29 Haziran 2015 Pazartesi

Ekran Bağımlısıyım

Ben bir ekran bağımlısıyım. Geçenlerde okuduğum bir yazıdan sonra kendime bu tanıyı koydum. Yazıda televizyon, bilgisayar, telefon, tablet her ne kadar ekran varsa onlara tapıyorum hatta.

Sabah gözümü açtığım an televizyonu açarım. O ekran öyle karanlık durdu mu bana ufunet basıyor. Bekar günlerimde yatakta ilk önce televizyon kumandasının kırmızı tuşuna basardım. Beş on dakika televizyon izledikten sonra yüz yıkama, diş fırçalama faslına geçerdim. Çoğu zaman o tuşa basmama gerek bile olmazdı. Televizyon açık, sesi az kısılmış olurdu. Absürt bir kanalda kalıp hoca, ezan sesiyle çok uyanmışlığım vardır. 

25 Haziran 2015 Perşembe

Mucize'nin Günlüğü : 34. Hafta

İzmir'deki büyük telaşlar bitince bizim için göç mevsimi gelmiş oldu. İzmir'den pılımızı pırtımızı topladık Urla'ya geldik. Babaanne ve dede yanına. İki senedir devamlı kalıcıyız. Çalışırken arada bir göçer dönerdik.












Urla bize iyi geliyor. Ben dinleniyorum, Ecem yoruluyor ve mutlu oluyoruz. Alışkanlık galiba bendeki. Kalabalık aile olmayı seviyorum. Aile büyükleriyle olmak beni sevindiriyor. 

Urla'ya göçtüğüm için kiminle konuştuysam hep aynı soruları soruyor onları toplu olarak cevaplayayım.


Nasılsın? Karnın ne durumda? Burak'ın son durumu? Hazırlıklar ne alemde? Ecem ne durumda?

19 Haziran 2015 Cuma

Mucize'nin Günlüğü: 33. Hafta - Katya!!


Yaşarken yazmaya vakit bulamıyorum. Sanırsınız bir holdingte yöneticiyim. Saatlerce telefon konuşması falan yapıyorum sanki. Alt tarafı 3 + 1 bir ailenin hayatını yönetiyorum. İç işleri bakanı değilim daha ya! Eşimin tabiriyle tayinim eve çıktı o kadar. Kimine şark görevi çıkar bana ev görevi çıktı. 

Aslında bunlar Ecem'le hiç bir anımı kaçırmamak için oluyor. Burak doğduğunda büyük bir kaosun içine düşmemek için çabalıyorum.

Ama harbiden yoğun bir haftaydı.

Kardeşim geldi ya! Kardeşim. Evlendikten sonra ilk gelişi. Ecem'e hamileyken herhalde hamileliğin 4 ayı yanımızdaydı. Sonrasında da 40 günü. Yani hiç bırakmamıştı bizi. Hastalandım baktı. Deli gibi gezmek istedim gezdi. Hatta adını "Katya" koymuştuk. Ben atarlı Firdevs o da benim her dediğime he diyen Katya. Süpürge yapamadığımdan evi o temizledi. Yani benim elim, kolum, yoldaşım oldu Ecem'e hamileyken. Hiç bir an yalnızlık ya da korku duygusu yaşadım o yanımda diye.  

Bu hamileliğimde yeni gelin olduğundan gelemedi yanımıza. Beni yinede hiç yalnız bırakmadı. Her sabah "Günaydın!" internetten bir resim "Bu karı yedi valla kafayı. Yaptığına baksana" mesajı. Gözümü açıpta onun yazdığı absürt bir geyiği görmek, o geyikle güne başlamak kan ilacından daha önemli benim için. 

Sabahın köründen akşam yatasaya kadar insanın hiç çekinmeden araya bileceği bir kardeşinin olması çok güzel bir duygu. Bu arada gece 12 de konuşacağım konu Prens William'ın karısı Kate'in doğurduğuna Rusların inanmaması olabilir. (Bu konuyla ilgili meşhur geyiğimizi yazacağım) Hoş bütün gün o haberi nasıl atlamışız inanmıyorum. 

Ecem'le Burak'ın arasında da böyle sınırsız bir ilişkileri olsun istiyorum. Birbirlerini arayıp konuşacak konuları olmasa bile "E! Ne yaptın?" desinler birbirlerine. Kapatıp 10 dakika sonra can sıkıntısından tekrar arayıp "Şimdi ne yaptın?" diye arasınlar. O can sıkıntısını, o günün yoğunluğunu öyle atsınlar üstlerinden. 

