20 Temmuz 2015 Pazartesi

Mucize'nin Günlüğü : İç Savaş

İçimden tüm kurduğum cümleler "Ya,..." İle başlıyor.

Bilinmezlik o kadar yakıp kavurucu ki. Aklımı toplayıpta sonrasında neler olacağını düşünemiyorum. Hep hayal kurar, sonraki olacakları gözümün önünde canlandırırım. Eğer canlandıramıyorsam gerçekten güzel şeyler yaşayacağımı bilirim. Çünkü hep öyle oldu. 


Normal doğum olmayacağından aklımdaki herşey net. Sabah odamı süsleyeceğim, Burak'ın yatıralacağı yatağa çarşafı serip, ailemi ve eşimi öpüp o yeşil elbiseyi giyeceğim. O anda onlardan ayrılıp epidural odasına ve ameliyathane gireceğim. Oraya çok gittim. Soğuk olacağından hiç süphem yok. Mutlaka bir radyo çalacağını da biliyorum. Aynen ben çalışırken olduğu gibi.

 Doktorum gelecek "Şuan nasılsınız hanımefendi" diyecek. Burak Bey'e ait bir soru kalıbı. Utanacağıma eminim, çünkü üstümde yeşil elbise dışında bir şey olmadığından. Cevabımı sakin vermeye çalışırken soluk bir "İyiyim" çıkacak. 

Epiduralin soğukluğu belimden tüm bedenime yayılırken heyecanım doruk noktasına çıkacak. Belki tansiyonumda oynama olabilir. Ciddi bir kan korkum var ve yenemiyorum. Kan gördüm mü etrafım sararıyor ve elim ayağım boşalıyor. Başımdaki tüm damarlar atmaya başlıyor. Ameliyathane tecrübem çok olsa da bu korku benimle olacak. 

Anestesi uzmanı soğuk bir pamukla kolumdan başlayıp "Hissediyor musun?" diye sorarak bacaklarıma kadar inecek. Ben muhtemelen hiçbirşey hissetmiyor olacağım. Durup bir düşündüğünüzde ne kadar korkunç birşey olduğunu anlıyorsunuz. Beden sizin ama his yok. 

Sonra Burak Bey "Açelya başlıyoruz" diyerek beni kesip biçmeye başlayacak. O sesi duyasaya kadar kulaklarımda büyük bir uğultu olacak. 

İşte bu andan sonrası yok hayalimde. Ben Pollyanna Açelya'nın bile bir sınırı varmış onu anlıyorum. Kafam tamamiyle boş. Ne yaşayacağım hakkında hiç bir fikrim yok. Sadece dileklerim var. "O ilk ağlayışı gür olsun." "Benim ağrılarım hiç olmasın." "Ecem kardeşine ilk görüşte aşık olsun." "Ecem'i eve gider gitmez kucaklayabileyim" "Sütüm çok olsun ve memeler beni hiç üzmesin."

İşte bunları düşürken "Ya,..." İle başlayan cümleler istila etmeye başlıyor beynimi. "Ya ameliyatta bir sorun olursa." "Ya Burak istenilen gürlükte ağlamazsa." "Ya bir kaç gün ayrı kalırsak." "Ya memeler yine sorun çıkarırsa." "Yaa..." "Ya..." İşte beynimdeki Pollyanna ile Hayal Bozan Açelya kavga ediyor. 

Eminim, biliyorum, hayalini kuramıyorsam beklediğimden daha güzel şeyler yaşayacağıma. O yüzden mala bağladım. İşte "Ecem kıskanacak." "2 sene daha zorluk var." "Uykusuz kalacaksın ama değer." "Zor bir dönem seni bekliyor." "İyi ki hemen olmuş Burak." "Arayı açmadan olması iyi." diyenlere tek bir cevap veriyorum "Bilmiyorum." Çünkü gerçekten başıma neler geleceğini bilmiyorum. 

Şu kalan bir kaç günümün tadını çıkartmaya çalışıyorum. Yalnız kalmak istiyorum ama istemiyorum. Ecemle hep olayım diyorum ama sakinlik istiyorum. Arkadaşlarımı daha çok göreyim istiyorum ama uyumak istiyorum. Vallahi son 2 hafta kala ne haldeyim bilmiyorum! 

Hayalsiz ve kararsızım. 







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...