı ya bizi. Bir kere Atatürk’ün partisi. Birazcık ondaki akıldan onlarda varsa yırttık demek ki.

Yine ne oldu anlamadım. –Bakmak bile istemiyorum.- Bu adam başımızda. Nasıl ya? Nereden geldi? Ben bunu hiç görmedim ya. Hatta seçim yasaklısı? Benim kullandığım oy ne oldu?
O vakitler sesini duymaya tahammül edebiliyorum. Dinliyorum kanallarda. Haber kanallarının bazıları tarafsız, penguen belgeseline geçmemişler. Herşeyi net yansıtıyorlar. Bazı dedikleri mantıklı.

“Yaaa. Bizi daha kötü ne hale sokabilir ki?” dedim.

İşte bu haldeyiz. Anneme, babama kızar, korkaklıkla suçlarken şimdi benim çocuklarım beni katillikle suçlayacak.

İnsafınız kurusun, hiç mi insanlık yok sizde? Hiç mi Allah korkusu? Ölümü bize böyle yaşatırken hiç mi ölüm korkunuz yok? Nasıl böyle anlamsızca açıklamalar yaparak konuşuyoruz.

Asıl suç bizde! Kullandığımız o oyda suç. Birlik olamamızda. Milli duyguları “Yiyecek tabi.”lerle değiştirdiğimizden.

Bugünlük 41 kişi, daha önceleri daha fazlası, yüzlerce şehit –hem de hergün-.

Çocuklarımın yüzüne bakarken onları koruyamayacak olmaktan çok korkuyorum.

Utanıyorum…


Çünkü babam gibi kendimi savunacak bir düşüncem bile yok. “Oldu böyle.” diye cevap verebilirim büyük enkazın arkasından. “Ama bak duble yollarda tanklar ne güzel geziyorlar.” demekten çok korkuyorum.  

20 Haziran 2016 Pazartesi

Aynı Onun Gibi

Bu dünyaya onun sayesinde gelirsin. Gözünü açtığın andan itibaren umudun, cesaretin, aşkın olur. Sarıp sarmalar, beni taşısa taşısa o taşır dersin.  Yıllar geçer seni el üstünde tutan başka ele devreder. İçi gider, ağlar, "ben arkandayım, burası hep senin evin."der ve  teslim olur. 

Devr alan hep ona benzer. Hatta dersin ki "aynı onun gibisin." Çünkü ona benzeyeni bulmuşsundur. İlkindir, tek bildiğin, öğrendiğin. Başka ezber okumak istemezsin. Gün gelir devr alanı o yaparsın kızının gözünde. 

İşte bu hep devr eder. Senin baban, onun benzeri kızının babası olur. 

Babamın, eşimin, kayınpederimin başta olmak üzere herkesin babalar günü kutlu olsun. 

Kim Bu Mucizenin Annesi 33. Hafta

     İznin bir haftası bitti bile. Gebeliğiminse 33.haftasına geldik. Zaman hem geçiyor hem geçmiyor sanki. Ne zaman geldik 33’e ya da Bennu ne zaman doğdu da büyüdü de abla olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

       Bennu’yu doğurduğumdan beri hep vardı aklımızda ikinci çocuk fikri. Bir ara meşhur olan “ Tek Çocuk “ furyasına hiç kapılmadık. Zaten hiç anlam veremiyorum. Bu düşüncede olanlara sorduğum ilk soru “ Senin kardeşin var mı? “ oluyor. Eğer cevap “ Evet. “ ise hiç kaçarı yok o kişinin ütülerim kafayı J

       Yalnız kalmamalı bence çocuklar. Kardeşliğin değerini, paylaşmanın önemini ilk önce evde öğreniyorlar. Evde öğrenemeyenin sosyal çevrede öğrenmesi ya zorlaşıyor ya da aşırı yaşıyor bazı şeyleri. Bu düşüncelerimi her gün birçok insan yavrusuyla haşır neşir olup günde en az 5-6 türlü problem çözmeye çalışırken edindim. Ayrıca hiçbir zaman bize baksınlar yaşlanınca diye bir düşüncem olmadı. Olsa  5-6 tane doğururum. Her 2 ayda bir birine giderim, ohh yolumu bulurum. Yok tabii ki böyle bir dünya.

