4 Haziran 2015 Perşembe

Mucize'nin Günlüğü : 31. Hafta - Burak'ı Ecem'e Anlatıyorum

Mucize'ye Burak'a ilk hamile kaldığımda en büyük endişem ikinci çocuk zorlukları değildi. Çünkü istiyordum bir çocuğumun daha olmasını. Zamanı geldiğinde hep istediğimi söylüyordum. Kendim için değil Ecem içindi bu isteğim. Hayatta kendini yalnız hissetmesini istemiyorum. Biz bir gün gittiğimizde başını yaslayıp ağlayacağı bir omuzun olmasını, herkes gittiğinde ikisinin kalmasını istiyordum birbirlerinin yanında.



Burak sürpriz yapıp geldiğini öğrendiğimde en büyük endişem Ecem'di. Ya ezersem, ya ona kötü davranırsam, ya onunla aramdaki bağ zayıflar ve Ecem yalnızlık çekerseydi. Bu geçirdiğim 31 hafta boyunca hep bu endişeleri yaşıyorum. Burak'la kucağımda eve girdiğim ana kadar yaşayacağım.

Bu endişelerden dolayı hatalar yapmaktan korkuyorum. Adil bir anne olmak istiyorum. Burak hata yaptığında küçük diye Ecem'e kızmak istemiyorum. Ecem'in de büyük olduğu için hep bazı şeylere hakkı varmış gibi davranmasını istemiyorum. Kardeşler arasında rekabet, anne sevgisini paylaşma güdüsü olsun istemiyorum.

İkisine de eşit mesafede olmak için elinden geleni yapacağım. Hakemleri ya da hakimleri değil son kararları kendilerinin vermelerini bekleyeceğim.

Bunları isterken ve ümit ederken Ecem'e ilk günden beri kardeşi anlatmaya çalışıyorum.İlk başlarda anlatmaya çekindim. Nasıl anlatmam gerektiği konusunda bir fikrim yoktu. Masalsı mı anlatmalıydım yoksa tüm gerçekleriyle mi sunmalıydım ona. Bu konuda çocuk doktorumuzun fikirlerini aldım. Evet çocuk doktoru olabilir. Ona olan güvenim tam. Hiç bir konuda yanıltmadı bizi.

O en yalın ve en doğru şekilde kardeşi anlatmam gerektiğini söyledi. Ecem'e kardeşlerle ilgili kitaplar okumamı, masallar anlatmamı, kendinden küçük bebekleri gösterip kardeşinin de böyle olacağını anlatmamı söyledi. 

Bende öyle yapmaya başladım. İlk önce kardeş fikrine alıştırmaya çalıştırmaya başladım onu. Karnımda kardeşinin olduğunu anlatmakla başladım. Ecem'in de yanımıza gelmeden önce karnımda olduğunu anlattım. Bebeklik resimlerine bakıp kardeşinin de böyle ufacık olacağını ve hep benim omzumda uyuyacağını söyledim.

Bebekleri göstererek "Seninde kardeşin bu kadar küçük olacak. Ona ikimiz bakıp, büyüteceğiz" diyorum. Kardeşiyle ilgili sorumluluklar vermeye çalışacağım hep. Nasıl Burak'ı şuanda hayatımızın her alanına sokuyorsam, Burak eve geldiğinde de Ecem'le arasına mesafe koymadan Burak'ın her bakımına Ecem'i dahil edeceğim.

Mucizem'in erkek olacağını öğrendikten sonra ismini kullanmaya başladık hep. Burak hayatımız içinde yerine almaya iyice başladı böylece.

Canım birşey yemek istediğimde "Burak'ın canı erik çekti annecim. Sende yer misin?" gibi sorular sordum. Yani en basit günümüzde bile Burak'la ilgili sinyaller vermeye başladım. Evet elle tutulur, gözle görünür bir kardeş yok ama ismi hep geçiyor.


Kardeşi anlatan kitaplar aldım. Ecem'in yaş grubuna çok hitap eden kitaplar olmasa da okumak benim içimi rahatlattı. Özellikle "Annem ve Babamla Aramıza Girme - Ayşe Oy" un kitabını çok sevdi. Gün içinde, gece yatmadan önce kitabı hep okumaya başladım. Zaten Ecem bir kitabı çok sevdi mi tüm gün o kitabı en az 20 kere okuyoruz. Ta kiii ben o kitabı kaldırasaya kadar.

Ecem'e ne okuyayım diye sorduğumda "Merti oku" diyor. Ben ezberlemiş olduğum için kitabı karanlık bile olsa okumaya başlıyorum. Çünkü bazen gece uyanıp oku diyor ve ben kurulmuş bir kaset gibi Mert ve annesini anlatmaya başlıyorum.

Kitap yatak içinden, tuvaletten, mutfaktan çıkıyor. Gün içinde kitap elinde geziyor. Beni kıstırdı mı da okumaya başlıyorum. Mert'in annesinin karnını sevip "Kardiş" diyor.

Kitapla hayatımıza paralellikler eklemeye başladım 31. haftada. Mert'in kardeşi daha doğmadan, annesine ve babasına Mert'in çok sevdiği kitapları almasını söylemişti. Bizde tüm aile bu oyuna katılarak. Burak dedesine Ecem'in en sevdiği bisikleti almasını söyledi. Hep beraber Ecem'e uygun ve beğendiği bisikleti almaya gittik. Sürekli olarakta bu bisikleti Burak'ın ona aldığını, Burak eve geleseye kadar da bisikleti iyi sürmesini istediğini söyledik. Çünkü Ecem bisikletle kardeşini gezdirecekti



"Bu bisikleti kim aldı" diyorum "Burak" diyor. Yani doğru bir şey yaptığımı görüyorum. Bazen hatlar karışıp "Dede" diyor. Bende hemen ekliyorum "Dedesi aldı evet ama Burak almasını istedi" diyorum. Bir nevi tiyatro oyunu oynayıp Ecem'i hazırlıyoruz.

Ben bu oyunları oynarken bazen Ecem beni kafasına takmıyor. Dinlemiyormuş, önemsemiyormuş gibi görünüyor. Ama ben hiç pes etmeden Burak'ı hayatımıza sokmaya devam ediyorum. Biliyorum ben onun kafasının bir yerine işliyorum. Çünkü karnımı gösterip "Burak"diyor. Kardeşini öpüyor, seviyor. Ben Burak'la konuşurken, o da birşeyler anlatmaya başlıyor. Yani alıştığını görebiliyorum.

En önemlisi Burak eve geldikten sonra yaşayacaklarımız tabi en başta dediğim gibi. Endişelerimden sıyrılıp çok sabırlı olmalıyım. Tek duam da bu.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...