14 Haziran 2017 Çarşamba

Affet İnsanlığı Çocuk


Anneme küçükken çok kızardım. Kafayı yediğini, kötülüğe bu kadar yakın olmadığımı, evhamının gereksiz olduğunu düşünürdüm. Sürekli şöyle derdi,

15 Nisan 2017 Cumartesi

Anneler Siyaset Yapma(mama)lı

Geçen gün paylaştığım postan dolayı bir kadın bana "Anneler siyaset yapmamalı." diye yazmış. Bir kadın! İnanamıyorum. Bir kadının, anneler için yaptığı bu yorumu aklım almıyor.

Bir kadın olarak sahip olduğum bu hakkı kenara itmemi bekliyor olması, yorum yapıp yayınlıyor olmamın nesi yanlış? Sandık başına en çok biz gitmeliyiz. Geleceği için planlar yaptığımız çocuğumuz içinde söz hakkımız var. Çünkü onların eğitim hayatlarıyla ilgili kararları siyasiler karar veriyor, onların öğretmenlerini devlet seçiyor, yoldaki güvenliklerini devlet sağlıyor, onların eşit ve özgür bir şekilde yaşamaları devlet sayesinde oluyor.

21 Mart 2017 Salı

Ege + 1: SADECE İNSANİ GEREKSİNİMLER



 

Sabah kahvaltıyı hazırlamaya mutfağa gittiğimde yaklaşan küçük ayakların sesini duyuyorum. Kocaman gülümsemesiyle “Günaydın anne!” diyen Ege kapıda. “Günaydın oğlum” diyorum. “Ben kahvaltı edeceğim.” diyor. Bazen ‘Günaydın’dan önce de gelebiliyor bu cümle açlık derecesine bağlı olarak J “Tamam, yumurtalarımız pişsin.” diyorum. O arada Ege’ye tiroid ilacını içiriyorum. İlaçtan sonra yarım saat beklememiz gerektiği için birlikte kahvaltı soframızı hazırlamaya başlıyoruz. Ben tabakları koyuyorum, Ege çatalları. Sonra gidip üzerimizi değiştiriyoruz. Ege, minik desteklerle pijamalarını kendi çıkarıyor, eşofmanlarını kendisi giyiyor. Elimizi yüzümüzü yıkayıp kahvaltıya geçiyoruz. 

 

Babası geçenlerde ekmek üzerine peynir, domates koyup bak sana börek yaptım demişti. Onu çok sevdi Ege. Şimdi kahvaltılarda babasından “börek” istiyor. Bazı sabahlar da kahvaltısını kreşte arkadaşlarıyla yapıyor. O zaman böreğini kim yapıyor bilemiyorum. 


Sonra hazırlanıp evden çıkıyoruz. Bazı günler babasıyla bazı günler de benimle kreşe ya da özel eğitime gidiyor. Kreşe gittiğinde tüm arkadaşları gibi o da dolaptan ayakkabılarını alıyor, temizleri giyip diğer ayakkabılarını dolaba koyuyor. Sonra da sınıfına çıkıyor. Akşamüstü yine ben ya da babası alıyoruz Ege’yi. Bizi görünce koşarak gelip sarılıyor. Sonra yine yola koyuluyoruz. Arabaya biner binmez atıştıracak bir şeyler istiyor Ege. Sevdiği şeyleri sırayla sayıyor: Muz, hurma, kurabiye… Genelde yanımda ona atıştırmalık bir şeyler götürdüğüm için şansını deniyor. 

 

Yol üzerinde markete uğruyoruz. Ön tarafına çocukların bindiği market arabalarını çok seviyor Ege. Hemen gidip oturuyor. Hatta geçen gün alışverişimiz bittikten sonra ‘Hadi annecim, in’ dedim. Anne, inemiyorum dedi. Ben de ayaklarını çıkart, inebilirsin, dedim. “Anne, kemerim.” dedi. Meğer market arabasına bindikten sonra kemerini bağlamış ben fark etmeden. 

