ben hamileyken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben hamileyken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2015 Perşembe

Mucize'nin Günlüğü: 33. Hafta - Katya!!


Yaşarken yazmaya vakit bulamıyorum. Sanırsınız bir holdingte yöneticiyim. Saatlerce telefon konuşması falan yapıyorum sanki. Alt tarafı 3 + 1 bir ailenin hayatını yönetiyorum. İç işleri bakanı değilim daha ya! Eşimin tabiriyle tayinim eve çıktı o kadar. Kimine şark görevi çıkar bana ev görevi çıktı.

Aslında bunlar Ecem'le hiç bir anımı kaçırmamak için oluyor. Burak doğduğunda büyük bir kaosun içine düşmemek için çabalıyorum.

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Mucize'nin Günlüğü : İç Savaş

İçimden tüm kurduğum cümleler "Ya,..." İle başlıyor.

Bilinmezlik o kadar yakıp kavurucu ki. Aklımı toplayıpta sonrasında neler olacağını düşünemiyorum. Hep hayal kurar, sonraki olacakları gözümün önünde canlandırırım. Eğer canlandıramıyorsam gerçekten güzel şeyler yaşayacağımı bilirim. Çünkü hep öyle oldu. 


7 Temmuz 2015 Salı

Mucize'nin Günlüğü : 36. Hafta

Zaman yaklaştıkça yapılacaklar listesinden bir şeyler eksiliyor. Ve bu eksiklikler azaldıkça heyecan git gide artıyor. Beklemek, hamileliğin en büyük kısmı. Bana göre en eğlencelisi. Yani ömrümün sonuna kadar hamile kalabilirim. Burak lise çağında çıksın dışarı mümkünse. Karnımdaki çatlaklar ne durumda olur kim bilir o da ayrı mesele.

İçimde kıpırdaması sürprizlerle dolu olacağını gösteriyor. Her bebek hepsi farklı. Eğer Burak'a hamile kalmasaydım bunu anlayamazdım. Çünkü her anne karnındaki bebeği Ecem gibi sanırdım. Hiç durmadan, uykulardan uyandıran bir hareketlilik.

25 Haziran 2015 Perşembe

Mucize'nin Günlüğü : 34. Hafta

İzmir'deki büyük telaşlar bitince bizim için göç mevsimi gelmiş oldu. İzmir'den pılımızı pırtımızı topladık Urla'ya geldik. Babaanne ve dede yanına. İki senedir devamlı kalıcıyız. Çalışırken arada bir göçer dönerdik.












Urla bize iyi geliyor. Ben dinleniyorum, Ecem yoruluyor ve mutlu oluyoruz. Alışkanlık galiba bendeki. Kalabalık aile olmayı seviyorum. Aile büyükleriyle olmak beni sevindiriyor. 

Urla'ya göçtüğüm için kiminle konuştuysam hep aynı soruları soruyor onları toplu olarak cevaplayayım.


Nasılsın? Karnın ne durumda? Burak'ın son durumu? Hazırlıklar ne alemde? Ecem ne durumda?

13 Haziran 2015 Cumartesi

Mucize'nin Günlüğü : 32. Hafta

Zaman çok hızlı geçiyor. Gerçekten yakalayamıyorum. Zamanı iyi yönetemediğimden herhalde diye düşünürken. 32. haftaya geldik. 

Öyle dolu dolu bir haftaydı ki hangi birinden başlasam bilmiyorum. Vaktin bana az kaldığını hatırlatan muayene günümüzden başlayabilirim. 

4 Haziran 2015 Perşembe

Mucize'nin Günlüğü : 31. Hafta - Burak'ı Ecem'e Anlatıyorum

Mucize'ye Burak'a ilk hamile kaldığımda en büyük endişem ikinci çocuk zorlukları değildi. Çünkü istiyordum bir çocuğumun daha olmasını. Zamanı geldiğinde hep istediğimi söylüyordum. Kendim için değil Ecem içindi bu isteğim. Hayatta kendini yalnız hissetmesini istemiyorum. Biz bir gün gittiğimizde başını yaslayıp ağlayacağı bir omuzun olmasını, herkes gittiğinde ikisinin kalmasını istiyordum birbirlerinin yanında.

31 Mayıs 2015 Pazar

Mucize'nin Günlüğü : 30. Hafta



Hep derlerdi ki "İkinci bebekler kendiliğinden büyür" diye. Üstüne düşünmediğim bir cümleydi. Cümlenin özünü anlamıyordum herhalde. Farkediyorum ki o cümleyi aynen yaşıyorum.

Mucize'm Burak gerçekten kendiliğinden büyüyor. Ayna karşında kendime bakarken şaşırıyorum karnımın büyüklüğüne. Ecem'e göre ağır birde. Yavaş yavaş hareketler ediyor. Sanki beni incitmemeye çalışıyor. Karnımın büyüklüğü dışında hiç bir şikayetim yok.

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Ünlü Hamile Abiyeleri

Kabul ediyorum kafayı bozdum elbise konusunda. Baya tacizlerde bulunuyorum yakınımdakilere. Hepsinde aynı tepki "Ayyy canımmmm çoookk yakışmışş!!". Ne desinler? Ne diyebilirler ki başka?

Arada canım "Canım yani bu kadar oluyor. Hiç hamileleri düşünmeden kataloglar basıyorlar, elbiseler dikiyorlar. Sanki herkes sıfır beden. Bir de hamile olmasan, ohooo neler olur sana neler?" Önce halimi bilmesem yiyeceğim de, olsun bu sözleri duymak güzel.

14 Mayıs 2015 Perşembe

Mucize'nin Gebelik Günlüğü : Son 3 Ay

Artık 28. haftayadayım. Son 3 ay son trimestera  girmiş bulunmaktayım. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Sanki Mucize'min gelişini yeni öğrenmiş gibiyim. Çok heyecanlıyım, şaşkınım ve itiraf edeyim korkuyorum.

28 Nisan 2015 Salı

Mucize'nin Günlüğü : Tadilata Yenildim - 24. Hafta

Son iki haftada öğrendiğim ders hamileyken öyle çok kendine güvenmeyecekmişsin. Çünkü öyle bir hale geliyor ve yoruluyorsun ki hiç bir güç seni kaldıramıyor.

Ben öyle nazlı, kaprisli hamilelerden değilimdir. Asla hamileliği bir hastalık gibi görmem. Acındırma silahı olarak kullanmam. Eski analar tarlada, bahçede doğuruyormuş. Şimdi ne değişmiş olabilir ki? Aslında değişen çok büyük şeyler var. Kadının doğurması sanki bir iş olarak görülüyor. Kadın kendini insan neslinin kurtulması ona bağlıymış gibi davranıyor. Hamile kaldın diye kocana, ailene, dostuna eziyet etmek zorunda değilsin. Bana hamilelik kadın hayatının normal süreci ve bu süreci en olağan şekilde yaşamak gerekiyor. 

6 Nisan 2015 Pazartesi

Mucize'nin Günlüğü : Hormonal Enfeksiyon


Biliyorsunuz hamileler bir farklıdır. Başka görünürler. Karnı, burnu hatta kulakları bile büyür, bacaklar tuhaf bir incelikte, kollar kendinden istemeden açık açık yürürüyen yani gün geçtikçe 60 yaşlarında alkolik amcaların kadın versiyonu oluverirler. Eh tahmin edersiniz ki bu tip görünüceğini bilen bir 20'li 30'lu yaşlarında bir kadından normal bir psikoloji bekleyemezsiniz. Tabiii bir Şeyda Coşkun değilseniz.

Birde bu psikolojinin baş mimarı, her ay bizi resetleyen hormanları unutmamak lazım. Ben yinede normal olanlardanım. Öyle sinirli bir yapım olmuyor. Sevimsiz görünen, kaşları çatık hamilelerden olmak istemiyorum. Ecem de bu konuda çok kasmıştım kendimi. Olmayacağım öyle bir hamile diyordum kendime. Hamilelik ilerledikçe öyle bir hamile olmadığı anlayıp sakinleşmiştim. Sonra koy verdim gitti. Yoldaki teyzeler bile karnımı sevdi, hep otobüs- metroda yer buldum. Gülünce güzel oluyor hamileyken hayat!

