
Hayattan ne beklediğinize şöyle bir bakın. İş mi? Para mı? Sağlık mı? Huzur mu? Aşk mı? Eskiden cevapları net bir insandım. Keskin köşelerim vardı. Evetlerim ve hayırlarım. Zaman insanı nasılda törpülüyor.
Şimdiler de nereye kadar gidebildiğimi ve neye karar verebildiğimi bilmiyorum! Etrafımda ki kalabalık arttıkça onlara endeksli yaşam bana beni kaybettirdi. Hele ki Neva’dan sonra sakin, hırslarından arınmış, her şeyi normal karşılayan bir insan oldum. Çoğu şeye cevap vermiyorum. Cevabım olmadığından değil. Bir insan bir şey söylüyorsa eğer o söylediği cümle hakkında ki düşünce sürecini tamamlanmıştır. Siz ona cevap olarak ne söylerseniz söyleyin bir cevap vermiş olmuyorsunuz aslında. Duymuyor! Çünkü o fikir dile gelene kadar düşünülme evresini tamamlanmış! Karşıt bir ses sadece ses olarak kalır !
Bunu farkettiğimden beri içime atıyorum hayatı. Zira çevrem fazlası ile cümle ile dolu.
Memnuniyetsiz, şükürsüz insanlar!
Kimsenin hayatını durup dururken güzelleştiremezsiniz. O insanın güzel bir hayata ihtiyacı olması lazım önce. Hayatının güzelleşmesini istiyorsa doğru yere bakmayı bilmeli! Ve bu öğretilmez. Bu niyettir, içten gelir. Bir insan mutlu olmak istiyorsa ve sağlıklıysa bunu önünde sadece kendi durabilir!
Ben bana ne iyi geleceğini arıyorum bu günlerde. Çocuklarım! Evet bana iyi geliyorlar ama benim onlara uzun vade de iyi gelebilmem için daha iyi olmalıyım.
İçime attıklarım hayat enerjisi olmalı bana. Herkesin memnun etmek yerine kendi memnuniyetimi bulmalıyım.
Hilal nerede?
Ne sever ?
Nasıl gülümser ?
Bu kız içinden şarkı söylerdi eskiden? Mırıldanırdı ? Ne söylerdi ? Ne okurdu ?
Anneliğin altında kalmamalı, kalabalıkta kaybolmamalıyım....
Hilal Anne
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder