26 Temmuz 2016 Salı

Hilal Anne'nin SSVD Hikayesi 2

Hilal Anne'nin Yazısının Devamı;



Hemen doktoruma ve Vildan ebeye NST'leri yolladım. "Evet, doğum başlamış gel." dediler. Hastaneden eve geldim. Ilık bir duş aldım. Çocuklarımı uyuttum ve gece 10 gibi yola çıktık. 

Araba hareket etmesi ile hıçkırıklara boğuldum. Evde iki tane meleğimi bırakıp gitmek çok zordu. Hastanede bizi Vildan Ebe karşıladı. İlk yüz yüze tanışmamızdı, hayatımın kahramanı kadınlardan biri olacağını anladığım o ilk an...

Eğer sezaryan dersek hemen doktorumuz gelecekti."Boşuna sancı çekmenin anlamı yok. SSVD dersek yarın akşamı bulur doğumun olması." diyordu. SSVD'yi (Sezeryan sonrası vajinal doğum) birde ondan dinledi eşim. "Sen bilirsin. Ben ikna oldum. Senin doğumun." dedi. Bende Vildan Ebe'ye o kilit cümleyi söyledim "Keşke demek istemiyorum! Sezeryan olursam bu hep içimde kalacak. " dedim.

Ve başlıyoruz! 

Hemen muayene etti. "Bu şartlar da ertesi akşama kadar sürer bu doğum. Uyumaya çalış. Çok yorulacaksın." dedi. "Doğum geceyi, sakinliği, karanlığı sever." diyenler haklı. Sabaha kadar Vildan Ebe'nin kontrolleri altında kah yürüyerek kah uyuyarak geçirdim vaktimi. 

Sabah Vildan Ebe bir doğuma gitmek için yanımdan ayrıldı. O dönene kadar yapılan NST'em de hiç sancı yok! 

Şaka gibi! 

Doktorum "Hani! Sancılar nerede?" Akşam ki NST'leri gösterdik. Bana "Doğumun ışığı sevmedi. Haydi bakalım merdivenlere ."dedi Vildan Ebe. 1 saat merdiven inip çıktım, yürüdüm. 

"Dalgalar çok aralıklı istediğimiz gibi değil. Suni sancı vereceğiz. Eğer bebeğin kalp atışları 2 kez 100'ün altına inerse, acil sezaryana gireceğiz." dedi. "Peki." dedim.

Nasıl nefes almam gerektiğini anlattı. 

Saatler 14.00. Doktorum gece 24'e kadar bu işi başarmazsam beklemeyeceğini söyledi. "Bunu da kabul ediyorum ve merak etmeyin 21.30'a kadar doğuracağım." dedim. 

Kararlıyım!

Tekrar merdivenlerde inip çıkmaya başlıyorum. Bu arada normal hayatta ağzıma çörek otu koymayan ben kaşık kaşık çörek otu içtim.

 Saat 15 gibi, artık çektiğim sancıyı size sanırım yazarak anlatamam. İnanılmaz ve dayanılmaz bir sancı... Nefes alarak karşılamaya çalışıyorum ama nafile ağlamaya başladım. Vildan Ebe "Epidurale gidiyoruz. Çok yorulacaksın böyle." dediğinde hiç itiraz etmedim. 

Doğumhaneye indik epidural için sadece bir adım geri oturmam gerek sedyeye ama ben hareket edemiyorum. Vildan ebe sarılıyor bana, sakinleştiriyor. Sanki anneme sarılıyor gibiyim. O kadar içten ki. Epidural ile sancının sadece % 40'ını hissedeceğimi söylüyorlar. Odaya geldiğimizde kuş kadar hafiflemiştim. Yatağa yattım "Açım." dedim. Bana devasa bir hamburger getirdiler. Nasıl yiyorum üstüne bir de çay oh mis ve tabi ki uyku... 

Yaklaşık 1 saat ama bana bir ömür gelen bir uyku çekiyorum. Uyandığımda "Sancım var mı?" dedim Vildan Ebeye "Çok var." dedi. Hissettiğim dayanılmayacak bir ağrı değil. Vildan Ebe'nin eli elimde hala uyumamış ve aç. Hakkı ödenmez! 

Akşam 8 olduğunda artık epidural etkisini kaybetmiş durumdaydı. Ama daha rahat karşılıyordum dalgaları artık. Tam o sırada doktorum da "Geliyor hazırız." dedi. Vildan Ebe "Hadi! Doğumhaneye!" "1 saate doğar mı?" diyorum "Doğdu Hilal ne bir saati." diyor.

Doğumhaneye girerken eşime "Sana çok duygusal bir konuşma hazırlamıştım ama kendimi çok iyi hissediyorum. Duygusal olamayacağım şuan." diyorum. Gülerek, eğlenerek içeri giriyoruz 20.15'te. 20.23'te Güneş Neva kucağımda!


 Hiç ses yok!

 "Bitti." diyorlar. 

"Doğdu mu?"

Sonrası rüya.. 

"Başardım! Başardım!"  diye bağırıyorum, ağlıyorum...

Hemen kucağımda ağlamıyor bile öyle huzurlu ki! 

Hiç ayrılmıyoruz!

Yıkanmıyor! 

Vildan Ebe'ye ömrümün sonuna dek duacı olacağım. Hayatım da hiç bir şeyde bu kadar mutlu olmamıştım.

Ben istedim ben başardım! Keşkem yok! Doktorum Burak Ağca ve Ebem Vildan Yıldırım sonsuz teşekkürler! 

En güzeli ertesi gün eve geldiğimde çocuklarım kapıyı açıp artık "Bebek geldi Anne! Bizi kucağına alır mısın?" dediklerinde onları kucaklaya bilmemdi! 

Bu arada doğumunun başladığı ve sürdüğü 27 saat boyunca bana olan desteğiniz için teşekkürler SSVD ailesi!!!



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...