29 Aralık 2014 Pazartesi

Mucize'nin Günlüğü: Neden Mucize?


Bugün 9 hafta 2 günlük Mucize. Büyüyor bana ve Ecem'e rağmen.

Mucize neden mi Mucize? Anlatayım.



Ben Ecem'den başka çocuk hiç istemiyordum. Gerçekten! Ecem tüm duygularıma yetiyordu. Eşimle konuşurken "Ya evet biraz büyüsün bakarız" dediğim doğrudur. Ama içimden bir daha bu zorluğun altına girmek hiç istemiyordum. Erkenci Ecem herşeyiyle beni çok yormuştu. Tabi ki iki haftada mucize olmadığına göre hiç bir şey değişmedi. Yormaya devam ediyor beni. Şimdi daha anlayışlıyım. İkinci geliyor ya motivasyonumu artırmam gerekiyor.

Eh işte böyle düşünen bir annenin içinde canlandı Mucize. İnsan o ilk iki çubuğu gördüğünde çok korkuyor. Spiralle korunuyorsun. Kendince her önlemi almışsın. Ben "Tamam" dediğim müddetçe olmayacak.

Panik oluyorsun. Bir test. Bir test daha. Hep o güzel iki pembe çizgi. Eşin uzakta. Cem'le ilk defa bu kadar aramızda mesafe oldu. Arasan orada huzursuz edeceksin. Aramasan bu yükü tek başına çekmek zorunda değilsin. İstemiyorum işte. Ben ikinci kez anne olmak istemiyorum.

Doktorla konuşmalar. Dış gebelik şüphesi. Eşin eve dönüşü. Acayip yağmurlu günde Akçay-İzmir arasındaki 180 km yolda araba kullanmak.

Hepsi bir kaç gün içinde oldu. Bu zaman içinde o kadar çok ağladım, pişmanlık duydum, kızdım, yalnız kaldım ki. Cem'e kavuşunca herşey azaldı. Duygular içimdeydi ama yarı yarıya indi. Doktorda buluştuk. Günler sonra bir araya geldik. Öğrendikten sonra geçen günlerde hiç konuşmadık. Bir iki şaka yaptı ve ben kaldıramadım.

5hafta 5 günlüktü Mucize. Aslında tahmini gelişimi. Çünkü son adet tarihimi hatırlamıyorum. Doktorun ağzından bir cümle döküldü. "Kalbi atıyor." Duymak istemiyorum kalbinin sesini. Kararımı verdim ya. "Öyle küçük yerde olmuş ki. Spiralde kayma yok. Yerinde duruyor." diyor.

Bıdı bıdı bir sürü konuşma oluyor. Hatırlamıyorum. Şunu dediğini biliyorum "Bu çocuğu doğurursan geleceğin Atatürk'ü olur bizi kurtarır. Bu azim ve kararlılıkla." Ben yok diyorum. Bir sürü sebep sıralıyorum. Anlatıyorum. Kafamdakileri."Ben görüyorum. Sen hazır değilsin ikinci bebeğe alalım" diyor doktor. Herkesi canla başla doğurtmaya çalışan doktor bunu diyor bana. Tanıyorum aldırmaya gidip ikna ettiği insanları. İçimden diyorum ki "Gerçekten ben iyi değilim."

Eşimin gözlerine bakıyorum "İstiyorum" diyor. Ama benden korkuyor. Bana bir şey olmasından. Gerçekten kötü durumlar yaşayacağımdan.

Orada spiralli çıkarttı doktor. Kanamam olursa hemen hastaneye gideceğiz. Düşük başlamış olacak ve müdahale edilecek. İçimdeki ses "Gitme. Düşme. Sen mücadelecisin." diyor. Yüzüme baktığımda kararlıyım. Yarım saat bekliyoruz. Kanamam olmuyor. Açıkçası kendi kendime çok seviniyorum. Düşünmek için zaman istiyorum doktordan. Çünkü düşünmeliyim yaşayacaklarımı. Ecem ufak. Ben yeni yeni kendime geldim. Geçen sene yaşadığım onca şey. Acı. Bloga yazmadığım o kadar şey var ki. Kanser miyim acaba sorusunu sordum geçen sene bu zamanlar kendime. Müdahaleler. Aradan 1 yıl bile geçmemişken tekrar aynı şeyleri yaşamak korkuttu beni.

Eşim istemeye istemeye ağlaya ağlaya kabul etti. Ben bakacaktım sonuçta. O evimizdeki oyun arkadaşı. Bir çok hayalden vazgeçen bendim.

Saati ve günü aldık. Hastaneye gittik. İnsan o noktaya gelmeli bence içindeki sesi dinlemek için. Ağlıyorum. Durduramıyorum kendimi. İçimdeki ses durmuyor. "Sen seviyorsun bu içindekini" diyor. Doktorum geliyor. Benim ağladığımı görüyor. "Gir içeri hadi" diyor. Hemşirelerle içeri giriyorum. Hıçkırıklarımı durduramıyor. Birden içerisi aydınlanıyor sanki doktor içeri girip "Almıyorum bu bebeği hep beraber bakacağız" diyor. Nasıl rahatladığımı anlatamam. O anda duymak istediğim tek kelime buydu. Girdiğinde içeri söyleyeceğim kelimeleri söyledi sanki bana.

Dışarı çıkıp Cem'e öyle sarıldım ki saklanmak istiyordum göğsünde. O güveni hissetmek. Onunla herşeyi başarabileceğimi bilmek. Rahatladım. Mutluydum. Doktorumuz kısa bir hikaye anlattı. Sonunda "Biliyor musunuz? Bazı insanlar bu noktaya kadar gelmeli. Yoksa kıymetini bilmez." dedi.

Bende o noktaya kadar gitmeseydim bu kadar kıymetli olmaya bilirdi. Yapsaydım eğer şimdi pişmanlık içinde dünyaya küsmüş oturuyor olacaktım. Blogtan eser kalmaya bilirdi hatta. Çünkü ben üzülünce, canı yanınca paylaşamayanlardanım.

İşte bundan Mucize. Küçücük bir yerde döllenmiş, spiralli aşmış, herşeye rağmen yıkılmamış, annesinin içine büyük sevgiler katmış bir bebek. Şimdi o kadar sarıldım ki ona dört elle. Ecem'in biz gitsek bile yalnız olmayacağını bilmek bile bana yetiyor.

Zaman geçiyor. Acılar unutuluyor. Anlık sinirler bitiyor. Geriye sadece "Anne" diye bağrışları kalıyor.

Belki Mucize sayesinde bir kez daha süt anne bile olabilirim.

Geçen hafta blogta yazınca hamile olduğumu öğrenen herkesten cesaret, umut ve başarabileceğimle ilgili temenniler aldım ki çok teşekkürler.

Süt Anne.

Mucize'nin Günlüğünü okumak için tıklayın. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...