Aynı şeyleri otuz kez konuşup. Otuz birinci kez konuştuklarında da aynı hayretler içindeki tepkiyi versinler. "Sen bunu bana anlatmıştın" demesinler. 

Ecem kocasını çekiştirirken, Burak'ta karısının yaptığı rezil yemeği anlatsın. Ama birbirlerinin aşık olduğu insanlara saygı duysunlar ve sevsinler. Kendi kuracakları aileleri için dedikodu çukuruna düşüp gaza getirmesinler birbirlerini.

Ecem sadık bir kardeş, güvenilir bir hala, kardeşi ve eşine tarafsız bir görümce. Burak sadık bir kardeş, sevgi dolu bir dayı, işinde gücünde bir kayınço olsun :)

Yani kardeşimle ben gibi olsun. Tarafsız, sevgi dolu ve her türlü konuyu konuşabilen.

Biliyorum ilerideki zamanları hakkında çok düşünüyorum. Hiç birşey korktuğum gibi olmayacak. Ama çevremde birbirinden kopuk hayatlar yaşayan kardeşler var ki. İnsan ister istemez çekiniyor. Ben yine de anne öğüdümü vereyim de. Zaten öyle kopuk hayatlar yaşasınlar ölsem bile rüyalarında girip girip hayatlarını rezil ederim onların. 

33. haftanın benim için kilit günlerinden biride yeğenimin düğünü. Bunu yazmasam ayıp olurdu. Günlerce elbise aradım, sonunda buldum. Hatta kırmızı halının meşhur hamile pozunu bile verdim. Düğüne bir kaç gün kala yağmur stressi yaşadım. Eltime sürekli "Amann canım yağarsa yapar ne var? Kendi kendimize oluruz işte ne güzel." diye gaz verip uzatmaya çalıştığım tırnaklarımı yememek için kendimle sınav verdim. 


Sonunda korkulan bir şey olmadı. Yağmur yağmadı, hiç bir aksi şey yaşamadan, yıllarca ailecek konuşacak konumuz oldu. Daha şimdiden mevlüt videosunu 3 kez izledik. Herhalde bir 50 kez daha izleyebilirim. Düğün videosu geldiğinde sahne sahne dondurarak izleriz bu gidişle. 

Düğündeki en ilginç ayrıntı benim için beni herkesin o gece doğuracağımı sanması. "Ay çok oynama bak doğurursun." diyerek bende daha çok göbek atma isteği yarattılar. Pisten indiğim nadir anlar genellikle tuvalete gittiğim zamanlar oldu. Ne yazık ki kadınlar tuvaletindeki geyiklere muzdarip kaldım. Kadının biri "Bende senin gibi bir düğüne gitmiştim. Oynadım oynadım. 3 gün sonra suyum geldi. Erkenden doğurdum" dedi. Ya akıl var mantık var. Bu laf hamileye söylenir mi? Bazen biz kadınlar gerçekten lafı düşünmeden ediyoruz. "He. He." dedim geçtim. Şimdi ona anlatayım mı? "Benim doğuma daha var, ama iki doğum arası az olduğundan karnım bu kadar çıktı. Bugünden sonra doğursam da önemli değil. En azından oynadım doğurdum diye anlatacak bir hikayem olur. Hem sizin zaten vakti gelmiştir. Hiç oynadığınıza yormayın. Çünkü bebek siz isterseniz zıplayın, kaç merdiven inip çıkın doğmayacaksa doğmuyor." mı diyeyim? 

Sünnet ailesinin alkolsüz yengesi olarak şoförlüğünü de yaparak geceyi tamamladım. Zaten hamileliklerim sayesinde direksiyonum baya gelişti. Geçenlerde de yakın arkadaşlarımın düğününde gelin ve damadın gece eğlencesi dönüşünün şoförüydüm. Ayık hamile trafikte diye bir  hashtag mi yapsam?


Sevgiler Süt Anne,




 

 




18 Haziran 2015 Perşembe

Hilal Anne : Baba Kimdir?

Hiç cesaretim yoktu bu konuda yazmaya ama bu da bir tecrübe ve paylaşılmalı...



‘BABA’ kimdir ? Kimlere ‘BABA’ denir?


Ben ne biliyorum ‘BABA’ olmaya dair. 

13 Haziran 2015 Cumartesi

Mucize'nin Günlüğü : 32. Hafta

Zaman çok hızlı geçiyor. Gerçekten yakalayamıyorum. Zamanı iyi yönetemediğimden herhalde diye düşünürken. 32. haftaya geldik. 

Öyle dolu dolu bir haftaydı ki hangi birinden başlasam bilmiyorum. Vaktin bana az kaldığını hatırlatan muayene günümüzden başlayabilirim. 

