14 Nisan 2014 Pazartesi

İnat Bizim Göbek Adımız

Ecem ve ben evde iki inat olarak yaşıyoruz. Daha yeni bir yılımız dolacak ama inatlarımızın çakışması başladı bile.

Hayatımın da bir çok şeyi inadım sayesinde kazandım. Bir şeyi kafamı taktım mı olmalı. Biri yapamazsın dediler mi yapmalıyım. Bazen öyle hissediyorum ki kendimi, başkalarının yapamazsın dediklerini yaptığım için onların kararlarını uyguluyormuşum gibi geliyor. Hatta yanlış olduğunu bilsem de doğru bu diye karşımdakiyle inatlaşırım.


Hamile kalmadan önce normal doğum yapmalıyım diyordum. Annelerin kendi tercihleriyle sezaryen doğum yaptırmaları bana garip geliyordu. Yani normal bir yolu varken niye normal olmayan yolu seçersin ki. Hamile bile değilken doktoruma karar vermiştim. Ona gider herkes normal doğum yapıyordu. Hamileliğin en başından beri seni normal doğuma hazırlıyor. Sonra doğuruyorsun. (Bu doktor kim derseniz TIK TIK) Tabi senin ve bebeğin hayatını tehlikeye atmamak şartıyla.

Hamileliğim boyunca herkes bana normal doğum yapamazsın dedi durdu. En büyük destekçim eşim bile normal doğum çok zormuş dedi. Herkes böyle dediğine göre, mutlaka normal doğum yapmalıydım. Bunu diyen insanlarla tartıştım. Yani olmalı, belim çatlasa bile olmalı.

Tüm hamileliğim boyunca yürüdüm, çok hareketliydim. Kiloma çok dikkat ettim. Yediğim içtiğim her şey normal doğuma endeksliydi. Ecem'e normal doğumun ikimiz için ne kadar güzel olacağını anlatıp durdum.

Zaman geçtikçe Ecem aşağıya inmedi. Son güne kadar hiç açılmam olmadı. Doktorum "Sizi tehlikeye atamam. Eğer suni sancıya rağmen açılman olmazsa, sezayen yapmak zorundayım" dedi. Doktorun bu sözlerini ağlayarak demiştim.

Geçen sene bugün doğurman gerekirken, üstünden 5 gün geçtikten sonra hastaneye elimi kolumu sallayarak gittim. Sonrası doğum hikayem. Doğmadı Ecem inmedi aşağıya. İnatlaşmamız başladı. O bana "Oradan çıkmayacağım." derken. Ben dışarıdan "Hadi kızım, hadi oradan çık." diye 13 saat o sancıyı çektim. Belim neredeyse ayrılacaktı. Sonuç Ecem belki istemeyerek olsa da benim ilk inadımı kırmış oldu. Sezaryen doğum yaptım.

Şimdi hayatımız nasıl mı? Sabahın 7'sinde bir başlıyoruz. Ben yapmaması gereken şeylere "Hayır" diyorum. O gözümün içine baka baka yapmaya devam ediyorum. Anladığının farkındayım. Hayırıma ilk tepki duruyor, gözlerimin içine bakıyor, bir anlık gözümü ondan ayırmamla  ne istiyorsa yapmaya devam ediyor. Yeni yeni ben hayır deyince bana kızmaya söylenmeye başladı. Gözlerinden şunu okuyorum
"Karışma bana. Ben istediğimi yaparım. Hiç çeneni yorma. HIIIHhhh!"

Bir uyuma ritüelimiz var dillere destan. Urla'da dilden dile dolaşıyor. Yakında Açelya'nın Ecem'i Uyutması üzerine şarkılar yazılacak. Ben uyutacağım diye inat ediyorum o uyumayacağım diye. O da bir başka yazı.




Mesela yukarıdaki fotoğraf yemek inatlaşmalarımızın olduğu döneme ait. Sonu ne mi oldu? Tabi ki Ecem kazandı. Yemesi için hiç inatlaşmıyorum artık. Çünkü zararlı çıkan ben oldum. Ben yemesi için inat edince diğer öğünde sevdiği yemeği yememeye başladı. Canı isterse yiyor canı istemezse yemiyor. Hatta yemek bile seçmesine izin veriyorum. İlk benim yemesini istediğimi yedirtmeye çalışıyorum. Yemiyorsa onun sevdiği çorbayı yapıp geçiyorum. Onu da yemezse "Bir öğün yemezse ölmez ya!" diyerek kendimi rahatlatıyorum.

Uzmanlar çocuklarınızla inatlaşmayın diyor. Ama mümkün değil. Sen 29 sene boyunca inatlarını başarmakla gurur duymuşsun. Sonra karşına 75 cm'lik bir cadı çıkıyor ve bugüne kadar yaptığın inatları kırıyor

Bundan sonraki yıllarımızın sinyallerini veriyoruz. Şimdiden biliyorum ki kaybeden ben olacağım. Hayatım da yenilmekten tek zevk aldığım insanda o olacak.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...