        “ Kardeş Şart “ akımını seviyorum ben. Sosyal medyada dolaşırken birçok örnek görüyorum. Bazen gördüğüm örnekler beni bile şaşırtıyor. Kucağındaki daha yaşına girmemiş bebe, karnındakiyle de gebeliği yarılamış. O kadarına pes diyorum işte. Allah kuvvet, sabır versin.

          Hamilelikler arasında hem kadının beden sağlığı açısından hem de bence yaşanılan süreci özlemek adına makul bir aralık olması lazım. Ben çok özledim hamileliği mesela. İmrenerek, mutlulukla bakardım gebeleri. Yüzümde anlamsız, aşırı bir tebessümle… Bazen diyordum kendi kendime acaba tekrar hamileliği yaşamak için mi istiyorum ikinci çocuğu J Sonra Tuna’nın geleceğini öğrendik. Ama ne öğrenmek ilk hafta yazılarımdan hatırlarsınız. Beklediğim bu değildi. Gebelik testi pozitifse hemen ultrasonda da kese görünmeliydi. Çünkü Bennu’da öyle olmuştu. Başka türlüsünden haberim yoktu. Bennu’daki gibi bir seyir beklerken apayrı bir durumla karşılaştım ama her şeye rağmen çok güzeldi o duyguyu tekrar tatmak.

          O ilk izlenimden bu yana kaç gün, kaç hafta, kaç ay geçti. Birden sonraki her çocuk arada derede öyle böyle fark etmeden büyüyor diyorlar tecrübeliler. Bence hamileliği de buna dahil etmek lazım. Bennu’ya hamileyken sindire sindire yaşamışım tüm duyguları. Ama şimdi paylaşıyorum hayatın çeşitliliğiyle gebelikte yaşadıklarımı. Bennu’ya hamileyken cumartesi günü dönerdi haftalarım. Her cumartesi sabahı kalkar, bilgisayar başına geçer, o haftanın gelişimini okurdum. İstisnasız her hafta. Ama şimdi bildiğimden midir, fırsat bulamamaktan mıdır aklıma gelirse bakıyorum. Bennu’dayken okulum farklıydı ve az dersim vardı. Eve gelip uyuyup Esra Erol izlerdim. Şimdiyse evde beni bekleyen bir kuzucuk, ben aksam 7’de anca evde oluyorum. Eve gelip kıpırdamadan 1 saat yatmak bile nimet. Şartların farklılığı gibi gebeliğin ilerlemesi de farklı. Belki o yüzden belki bu yüzden bu diğerine benzemiyor bu kesin.


          İnsanların farklılığı ana rahmine düşmesinden itibaren başlıyor bence. Fakültede bize en çok kavratmak istedikleri “ Her birey birbirinden farklıdır. Bireysel farklılıklara çok dikkat etmelisiniz. “ düşüncesiydi. Bunu bir kez daha pekiştirdim. Tuna elbette farklı bir çocuk olacak ablasından. Tekmelerinin şiddeti, niteliği bile farklı. Fabrika aynı ama seri imalat mümkün değil J

Kim Bu Mucizenin Annesi 32. Hafta

 
  Haftanın ilk iş günü doktora gitmekle başladık haftaya. Çünkü beklenen an gelmiş, resmi olarak izni hak etmiştim. Bu haftanın iki önemli olayı var aynı zamanda.