4 Haziran 2015 Perşembe

Mucize'nin Günlüğü : 31. Hafta - Burak'ı Ecem'e Anlatıyorum

Mucize'ye Burak'a ilk hamile kaldığımda en büyük endişem ikinci çocuk zorlukları değildi. Çünkü istiyordum bir çocuğumun daha olmasını. Zamanı geldiğinde hep istediğimi söylüyordum. Kendim için değil Ecem içindi bu isteğim. Hayatta kendini yalnız hissetmesini istemiyorum. Biz bir gün gittiğimizde başını yaslayıp ağlayacağı bir omuzun olmasını, herkes gittiğinde ikisinin kalmasını istiyordum birbirlerinin yanında.

31 Mayıs 2015 Pazar

Mucize'nin Günlüğü : 30. Hafta



Hep derlerdi ki "İkinci bebekler kendiliğinden büyür" diye. Üstüne düşünmediğim bir cümleydi. Cümlenin özünü anlamıyordum herhalde. Farkediyorum ki o cümleyi aynen yaşıyorum.

Mucize'm Burak gerçekten kendiliğinden büyüyor. Ayna karşında kendime bakarken şaşırıyorum karnımın büyüklüğüne. Ecem'e göre ağır birde. Yavaş yavaş hareketler ediyor. Sanki beni incitmemeye çalışıyor. Karnımın büyüklüğü dışında hiç bir şikayetim yok.

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Ünlü Hamile Abiyeleri

Kabul ediyorum kafayı bozdum elbise konusunda. Baya tacizlerde bulunuyorum yakınımdakilere. Hepsinde aynı tepki "Ayyy canımmmm çoookk yakışmışş!!". Ne desinler? Ne diyebilirler ki başka?

Arada canım "Canım yani bu kadar oluyor. Hiç hamileleri düşünmeden kataloglar basıyorlar, elbiseler dikiyorlar. Sanki herkes sıfır beden. Bir de hamile olmasan, ohooo neler olur sana neler?" Önce halimi bilmesem yiyeceğim de, olsun bu sözleri duymak güzel.

26 Mayıs 2015 Salı

Hilal Anne : Lohusa Olmak

23 günlük küvez maceramız bitmiş ve nihayet bebeklerimle beraber eve gelmiştim.

İşte asıl zor günler şimdi başlıyordu. Bu günleri yazmayı epey geciktirdim ama baktım ki Açelya'nın doğum iyice yaklaşıyor bir an önce yazmam gerektiğini anladım. Arkadaşımı yeni doğum yaptığı günlerde kendi lohusa hikayemle sıkmak ve etkilemek istemiyorum.

22 Mayıs 2015 Cuma

Mucize'nin Günlüğü : Göbekle Er Meydanına Çıkmak


Hamileleri herkes sever değil mi? Yüzlerinden nemrutluk aksa da "Yaa hamile o bir şey olmaz" dersin hep. Hamile olmayı çok seviyorum ama bazı durumlarla başa çıkamıyorum. Yani ben hayatının son bir kaç yılını göbekle geçirmiş biriyim zatende. Alışkınım bunun küçük boyutlusuna. Yaz olunca işler karışıyor. 

14 Mayıs 2015 Perşembe

Mucize'nin Gebelik Günlüğü : Son 3 Ay

Artık 28. haftayadayım. Son 3 ay son trimestera  girmiş bulunmaktayım. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Sanki Mucize'min gelişini yeni öğrenmiş gibiyim. Çok heyecanlıyım, şaşkınım ve itiraf edeyim korkuyorum.

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Ege +1 : Anne Olunca


Hani eski zamanları masalları anlatır,
Hüznümü huzura dolarsın,
Kaşım gözümden çok içim bir parçan,
Annem sen benim yanıma kalansın…

Hani bir biblon vardı kırdığım
Üstüne ne kırgınlıklar yaşadın
Ama bil ki ben de parçalandım
Annem ben senin yanına kalanım…

7 Mayıs 2015 Perşembe

28 Nisan 2015 Salı

Mucize'nin Günlüğü : Tadilata Yenildim - 24. Hafta

Son iki haftada öğrendiğim ders hamileyken öyle çok kendine güvenmeyecekmişsin. Çünkü öyle bir hale geliyor ve yoruluyorsun ki hiç bir güç seni kaldıramıyor.