 

Sonra eve gidiyoruz. Efe’ye koşuyor hemen. “Efe ben geldim” diyor, öpüyor kardeşini. Üzerini değiştirip oyuna dalıyor. Bu aralar tabii minik minik kıskançlıklar olmuyor değil, her çocukta olduğu gibi! Beni Efe’den kıskanıyor. Sürekli “Anne gel,…” ile başlayan cümleler duymaya alıştım artık. Birlikte oyun oynuyoruz, tekrar etmemiz gereken çalışmalarını tekrar ediyoruz.

 

Sonra bir bakmışız akşam yemeği saati gelmiş. Sofraya hep birlikte oturuyoruz. Efe’yi de bu rutinimze dâhil ediyoruz. O da haşlanmış sebzelerini kemiriyor bir yandan. Yemekten önce Ege, kreşte öğrendiği yemek duasını okuyor bize. Sonra yemeğe başlıyoruz. Ardından el yıkama, diş fırçalama geliyor. Tüm çocuklar gibi Ege de suyla oynamayı çok sevdiği için biraz müsaade ediyorum. Sonrasında uykuya hazırlık sürecimiz başlıyor. Pijamalarını giydikten sonra babasına ve anneannesine “iyi geceler” diyen Ege bir kitap seçiyor, ben okuyorum. Arkasından ışıklar kapanıyor, ben her gece söylediğimiz şarkıyı söylüyorum, Ege uykuya teslim oluyor. Her gece hayranlıkla izlediğim kirpiklerinden öpüp “Seni çok seviyorum oğlum, sen benim başımın tacısın!” diyorum ve kapıyı çekip çıkıyorum. Varlığına her gece bir kez daha şükrediyorum. 

 

Anlattıklarım herhalde pek çok kişiye çok sıradan gelmiştir. Sıradan bir gün işte değil mi? Evet sıradan olduğu için anlatmak istedim zatenÇünkü bizim için de günler oldukça normal ve sıradan. Biz de her aile gibiyiz, Ege de her çocuk gibi sıradan bir çocuk, tek bir farkla… Sadece fazladan bir kromozomu var. 

 

Bugün 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü. Bildiğiniz gibi Down sendromlu bireylerde 21. kromozomun 3 kopyası olduğu için bugün seçilmiş. Kromozom analizi testlerinde kromozomlar çoraplara benzediği için bugün farklı renkte çoraplar giyerek farkındalığımızı göstermeye çalışıyoruz. Siz de farklı renkteki çoraplarınızın resimlerini paylaşarak bize destek olabilirsiniz. Bu sene aramıza bir çift minik ayak daha katıldı. Ege'nin bir destekçisi daha var artık: Efe! Ve işte ailece farklı renkteki çoraplarımız!

 





 

 

Coor Down (Ulusal Down Sendromu Dernekleri Koordinasyon Merkezi şeklinde tercüme edebiliriz) bu seneki 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü için yayınladığı video mesajında şöyle diyor:#ÖZELGEREKSİNİMDEĞİL #SADECEİNSANİGEREKSİNİM

 

https://www.youtube.com/watch?v=kNMJaXuFuWQ 

 

’Down sendromlu bireyler ÖZEL gereksinimlidir.’ ÖZEL gereksinimli mi? 

Gerçekten mi? 

Down sendromlu kişilerin dinozor yumurtası yemesi gerekse bu “ÖZEL!” olurdu. 

Dev bir zırh giymemiz gerekse bu “ÖZEL!” olurdu. 

Kedi masajına ihtiyaç duysak bu “ÖZEL!” olurdu.

Sabahları bir ünlü tarafından uyandırılmamız gerekse bu “ÖZEL!” olurdu. 

Ama bizim asıl ihtiyacımız olan şey; 

eğitim, iş ve fırsat; dostlar ve biraz sevgi. 

Herkesin olduğu gibi!