    Birincisi doktor değiştirdim. Gebeliğim kesinleşince bir sonraki doktor kontrolüne kadar karar veririz hangi doktor, hangi hastane seçeceğimiz konusunda diye düşünmüştüm. Urla Devlet Hastanesi, Gaziemir Devlet Hastanesi, Karataş Hastanesi şıklar arasındaydı. Eşim Sağlık Bakanlığı’na bağlı memur. Bulunduğu birim açısından bu devlet hastaneleriyle içli dışlı. Urla Devlet Hastanesi Türkiye’de sadece 5 tane bulunan “ Anne-Bebek Dostu Hastane” unvanına sahip ve ilgili servis hem personel açısından hem de teknik donanım açısından oldukça iyi. Ama bize konum olarak çok uzak. Şehir içi ulaşımla gidebiliyorsunuz elbette ama mesafeyi, gittikçe büyüyen karnı, gebelikten mütevellit basan afakanları hesaba katınca ne yazık ki vazgeçtik. Gaziemir Devlet Hastanesi’ni de ulaşıma dair benzer sebeplerden eledik. Bir de oradaki doktor hiç içime sinmedi açıkçası. Geriye Karataş Hastanesi kaldı ki oradaki doktorlardan benim gitmek istediğim doktorun Bennuşka’yı doğurtan doktor olması, ulaşımın kolay ve rahat olması gibi sebeplerden kararımızı kolaylaştırdı.


      10. Hafta oraya başladım ama orayla ilgimiz 28.hafta bitti. Sona yaklaşmaya başlayınca bu sefer rutin kontrolden ziyade doğum süreci konusunda karar verme aşamasına geldik. Bennuşka’nın doğumunda 2 gece kalmıştık hastanede. Herkes 1 gece kalırken biz niye 2 gün o zaman için anlam verememiştik. Ama çok iyi olmuştu. İlk gecenin sonunda kendi kendime yürüyerek çıkamazdım kesinlikle. Sonradan öğrendim ki sezaryan ameliyatlar “ Açık Ameliyat “ statüsünde sayılmaktaymış bakanlığına göre ve 2 gece kalmak zorunluymuş. Bu demek oluyor ki 1 gece kalınan hastaneler işi kılıfına uyduruyorlar ve bu durum beni çok rahatsız etti. Bir de doğum tarihi konusunda içime sinmeyen durumlar vardı. Sadece bayram tatiline denk geliyor diye 10 gün öncesinden doğurmak istemiyorum. Başka bir doktor fikri almak adına ve izni yazdırmak için Urla Devlet Hastanesi, gönlümüzdeki aslana, gitmeye karar verdik. Doktorla tanıştık, görüştük. Doğumun tarihiyle ilgili çekincelerimden bahsettim. Verdiği cevaplar beni tatmin etti ve orada o doktorla devam etmeye karar verdik.

        İkinci önemli olaya gelirsek Bennu ilk defa Tuna’yı ultrasonda gördü. Bizim oğlan hala gizemli. Kuzucuğum kardeşinin yüzünü, gözünü, yanağını, burnunu göremedi ama onun gördükleri ona yetti. Doktor şurası şöyle, burası böyle deyip gelişimini kontrol ederken Bennuşka kıkırdadı durdu. Doktor Tuna’nın kafasını ölçerken “ Aaa çok komik kihkihkih! ” deyiverdi. Çok hoşuna gitmiş olacak ki muayeneden sonra “ Kardeşin nasıl?”  diye kim sorsa “ Kardeşimin kafası çooook komik! “ dedi J

         Bu iki olayla beraber izin işini de hallettik. Okula bıraktık ve ben artık bedenen özgürüm. Bedenen diyorum çünkü birkaç defa daha okula gitmek zorundayım. Sene sonu not işlemleri var. Son 5 hafta bırakmak zorunda kaldım ama notları kimseye emanet edemem. Ara ara gidip okula halledeceğim inşallah.

          Ailecek koşuşturmaya başlamışken aynı gün bir de okul baktık Bennu’ya. Benim çalıştığım okulun arka sokağında bir anaokulu var. Hep iyi konuşuluyor okul hakkında. Bir de biz bakalım dedik ve bizim de hoşumuza gitti. Başka bir okulun bünyesinde olmayan kendi başına devlete bağlı bir anaokulu. 3-4-5 yaş grupları var. Sabahçı ve öğlenci gruplar var. Bennu için sabah grubunun uygun olacağına karar verdik. Zaten yarım gün sabah beraber çıkar, öğlen beraber gireriz eve. Ön kayıt dönemini beklemekteyiz.