29 Aralık 2014 Pazartesi

21 Aralık 2014 Pazar

Duyduk Duymadık Demeyin Hamileyim


Çok şaşırdın değil mi? Nasıl yani? Başlığı bir kez daha okuyorsun. "Ay diğeri çok ufak!" "Kadındaki cesarete bak" "Ben asla yapamazdım" "İkinci çocuk mu? İghhh ben biriyle uğraşamıyorum. Delirmiş bu?" "Çok yaramaz, uykusuz, huysuz değil miydi bunun çocuğu nasıl kalkıştı bu işe?" diyorsun içinden değil mi?

31 Ekim 2014 Cuma

Annelik Senin İçinde

 Ay tipe bak. Sana benzesin inşallah . :)

En eski dostuma,

Çocukluk arkadaşım "Yaz" dedi bana. " Yaz da inanayım. Anneliğin mucize olduğuna." Ona yazıyorum şimdi. Dediklerimi unutabilir ama bu yazıyı okuyup hatırlatır hep kendine.

10 Temmuz 2014 Perşembe

Hamileliği Tatlı Bir Rüya Mı Sandın?

Anne, acı söyler bunu unutma. Şimdi yazacaklarım annelerin sır gibi sakladıkları, yaşarken acı çektikleri, bitince unuttukları şeyler.



29 Nisan 2014 Salı

Korkuyorum

Hamileyken tüm aile fertleri tatile gitmiştik. Gittiğimiz otel Rusların ağırlıklı kaldığı bir oteldi. Çocuklarına karşı rahattılar. Bu rahatlıkları çok hoşuma gitmişti.

Anne, güneşlenirken çocuk havuza, denize rahatlıkla girebiliyordu. 4-5 yaşındaki çocukların hepsi yaşıtlarına göre iyi yüzücülerdi. Bizim Türk anaları yırtıyordu kendini "Havuza yaklaşma!" "Gözümün önünden ayrılma!" diye.

14 Nisan 2014 Pazartesi

İnat Bizim Göbek Adımız

Ecem ve ben evde iki inat olarak yaşıyoruz. Daha yeni bir yılımız dolacak ama inatlarımızın çakışması başladı bile.

Hayatımın da bir çok şeyi inadım sayesinde kazandım. Bir şeyi kafamı taktım mı olmalı. Biri yapamazsın dediler mi yapmalıyım. Bazen öyle hissediyorum ki kendimi, başkalarının yapamazsın dediklerini yaptığım için onların kararlarını uyguluyormuşum gibi geliyor. Hatta yanlış olduğunu bilsem de doğru bu diye karşımdakiyle inatlaşırım.

8 Nisan 2014 Salı

Facebook- Twitter Soğudum Sizden

Eskisi gibi twittera girmiyorum artık. Facebookta asparagas haberler görmekten içim kalktı.

İkisine de nasıl üye olduğumu hatırlamıyorum. Kendiliğinden gelişti herşey. Şimdi hayatımın bir parçası oldular.  Bir kaç hafta önce bakmadığım da bir şeyler kaçırıyormuşum gibi geliyordu. Kim kiminle nerede?
Kimin selfiesi güzel diye dikizliyordum herkesi. Truman Show gibi. Ama özel bölümlerini yayınlıyor herkes hayatının.

26 Şubat 2014 Çarşamba

Siyasetin İçinde Olmak Ya Da Olmamak. İşte Bütün Mesele Bu!

Ben anneyim sonrasında süt anne oldum. Gündemden öylesine uzak durdum ki bazı olayları anında takip etmediğimden nasıl olduklarını bilmiyorum.

Hamileyken öyle sinirleniyordum ki karnımda damarlar atıyordu. Siyaseti tartışırken sinirden ağlamaya başlıyordum. Gazeteleri okurken bilgisayara küfürler ediyordum. Her Atatürk'ü ağzına aldığında gözlerimden ateşler çıkıyordu.