Ben öyle nazlı, kaprisli hamilelerden değilimdir. Asla hamileliği bir hastalık gibi görmem. Acındırma silahı olarak kullanmam. Eski analar tarlada, bahçede doğuruyormuş. Şimdi ne değişmiş olabilir ki? Aslında değişen çok büyük şeyler var. Kadının doğurması sanki bir iş olarak görülüyor. Kadın kendini insan neslinin kurtulması ona bağlıymış gibi davranıyor. Hamile kaldın diye kocana, ailene, dostuna eziyet etmek zorunda değilsin. Bana hamilelik kadın hayatının normal süreci ve bu süreci en olağan şekilde yaşamak gerekiyor. 

24 Nisan 2015 Cuma

Aceleci Kraliçe'nin Masalı


Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde. Develer berber iken ben dedemin beşiğinde tıngır mıngır sallanır iken. Bademler çağla, erikler mevye, kirazlar çiçek açtığı zamanda bir kraliçe dünyaya gelmiş. Gözlerini açtığında başında bir sürü gözü yaşlı mutlu insan görmüş. 

20 Nisan 2015 Pazartesi

Hilal Anne : Biri Güneş Biri Ay


Aylardır yazıyorum bu hikayeyi, belki bazılarınız artık doğur yeter diyor. Ne yalan söyleyeyim onca yıl hasretten sonra insan hikayesini bir çırpıda yazamıyor.

Uzun bir yoldu yalan değil... Kısa cümlelerle anlatmak olmazdı. Çektiği hasretin hakkını veren yazılar yazmak istedi HİLAL ANNE... Anlaşılsın istedi, yüzünde ki bu kocaman mutluluğun sebebi. İşte bu hafta geldi minik MUCİZELERİ...


7 Nisan 2015 Salı

Ege : +1 Gönlümüzün Başkentinden

Bu hafta uzaklardan, limon ve mimoza ağaçlarının arasından, deniz ve turunç kokusu eşliğinde, eşim ve benim gönlümüzün başkenti Antalya'dan yazıyorum. Basın fotoğrafçılığı ile ilgili bir toplantı için Antalya'ya gelmem gerekiyordu. Babaannesi ve dedesi burada yaşadığı için Ege'yi de yanıma almaya karar verdim.

6 Nisan 2015 Pazartesi

Mucize'nin Günlüğü : Hormonal Enfeksiyon


Biliyorsunuz hamileler bir farklıdır. Başka görünürler. Karnı, burnu hatta kulakları bile büyür, bacaklar tuhaf bir incelikte, kollar kendinden istemeden açık açık yürürüyen yani gün geçtikçe 60 yaşlarında alkolik amcaların kadın versiyonu oluverirler. Eh tahmin edersiniz ki bu tip görünüceğini bilen bir 20'li 30'lu yaşlarında bir kadından normal bir psikoloji bekleyemezsiniz. Tabiii bir Şeyda Coşkun değilseniz.

Birde bu psikolojinin baş mimarı, her ay bizi resetleyen hormanları unutmamak lazım. Ben yinede normal olanlardanım. Öyle sinirli bir yapım olmuyor. Sevimsiz görünen, kaşları çatık hamilelerden olmak istemiyorum. Ecem de bu konuda çok kasmıştım kendimi. Olmayacağım öyle bir hamile diyordum kendime. Hamilelik ilerledikçe öyle bir hamile olmadığı anlayıp sakinleşmiştim. Sonra koy verdim gitti. Yoldaki teyzeler bile karnımı sevdi, hep otobüs- metroda yer buldum. Gülünce güzel oluyor hamileyken hayat!

2 Nisan 2015 Perşembe

Hilal Anne : 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü

Otizm yaşam boyu devam eden, sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişimde problemler, tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilgi alanları ile kendini gösteren, karmaşık gelişimsel bir bozukluktur.
Aslında tanımı gayet net ,açık ve anlaşılır. Ama bir çok aile için şüphelenmesi bile korkutucu olan, tanı konma aşamasında ailenin kabullenmesi oldukça zor olan, başa gelince de ailenin tüm hayatını etkileyen ve maalesef ülkemizde eğitim olanakları çok kısıtlı olan bir hastalık.

31 Mart 2015 Salı

16 Senedir Ben Bakıyorum

Bazı şeyleri yazarken çok zorlanıyorum. Bu gün yaşadığım olayı nasıl anlatacağımı da bilmiyorum. Neresinden başlasam ne desem nasıl yazsam bilmiyorum. Bu ıslak mendil bana hayatımın derslerinden birini veren baba tarafından verildi.

Ecem'le uzun bir aradan sonra Muzipo'ya gittik bugün. Bırakalım metroya kadar dediler. Arabayı kapatıp açmak o kadar zor geldi ki otobüse binip gitmek bile rahat geldi. Otobüsten indim, metronun asansörüne doğru yürüdüm.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...