           Tüm bunları bir günde yapınca haftanın geri kalanı nispeten sakin geçti. Tuna'yı görmeye gelenlere verilmek üzere hazırlayacağım hediyelikler için, Bennuşka’dan kalan pembikleri Tuna’ya uyarlamak için çeşitli malzemeler aldım: kumaşlar, renkli tülbentler, keçeler, aksesuarlar. Güzel bir Kemeraltı turuydu. Çok seviyorum Kemeraltı’nda dolaşmayı. Bir nevi terapi bana.


       Haftayı küçük bir kaza ve az biraz hastalıkla kapattık. Bennu düşme, şaşma konusunda bir dünya markası. Evin içinde düştü ve dudağını patlattı. Allah beterinden saklasın tüm bebeleri, çocukları.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Kim Bu Mucizenin Günlüğü 31. Hafta

       Geri sayım başladı. En az 4 ay için son çalışma haftam bu hafta. Bennuska'da ikinci dönem 3 hafta çalışıp dükkân kapatmıştım. Doğum iznim bitince de yaz tatili başlamıştı. 6 ay evdeydim toplamda. Eylül’de okula başlamayacak olsam bir " Altın Günü " ne yazılma niyetim vardı. Aşırı dozda evde oturmuştum çünkü. Ne Müge Anlı'sı kalmıştı ne de Esra Erol'u izlenmedik. Bir de düğün organizasyon programı vardı o donem. Rutinlerim arasına girmişti.


Annelik Kadınlıktan Gelir




Çocuklar doğduğundan beri kendimi tuhaf hissediyorum. Yok konuşulacak başka konu yok. Kiminle bir ortama girsem konu dönüp dolaşıp aynı noktaya varıyor, bezdeki yeşil kaka.Telefon çalıyor “Şimdi nasıl emiyordu bu bebek?" soruları. Şikayetçi değilim, çokta mutlu oluyorum doğru yolda olduğumu hissediyorum. İnsanlar fikirlerimi önemsiyor ve beni sayıyorlar. Yeni çıkan makaleleri takip ediyorum sordukları sorulara doğru cevaplar verebilmek için. Baya baya çalışıyorum. Okudukça öğreniyorum, mutlu oluyorum.

8 Haziran 2016 Çarşamba

Kim Bu Mucizenin Günlüğü 30. Hafta

 
    Son düzlüğe girdik artık. Tahmini doğum tarihine 10 hafta kaldı. Doğum iznine ayrılmama da 2 hafta kaldı.

       Artık sandalyede uzun süre oturamıyorum. Bir ders saati bile uzun süre benim için bu aralar. "Kalk dolaş. " diye geçiriyorsunudur bu serzenişimin üzerine içinizden ama ne mümkün A dostlar!

29 Mayıs 2016 Pazar

Biliyordum Bu Günün Geleceğini

Biliyordum bu günün geleceğini. Zaten hep bu günler için hazırladık onu. Arabaya binecek ananesiyle dedesiyle hiç arkasına bakmadan Akçay'a gideceğini.

Öyle zamanda gelecek ki "Ben gidiyorum anneanneme." diyecek ve alacak çantasını gidecek.

27 Mayıs 2016 Cuma

Kim Bu Mucizenin Annesi Sinem : 29. Hafta

        29.hafta benim doğum günümle başladı. 30 bitti, 31'den yemeye başladım yavaştan. Şu bizim meşhur Türk usulü yaş hesaplamaya göre 31 yaşındayım. Doğar doğmaz 1 yaşında mı oluyor bu çocuk diye başlayan ve dakikalarca devam sohbetlerden hep kaçmışımdır. Anlatamazsın,inandıramazsın çünkü buna inanan kişiyi aksine.

26 Mayıs 2016 Perşembe

Dengesiz Krallık


Bize bu hayat sunulmadı biz tercih ettik. Evet, karşımıza seçenekler o sundu ama biz seçtik. Bu tercihleri yaparken bilmeden güzel şeylere imza atmışız.