 Bir gün birileriyle tartışırken öyle sinirlenmişim ki Ecem içimden tekmelemeye başladı. Deli gibi tekmeliyordu çocuk. Karnımdaki, başımdaki damarlar patlayacak gibi atıyordu. Kendimi lavaboya attım. Zor nefes alıp veriyorum. Aynadaki halime baktım kıpkırmızıydı. Değer mi diye düşünmeye başladım. Eşim beni tüm olumsuz şeylerden korurken benim insanlara sinirlenip bu hale düşmem iyi mi?

Uzaklaşmaya başladım. Televizyon izlememeye karar verdim. Haber saati mümkün olduğunca televizyondan uzak durdum. Onun adını söyleyen, savunan herkesi hayatımdan uzaklaştırdım. Onun gibi düşünen insanları facebooktan sildim. Adamı hayatımdan çıkardım resmen.

Mutlu mesut Ecem'i doğurdum. Sütüm geliyor herşey yolunda. 1 haziran sabahı Akçay'a gittik. Olanları izlememek imkansızdı. Bir ağaç meselesi, memleket meselesine dönmüştü. Artık kimse evde televizyonla kavga etmiyordu. Tencere tava çalıp öfkesini kusuyordu. Herkes çocuk çoluk meydanlardaydı. Ben Akçaydaydım. Emziriyordum. Yani üzülürsem ve sinirlenirsem sütüm kesilir diye korkmaya başladı çevremdekiler. Düşünün nasıl sinirlendiğimi. Akçay'daki küçük grupların yaptığı Gezi eylemlerine katıldım. Yaralanan herkese dualar ettim, iyileşsinler diye. Meydanlara çıkamadım ama meydandakileri dualarımla korumaya çalıştım.

Küçücük memleketimde bile bu kadar coşkulu eylemler yapılıyorsa Taksim'i , Gündoğduyu düşünemiyordum bile.  Sabah yüzümüzü bile yıkamadan Halk Tv'yi açıyorduk. Ecem bile oturup izliyordu olanları.

Eşimin uyarısıyla uzaklaşmaya başladım. Eşim sütüm kesilecek korkusu o kadar çok yaşıyordu ki şirketimiz batsa bana söylemeyecekti.  Bir badem bıyıklı için kızımı anne sütünden mahrum bırakamazdım ya. Daha sakin izlemeye başladım. Kaptırmamaya çalıştım kendimi.

Şimdi ise artık bir şey kalmadı. Ecem 10 aylık oldu. Birlikte sinirleniyoruz televizyon karşısında. Ben sövdükçe ona O da bana eşlik ediyor. Bayrağımızı alıp meydanlara gidip andımızı söylüyoruz.

Bu günlerde korkularımla yüzleşiyorum. Arsız insanların yönetiği ülkemde olacaklar, ona bırakacağım gelecek beni korkutuyor. Atatürk'ün ışığıyla yürüsün istiyorum geleceğe. Ama bir gün okumazlarsa okullarda diye korkmadan edemiyorum. Din, ırk, mezhep, kadın, erkek ayırımını bilmeden büyüsün istiyorum. Ama sürekli gözüne sokula sokula bu ayrım yapılırsa soracağı sorulardan çekiniyorum.

Diyeceksiniz "Okulların öğretmesine gerek yok. Sen öğret." Şöyle bir durum var evden çok okulda vakit geçirecek. Orada öğrenecek, büyüyecek, arkadaş edinecek, hayata hazırlanacak. Belki beni yargılamasına sebep olacaklar.

Seçim yaklaşıyor. İlk defa heyecan vermiyor o sandık bana. Çoğunluktan yana mı olmalıyım yoksa inandığım insana mı vermeliyim oyumu. Kendi fikrimden olan partinin koyun sürüsüne dahil olmak istemiyorum. Yeni, dinamik ve genç birini istiyorum. Hem İzmir için hemde güzel ülkem Türkiye için.

"Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ( Türkiye Cumhuriyeti Devleti ) ona bırakacağım ve gözüm arkamda olmayacak."
                                                                        MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...