Bu gereksinimler ÖZEL mi? 

#ÖZELGEREKSİNİMDEĞİL #SADECEİNSANİGEREKSİNİM

 

Down sendromlu bireylerin her yaşta, hayatın her alanında sadece insani olan bu ihtiyaçlarının layıkıyla karşılık bulması dileğiyle… 

 

Son olarak Ege’ye not: 

 

EGE'm sen olduğun gibi çok güzelsin! Senin farklılığın bizim zenginliğimiz! İyi ki varsın, iyi ki bizimsin! Seni çok seviyoruz!

 

 

21 MART DÜNYA DOWN SENDROMU FARKINDALIK GÜNÜ KUTLU OLSUN!

 

Ege’nin Annesi

Nur

 

 

 

20 Mart 2017 Pazartesi

Mom Of Turkey Karşıyaka Eğitim Programı

Mom Of Turkey'in ücretsiz, bol çocuklu eğitim programı aşağıdaki gibi. 


KARŞIYAKA BELEDİYESİ EĞİTİM TAKVİMİ 

21 MART 2017 

Psikolog Sinem Demirel BalcıBilinçli Anneler ile Sağlıklı Çocuk Yetiştirme 

Psikolojik Danışman Tolga Nasuh Aran: Dijital Bağımlılığı Yenmenin Yolları 

Psikolojik Danışman Ferhat Yılmaz: Çocuklarda ZekaGelişimi

Okul Öncesi Çağı Eğitim Koçu Pınar Yeşiltay Sevim: ÇözümOdaklı Anne Baba Olabilmek

28 MART 2017 

İletişim Uzmanı Reyhan ŞenayÇocukla İletişim ve Çocuğa “hayır” diyebilme 

Psikolog Gül ÇELİK: Çocuğun Gelişim Alanlarını desteklemek 

Çocuk Gelişim Uzmanı Canan Çam: Aile Tutumları ve Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

Blogger İpek Alper Karabıyık: Çocuklarda Sosyal Yaşam 

5 NİSAN 2017  

Psikolog Selin MERT: Güvenli Bağlanmanın dayanılmaz keyfi – Anne Çocuk bağının önemi 

Psikolojik danışman Ferhat Yılmaz :”Bedenim Bana Ait!”Çocuk Mahremiyeti 

Yaşam Koçu Şebnem Arslankeçecioğlu: Ailedeki direnç noktalarını keşfetmek

Hipnobirthing Eğitmeni Ebe Pınar Mallı: Doğumun Kadın Psikolojisindeki Yeri

27 NİSAN 2017 

Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Yılmaz Bay: Çocuklarda Sağlıklı Beslenme

Eğitmen ve Yaşam koçu Yasemin Talaz BayraktaoğluPozitif  Ebevyn Olmak

Eğitmen Zeliş Kurt: Çocuklar ve Doğa

Psikolojik Danışman Dr. Ayşe Devrim Burçak: Güvenli Bağlanmanın Dayanılmaz Keyfi

 

28 MAYIS 2017 

Pedagog Pınar Kaya Döşlü: Çocuk ve Ergenlerde Öğrenme Güçlüğü 

Selen Baranoğlu : Basit ve Sade Yaşamda Sağlıklı Bireyler Yetiştirme. 

Hem fit hem anne Gözde Biber: Sağlıklı Yaşam, Zinde Annelik 

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Ali Bacanlı: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite



Kayıtlar için Mom Of Turkey hesaplarını ziyaret edebilirsiniz....

 

 

16 Mart 2017 Perşembe

Kim Bu Kadınlar : Mom Of Turkey

Son sıralarda dikkat ediyorsunuzdur belki, sürekli bir paylaşım halindeyim. Çünkü heyecanlıyım. Yaptıklarını anlatacağım, seslerinin çıkmasını istediğim, birleşip kenetlenen kadınların arasına katıldım. İki kadının güzel hayaliyken bir anda hepimizin ortak enerjisini harcadığı yer oldu Mom Of Turkey.