Mesela kavgayı değil sarılmayı tercih ettik. 10 gün sonra 5 yıllık evli olacağız kavga ediyor muyuz? Evet. Ama küsmüyoruz. Hiç bir tartışmamız, atışmamız uzamıyor. O anda olup bitiyor. Birbirimize olan sinirimizi, laf sokmalarla atıyoruz. Komik, iğneyelici ve zekice. Baya baya baya giydiriyoruz birbirimize ama durum komedisi çıkıyor ortaya.

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Kim Bu Mucizenin Annesi 28 Hafta


   Bu haftaya kadın doğum rutin kontrolü ile başladık. Her şey yolunda çok şükür. Tuna Beyciğim az önden yol almakta. Bennu bu haftalarda böyle değildi. Ona ne olduysa son haftalarda olmuştu. Tuna'ya ufak tefek kıyafetler almaya başladım. 0-3 ay bedenli kıyafetlerden almasam mı diye düşünmeye başladım açıkçası.

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Kim Bu Mucizenin Annesi 27. Hafta

 
       "Dondurmam Kaymak" diye bir film vardı bir ara. Filmin başrolundeki dondurmacı adamın meşhur bir repliği vardı. Tam olarak hatırlayamasam da "Bir cinnet her şeyi halleder." gibi bir şeydi. Bu hafta bir cinnet her şeyi halletti bende de.

9 Mayıs 2016 Pazartesi

Tüm Unutkan Anneler’in Anneler Günü kutlu olsun!

blogger-alterna-20160205012528794.png
Anneler Günü geldi çattı… “Hep daha iyisi” diyerek bebeklerin ve annelerin isteklerine her zaman en iyi şekilde cevap veren, Türkiye’nin yeni bebek bezi ve ıslak havlu markası Sleepy, Unutkan Anneler’e teşekkür ederek onları unutmadığını gösterdi.

Anneler Bilir


Çocuklarımız öyle görüyorlar ki bizi tüm dünyadaki herşeyi bizim bildiğimizi sanıyorlar. “Anne, Kapuçin Maymunları nerede yaşıyor?” diye soruyor. Sen adını bile söyleyemezken, senin o maymunun nerede yaşadığını bildiğini düşünüyor. “Hım bir düşüneyim. Bakalım biliyor muyum?” diye düşünür numarası yaparken, harıl harıl Google girip buluyorsun maymunu cevabını veriyorsun.

Sonu “Allah bilir.” bağlanan "neden?" sorularına maruz kalmamızın en büyük sebebi senin herşeyi bildiğini düşünmeleri.

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Annelik Egosu


Annelik öyle bir şey ki kadın denen canlıyı dünyadaki herşeyi ben bilirim havasına sokuyor. Nereden mi biliyorum?

Tabi ki kendimden.

Öyle bir ego tavan yapıyor ki, sensiz işlerin yürümediğini, canlıların sensiz bir karar alamayacağına ve hatta senden çıkan varlığın sensiz yaşayamayacağını düşünüyorsun.

Şunu diyecek boyutta ulaştığında “Bensiz dünya bir hiç!” İşte tam oldun anlamına giriyor.

1 Mayıs 2016 Pazar

Kim Bu Mucizenin Annesi 26. hafta


26.hafta hizmet içi eğitim ile başladı. Öglenci olarak çalışıyorum. Öğlen 1 civarı dersim başlıyor, akşam 7 civarı bitiyor. Bu saatler arası çalışmak yetmiyormuş gibi bir de eğitim çıkardılar başımıza. Ama itiraf etmeliyim ki mesleğe başladığımdan beri adam akıllı, dolu dolu bilgiler edindiğim tek eğitim buydu.

28 Nisan 2016 Perşembe

Anne Gece Mesaisi - Uykusuzluk


Geçenlerde bir yazı okudum gece mesaisi yapan işçilerin daha kısa yaşadıklarıyla ilgili. İşte uyku halindeyken salgılanan hormonların uyumadıkları için salgılanamıyormuş, bu durum ömürlerinden süre çalışıyormuş. Yani vücut kendini resetleyemediğinden, gün hiç bitmedi sanıp ömürden yiyor.
Bu yüzden gece mesaisi yapan iş kollarına erken emeklilik hakkı verilmesi gerekiyormuş. Falan filan...

