15 Nisan 2017 Cumartesi

Anneler Siyaset Yapma(mama)lı

Geçen gün paylaştığım postan dolayı bir kadın bana "Anneler siyaset yapmamalı." diye yazmış. Bir kadın! İnanamıyorum. Bir kadının, anneler için yaptığı bu yorumu aklım almıyor.

Bir kadın olarak sahip olduğum bu hakkı kenara itmemi bekliyor olması, yorum yapıp yayınlıyor olmamın nesi yanlış? Sandık başına en çok biz gitmeliyiz. Geleceği için planlar yaptığımız çocuğumuz içinde söz hakkımız var. Çünkü onların eğitim hayatlarıyla ilgili kararları siyasiler karar veriyor, onların öğretmenlerini devlet seçiyor, yoldaki güvenliklerini devlet sağlıyor, onların eşit ve özgür bir şekilde yaşamaları devlet sayesinde oluyor.

Hele ki din sömürüleriyle, parayla çocuklarımızı kandırıldıkları bir ülkede en çok anneler siyaset yapmalı, bilmeli ve içinde olmalı.  Yemek yemeği, çiş yapmayı, yürümeyi öğrettiğim çocuğa fikrimi, zihniyetimi ve yolumu anlatmak benim görevim. Öyle anlatmalıyım ki ona başka yolları da dinleyip kendi yolunu çizsin. Ülkemin ilerlemesi için çalışın. Gelecek için bir mumda o yaksın.

Anlatacağım hep Atatürk'ü, mücadeleyi, darbeleri, darbe girişimlerini, irticayı, askerlerin irtibarsızlaştığını, gazetecileri, yandaş medyayı, Hitler bozuntularını, terörü hiç gizlemeden anlatacağım. Hatta anlatmayacağım  -tabi ki sansürlü bir şekilde- kulak dolgunluğu oluşması için yanlarında televizyondan izleyeceğim, gazetelerden okuyacağım. Onların yanında tartışacağım ki bilsinler karşıt fikirlerinde olduğunu. Korkmamaları gerektiğini Deniz'den örnekler vererek anlatacağım. Bilsinler neden Deniz'lerle arkadaşlık etmeleri gerektiğini. Üç fidan denilince içimizdeki sızıyı bilsin!

Anneler, zor kazandık biz bu özgürlüğü. Kurtuluş savaşındaki kadınları unutmayın. Taşıdıkları mermilerin, topların yüklerini omuzlarınızda hissedin. Şehit olan, torpili olmadığı için işe giremeyen, mahalle baskısına uğrayan bizim çocuklarımız. Sahip çıkın demokrasimize, haklarımıza. Karışmasın kimse bizim kıyafetimize, saçımıza. Erkekler bizim haklarımız için konuşmasınlar, karar vermesinler. Vurun masaya elinizi, kalkın ayağa geleceğimiz için, çocuklarımız için. Bir gün o çocuklar sandık başına gidip tek partiye oy atmak zorunda kalmasınlar.

Bir parti, bir lider değil söz konusu. Söz konusu bizim geleceğimiz... Öldü gitti başımızdaki onun yerine geçeceği kim bilebilir. Onun bu görevleri kötü amaçlarla kullanıp, kullanmayacağını kim bilebilir. Ya bizim sonumuzda Irak, Suriye gibi olursa? Parçalanıp bölünürsek. Ya bir daha biz olamazsak? Kimlerin bizi ötekileştirdiğine bakın?

Düşün be kadın düşün?

Ya özgür bir sabaha uyanamazsan!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...