Pınar, Sercan'ın girişimiyle başlayıp süt kızımın annesi Öniz'inde aralarına katılmasıyla hayal bir fikirken gerçeğe dönüşüyor. Benim gibi bir çok kadını peşlerine katıp fırtına gibi esmeye geliyoruz.

Mom Of Turkey ne, neyi amaçlıyor derseniz;

Kadrosuna bir çok uzmanı, eğitimciyi, girişimci kadınları, blogger anneleri katıp tüm Türkiye'deki kadınların bilinçlenmesini, iyi bir geleceği yetişmesini, kadınların daha çok düşünüp üretmesini sağlamak. Bu seminer ve eğitimleri sadece büyük şehirlerde değil, Türkiye'nin her yerinde yapmak esas amaç. Belediyelerin desteğiyle şehrin her kesiminden kadınları sarmalıyoruz. Her şehrin kendi konusunda uzmanlaşmış eğitimci, uzman, girişimci kadınları kendi hikayelerini anlatmaya teşvik ederek daha çok kadını sokağa, hayatın içine katmayı istiyoruz. "Ne yapacağım?" diyen kadınlara yol göstermek, hevesi kırılmış kadınlara bizde senin yolundan geçmiştik ve bu oldu demek istiyoruz. 

İlk lansman ve eğitimler İstanbul'da büyük katılımlarla gerçekleşti. (Fotograflar ve tepkiler için instagram hesabı Mom Of Turkey'e bakabilirsiniz.) Şimdi ikinci şehir, ikinci lansman İzmir Mavi Bahçe'de gerçekleşecek. İzmir'deki seminerlerinde yer alacak kadınları tanıyacaksınız, onlarla tanışıp ne yapmak istediklerini anlatacaklar size. Çocuklarınız Mavi Bahçe'nin güzel ortamında eğlenirken siz anneliğinize, kadınlığınıza vakit ayırıp keyifli vakit geçireceksiniz. 

Anlatacak çok hikayemiz ve fikirlerimiz var. Sizlerden de birşeyler öğrenmek istiyoruz. 18.Mart.2017'de 15:00'da Mavi Bahçe'de buluşalım ve konuşalım. Bizi dinleyin, bizde sizi dinleyelim. Kadın kadının en büyük öğreticisidir ve kadın herkese herşeyi ilk öğretendir unutmayın. 

Katılımcı olmanız için Öniz Hanım(instagram hesabı) ve Şebnem Hanım'a (instagram hesabı) ulaşabilir ve isminizi yazdırabilirsiniz.  

Karşıyaka Belediyesi desteğiyle düzenlenecek eğitim ve seminer takvimimiz şöyle;


Mom of Turkey'le ilgili daha detaylı bilgi için blogunu ziyaret edin...

9 Mart 2017 Perşembe

Bankanın Islak Hunterları

Bugün Burak'la bol yağmurlu bir gün yaşadım. Islanmamaya çalışıp kangrudaki çocuğu oyalarken bankada çalıştığım zamanlar geldi aklıma:) Kangrudaki çocuklu anılarımdan sonra o zamanlarım çok uzak geliyor şimdi bana. 





Yılı tam hatırlamıyorum ama tahminen 2008. Bankada zurnanın zırt dediği yerde çalışıyorum. Saha kredi pazarlama! Plaza dilinde tabi ki afilli karşılığı var. "Hunter"!! Avcı yani.

7 Mart 2017 Salı

Hilal Anne : Anneliğin Altında Boğulmak



İnsana ne iyi gelir?

Hayattan ne beklediğinize şöyle bir bakın. İş mi? Para mı? Sağlık  mı? Huzur mu? Aşk mı? Eskiden cevapları net bir insandım. Keskin köşelerim vardı. Evetlerim ve hayırlarım. Zaman insanı nasılda törpülüyor. 