21 Nisan 2016 Perşembe

Hilal'in Mucizesi : Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum

Doğumuna 2-3 hafta kalan kadının düşündüğü tek konu nedir?

Bildiniz elbette doğum…

Normal bir gebelik süresi son adet başlangıç gününden itibaren 280 gün ya da 40 haftadır. Beklenen doğum tarihi, "Son adet tarihi + 7 gün - 3 ay" formülüyle hesaplanabilir.

20 Nisan 2016 Çarşamba

Kim Bu Mucizenin Günlüğü 25.Hafta

        Tuna'yla 280 gün sürecek serüvenimizin 170'li günlerindeyiz bu hafta. Hikâyemiz gerçekten 280 gün sürecek mi acaba?

13 Nisan 2016 Çarşamba

Hilal'in Mucizesi : 35. hafta : İsmin ne


 
Günler su gibi akıp geçiyor diyenler büyük yalan söylüyor!! Çevrem de "Ne zaman görsem hamilesin." diyenlere inat, bitmeyen hamilelik yapmışlar resmen! 35+3 olduğumuz bugün resmen doğum iznine çıkmış bir anneyim artık.

12 Nisan 2016 Salı

Kim Bu Mucizenin Annesi Sinem 24. Hafta

   
  Tek bedende iki kalbin attığı 24.haftayız. “ İki Canlı “ olarak tanımlanmaktansa “ Çift Kalpli “ olarak tanımlanmak daha güzel, daha duygusal. Hormonların tavan yaptığı bu dönemde romantik şeyler duymak normalden daha etkili oluyor. Bir arkadaşım bu şekilde hitap ediyor bana ve ruhumu okşuyor bu sesleniş.

8 Nisan 2016 Cuma

BLW Anneanneyi Rezil Eder

Blw'yi Ecem'le öğrendiğimizde annem şoka girdi. Çünkü Ecem kirleniyordu. Etrafı hiç hesaba katmıyorum bile.

Vıcık vıcık, çenesinden süzülerek yiyordu evde yemeğini. Böyle olunca dışarıda da aynı şekilde yemek istiyordu. Eh misafirlikte, kahvaltıda oluyoruz. Ben eline verince annem geriliyor. Dışarıda olunca yerdekilere bakmaktan yemek yiyemediğini bile biliyorum. Garsonlara özür dilerim demekten helak oluyordu. Mekandan çıkmadan önce güzelce yerleri ıslak mendille silip çıkıyorduk. Hoş aynı şeyleri bende yapıyorum. Garsonlara bin kere "Kusura bakmayın." diyorum ve mama sandalyesini falan silip hesabı ödüyorum.

4 Nisan 2016 Pazartesi

Kim Bu Mucizenin Günlüğü 23. Hafta

        Zaman nasıl da hızlı geçiyor? Bu hafta dahiliye ve kadın doğum rutinlerim vardı. İkisinden de olumlu haberlerle ayrıldım. 

         İlaç repertuvarıma yenileri eklendi. Günlük içtiğim ilaç sayısı beşe yükseldi. Biri sabah kalkar kalkmaz aç karnına tiroid için, biri ortaya karışık tuğla misali kocaman vitamin ilacım, biri magnezyum suda eriyen portakallı içecek niyetine içtiğim, biri yerin dibindeki seviyeler bana el sallayan B 12 ve kapanış demir depolarının kahramanı pembiş hap. Ay anlatırken bile yoruldum içerken nasıl strese giriyorum siz düşünün. Çok özen göstermem gerekiyor kimsenin hatırı kimsede kalmasın.

30 Mart 2016 Çarşamba

Blw Tembel Anne İşidir


Blw candır.

Blw tembel anne işidir. 

Blw kutsaldır.

Severim kız seni Blw. 

Blw bir öğretidir. 

Blw bebeğin annesinden aldığı ilk özgürlüktür.

Blw özgürlüktür. 

Blw için çok başlık atabilirim. Seviyorum ne yapayım?

28 Mart 2016 Pazartesi

Kim Bu Mucizenin Haftası 22. Hafta

        22.hafta anomali taraması da denilen ikinci düzey ayrıntılı ultrason haftasıymış. Doktorum hastane dışında özel bir görüntüleme merkezine yönlendirdi bizi. Aradım, bilgi aldım, ama maddi olarak fazla geldi. Alternatifleri araştırdık. Çok fazla vaktimiz de yoktu. Çünkü bu inceleme 21-22. haftalarda yapılıyormuş. Aldığımız bir tavsiye üzerine devlet hastanesinden randevu aldık.

22 Mart 2016 Salı

Kim Bu Mucizenin Annesi 21. Hafta

   
  Bazı haftalar nasıl koşuşturmalı, nasıl hareketli geçiyorsa bazı haftalar da dingin, sakin, sessiz geçiyor. 21.hafta ikinci şıkka örnek bir haftaydı.

20 Mart 2016 Pazar

Ege + 1: Benim Arkadaşlarım, Benim Çevrem



Ege’nin doğum gününden hemen sonra kreşte ailelerin de katılacağı bir etkinlik yapılacaktı. Sabah Ege’yi kreşe bıraktım, öğleden sonra etkinliğe katılacağımı söyledim öğretmenine. Bugün size sürprizlerimiz var, dedi. Etkinlik kapsamında çocuklar bir şeyler yapacaklar diye düşündüm. İş yerine gittim, birkaç saat sonra bu video geldi:


video

15 Mart 2016 Salı

Hepsi Bizim Gibi Normal İnsanlardı

Korkuyorum.

Hemde hiç birşeyden korkmadığım kadar. 2007 yılından beri tedirginim. Yaşanan bombalı saldırılar, ihbarlardan sonra daha çok arttı. Elimde değil. Önleyemiyorum. Cesur davranmaya çalışıyorum. Aklımda kalanların üzerinden neredeyse 10 yıl geçti, sahneler bir türlü gitmiyor gözümün önünden.

2007 yılında her sabah olduğu gibi işe gidiyorum. Kulağımda kulaklık, Nihat Sırdar'ı dinliyorum. Komik adam. Zonta şarkısını çalıyor, trafikte güvenlik şeridinde gidenler için. Yer bulamazsam otobüsün orta kapısının önündeki boşluğa girip camdan dışarı bakarım hep. Yani bildiğiniz normal bir sabah!

Şirinyer'de her zamanki gibi acayip bir tıkanıklık var. Öflemeler, püflemeler. Benim yerim sağlam valla bakmıyorum kimseye. Kafamı cama gömdüm.

Otobüs durağında bekleyen insanlar, okula yetişen çocuklar, sabahın köründe parka giden bebek arabalı kadınlar. Birde iki tane çöpçü.

7 Mart 2016 Pazartesi

Hastalıklar Bitti Eğlencesi Kaldı

Biliyorum... Biliyorum.. Hep hastalıktan bahsediyorum bu ara ama bu son. Gerçekten çok eğlendiğimiz anlarda oldu. Şimdi düşünürken birbirimize anlatırken gülüyoruz.

İşte Burak röntgen çekildi, tahlil yapıldı ve zatürre teşhisi konuldu. Evde bir tane daha hasta ve öksüren çocuk var. Ecem'i hemen evden aldı geldi Cem. Asıl sorun şu o tahlilleri nasıl yaptıracağız ona. "İlk röntgene çıkalım. Kanı önce yaptırırsak asla röntgen çekilmez." dedim. Hemen üst kata çıkıp röntgen çekileceğimiz doktora gittik.

3 Mart 2016 Perşembe

Kim Bu Mucizenin Annesi 18. Hafta: Sonuç

Amniyosentez sonucu 18.haftada çıkacak diye rutin kontrolü bir sonraki haftanın başına almıştım. Sonuç çıkmayınca tabi aldığımla kaldım, sonuçsuz bir şekilde gittim doktoruma. Kilom, tansiyonum, dahiliye doktorumun yaptığı tetkikler kontrol edildi.