24 Şubat 2017 Cuma

Engelli Çocuk Doğurmak/Doğurmamak – 2

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada üyesi olduğum bir grupta engelli çocuk doğurmak/doğurmamak konusunu irdeleyen bir gönderi paylaşıldı. Kız çocuğu makbul değil diye doğurmayan toplumları düşününce engelli bebeği de makbul değil diye aldırmak arasında ne fark var, engel düzeyleri ya da çeşitleri bu noktada bir fark yaratır mı, engelli çocuk acı çekiyor mu, bazılarını gerçekten doğurmamak mı lazım, engelli çocukların kardeşleri için durum nasıl? Şuraya da gidiyor bu konu: Engelli bebeği olmasını istemeyen bir aile, yaşam içinde karşılaşacağı engelli bir bireyi kendisine nasıl denk görecek? Herkesin kendi kararı deniyor mesela. Nedir bu "kendi kararı"ların sınırı? Bu ve benzeri birçok soruyu etraflıca ele almaya çalıştığımız bir platform oluşuverdi birden. Ben de tabii ki kendimi tutamayıp yazdıkça yazdım. Sosyal medya üzerinden yazdığım yorumlar epey uzadı. Ben de derleyip bir yazı haline dönüştüreyim istedim. Vaktimin de kısıtlı olmasından ötürü sosyal medyada hızlı hızlı yazdığım için bazı terimleri doğru ve yerinde kullanamamış olabilirim. Elimden geldiğince toparlamaya çalıştım. Hepsi yalnızca bana ait görüşlerdir.  Sürç-i lisan ettiysem affola…

20 Şubat 2017 Pazartesi

Engelli Çocuk Doğurmak/Doğurmamak -1-

Ege'nin Annesi Nur yazdı,


Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada üyesi olduğum bir grupta engelli çocuk doğurmak/doğurmamak konusunu irdeleyen bir gönderi paylaşıldı. Kız çocuğu makbul değil diye doğurmayan toplumları düşününce engelli bebeği de makbul değil diye aldırmak arasında ne fark var, engel düzeyleri ya da çeşitleri bu noktada bir fark yaratır mı, engelli çocuk acı çekiyor mu, bazılarını gerçekten doğurmamak mı lazım, engelli çocukların kardeşleri için durum nasıl? Şuraya da gidiyor bu konu: Engelli bebeği olmasını istemeyen bir aile, yaşam içinde karşılaşacağı engelli bir bireyi kendisine nasıl denk görecek? Herkesin kendi kararı deniyor mesela. Nedir bu "kendi kararı"ların sınırı? Bu ve benzeri birçok soruyu etraflıca ele almaya çalıştığımız bir platform oluşuverdi birden. Ben de tabii ki kendimi tutamayıp yazdıkça yazdım. Sosyal medya üzerinden yazdığım yorumlar epey uzadı. Ben de derleyip bir yazı haline dönüştüreyim istedim. Vaktimin de kısıtlı olmasından ötürü sosyal medyada hızlı hızlı yazdığım için bazı terimleri doğru ve yerinde kullanamamış olabilirim. Elimden geldiğince toparlamaya çalıştım. Hepsi yalnızca bana ait görüşlerdir. Sürç-i lisan ettiysem affola…

18 Şubat 2017 Cumartesi

Gazeteler ve Televizyonlarda Süt Anne

Bu bölümü uzun zamandır hazırlamak istiyordum. Eh buyrun verdiğim röportajlar ve haberler. 

İlk gazete röportajını Yeni Asır gazetesine vermiştim. Haberim manşetten gazetede yer almıştı.



Haberin tamamı için tıklayın.

13 Şubat 2017 Pazartesi

Valla Kararlar Aldım

Evet kararlar aldım. Çocuklar büyüyor, hemde hiç acımadan. Evden çıkıyorlar. Bir gün bir bakacağım ( o günü iple çekiyorum.) evde tek başıma kalacağım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...