26 Şubat 2016 Cuma

Kim Bu Mucizenin Annesi : 17. Hafta

    

  Amniyosentez işleminden sonra günler öncesindeki fırtınalara nispeten daha dingin, daha sakin geçmeye başladı. Daha dikkat eder oldum hal ve hareketlerime. İşlemin risklerinin verdiği tedirginlik devam ediyor.

24 Şubat 2016 Çarşamba

Bitti : Hayata Döndük


Pazartesi son kontrolümüz vardı.

Tam anlamıyla son 2 haftadır ailecek hayattan koptuk. Devamlı ciğer sesi dinler olduk. Öksürüğün şiddetini richter ölçeği gibi ölçmeye çalıştık. Ben en son 14 şubatın pazar olduğunu hatırlıyorum gerisi yok. Salı şu olmuştu diyorlar. Salı hangisiydi diye düşünmeye başlıyorum.  (Hoş ondan öncesi de pek yoktu da...)  Kayıp bir 15 gün yaşadık.

21 Şubat 2016 Pazar

Kim Bu Mucizenin Annesi : 16. Hafta

 


Neye tutunmaya çalışsak elimizde kalıyor sanki. Amniyosentez yaptıracağımdan ve down sendromu riskinden haberdar olan herkes benimle birlikte araştırma yapmakta. "Geçen gün şunu duydum bak sende de böyle bu iyiye işaret" diye konuşuyoruz, içimize su serpiliyor. Sonra bir şey daha duyuyoruz, içimizdeki su anında buharlaşıyor. Kendimi en başından beri kesinlikle iyiye endekslemedim ki zaten tarzım değil. Hemen her şeyde öncelikle kötüye alıştırırım kendimi. İyiye herkes kolay adapte olur. Önemli olan kötüyü göğüsleyebilmek.

14 Şubat 2016 Pazar

Artık Biliyorum

Hep annemle babam anlatır ben bebekken bir gece çok ateşim yükselmiş, neredeyse havale geçirecekmişim. Arabamız olmadığı için babam beni kucakta dayımlara kadar koşarak taşımış. Bizim evle dayımların evi arası neredeyse 1,5 km. Tabi dayımlara gideseye kadar ateşim düşmüş ve rahatlamışım.

12 Şubat 2016 Cuma

Kalbimdeki Kara Delik

Bu minik eldeki küçük delik benim kalbimde bugün kara delik açtı.

Pazartesi güzel hafta dilekleri bulunurken salı günü hastalıkla uyandık. Burak'ta nefes alma güçlüğü vardı. Önemsemedim. Ama Ecem kötüydü. Burnu akıyor, öksürüyor ve ateşi vardı. Baktım ikisininde keyfi kaçık doktorumuzun yolunu tuttuk. Ben Buraktan öyle eminim ki dişle alakalı birşey olduğuna kafam Ecem'de.

11 Şubat 2016 Perşembe

Hilal Anne : Derin, Deniz Deriz

Tarifi yok...

Tasviri yok...

Kelimeler anlamsız ...

Her gün varlığınıza şükürler eden ben bugün gözyaşlarımı tutmakta zorlanıyorum....

Derin kızım ; Nazlı kızım; en renkli yanım; ömrümü bir bakışına feda ederim... İyi ki geldin... İyi ki beni sen anne yaptın...

Deniz oğul; sakin oğul; en güçlü yanım; ömrümü bir gülüşüne feda ederim... İyi ki geldin ... İyi ki beni sen anne yaptın...

İyi ki kardeş; ikiz; karındaş oldunuz...

Bana dünya da bir çok kişinin yaşayamayacağı anlar, anılar yaşattınız...

 3 yıl rüya gibi geçti...

Her gün büyüdük, büyüttük birbirimizi.

Çok mu kolaydı elbette hayır!!!

Tecrübesizliğimiz çoktu ama 'AŞK' ımız ondan da çoktu...

Belki de bu yüzden 'AİLE' miz çok güzel oldu...

Şükürler olsun sizi bize verene.... Huzurunuzu eksik etmeyin...

Hilal Anne
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...