11 Aralık 2014 Perşembe

Hilal Anne : Zaman Çok Hızlı Geçti



Zaman çok hızlı geçti..

Hastanaden transfer saati için aradıklarında ne hissetmem gerektiğinini bilmeyen, ne düşünmem gerektiğini bilmeyen ,hayatımın en bilinmeyenli denklemi halindeydim.


Bu 15 günden bana kalan bedenim de ki fazla  4 kg ve ruhumda ki  4000 kgluk ağırlıktı.

Ameliyathane kostümlerimi yine giydim ve yalnız olup sakinleşeceğimi zannettiğim bir bekleme odasına alındım. İçeride benim gibi birazdan anne olmayı bekleyen 5 kadın daha vardı. Bekleme odasında 5 kadın. Hepsi korkulu hepsi hayalli. Kimisinin ilk kimisinin bilmem kaçıncı denemesi... Ve elbette korkulan oldu. Herkes kendini anlattı. Bir kuaför salonu edasında ki o oda çok komik bir yerdi. Hem çok üzücü. Trajikomik denen şey orada anlam buluyordu. O kadar gergindim ki ne yapsam sakinleşemiyordum.

Biraz sonra eşimi ve beni embriyolog görüşmeye çağırdı. 8 embriyomuzdan 6 tanesi 6.güne kadar yaşamıştı.1 tanesini transfer edeceklerdi geri kalan 5 taneden 4 nün durumu dondurulmaya elverişliydi. Bu ana kadar bu kısım hakkında hiç konuşmadığımızı farkettim. Eğer bebeğim tutunamazsa hayata, yeniden ve tekrar o kadar hormon iğnesini ve ilacı yüklenmemem için dondurulmuş. Embriyolarımı yeni tedavi için kullanabilirdik. Çok mantıklı olan bu durumu hemen kabul ettik. 4 tane bebeğim artık buzullarda bekleyecekti beni... Onların şimdi evimizi ısıtan Derin ve Deniz olabileceğini nereden bilebilirdim ki...

Transfer çok kısa ve rahat bir işlem. Heyecanını saymazsak belkide sürecin en rahat anı.

Odaya geldiğim de eşim beni bekliyor, yarım saat dinlendikten sonra eve gitmek için yola çıkıyoruz. Sürekli yatıyorum. Doktorlar bilimsel kanıtlanmış bir katkısı olmadığını söylese de sanki yürüyünce bebeğim düşecekmiş gibi bir psikoloji içindeyim.

1 hafta rapor alıyorum işim stresli ve yoğun olduğu için evde dinlenmeyi tercih ediyorum. Tv izliyorum, sağlıklı besleniyorum, bebeğimle hiç konuşmuyorum ama sakin kalmaya özen gösteriyorum. Kanaldan kanala zap yaparken Mesnevi ile ilgili bir programda kalıyorum. Cemalnur SARGUT  20 yaşında kızını nasıl kaybettiğini, evlat acısını ve çocuğu olmayan kadınların hep bir çocuğum olsun diye dua ettiğini ama evlat dediğimizin anne babaya mevlamın emaneti olduğunu, Allah yolunda bir evlat yetiştirmenin her kula nasip olması için dua etmek gerektiğini anlatıyor. Ben bu anlattıklarından pek birşey anlamasam da genel anlamda içime bir acı oturdu sanki. Yok dedim bu sefer olmayacak.

Hayatımın ilk gebelik testini yaptırmak için özel bir labratuara gittim. Sonuç alma saati geldiğin de eşimi yanımda istemedim. "Ben sana haber veririm" dedim. İnsan böyle bir durumda en çok eşini yanında istese de ben eşimi görürsem ve sonuç negatifse dayanamayacağımı hissediyordum.

İçeri girdiğimde zaten ne sonucu almaya geldiğimi bilen görevli beyaz bir zarf uzattı bana. Tam alırken "Geçmiş olsun" dedi. Duyar duymaz gözlerimden yaşlar boşaldı eğer hamile olsaydım böyle demezdi dedim içimden.

Açmadım.Merdivenlerden indim ve kapının girişine laboratuvara gelip yukarı çıkamayan yaşlıların oturması için koydukları sandalyeye oturdum. Zarfı açtım. Bir sürü rakam, referans aralığı, Allah'ım daha önce hiç gebelik testi sonucu görmemişim ki. Zannediyorum ki pozitif  ya da negatif yazacak.
‘0’ lı değerler görüyorum aslında ama yan taraftaki büyük rakamları da görünce saflık mı dersiniz yoksa kabullenememek mi size bırakıyorum. Hemen tekrar yukarı çıkıyorum. Görevliye ne demek bu diyorum. Doktorunuza danışın diyor. Gözyaşlarımı tutamamaktan fazlası var artık. Eşimi arıyorum ‘Olmadı’. "Üzülme" diyor. Bir şeyler diyor. Hatırlamıyorum. O da hatırlamıyor. Anlamı yok o an kelimelerin. Çok yakında bir arkadaşımın eczanesi var hemen giriyorum, arka tarafa geçiyorum ve ağlıyorum. Sadece ağlıyorum...

Ağlıyorum. Ağlıyorum.... Ağlıyorum..
Doktorumu arıyorum sonra olmadı diyorum. Sonucu görmek istiyor, gönderiyorum... Doktorum da bir şeyler söylüyor. Kelimeler... Ağlıyorum...

İnsan garip bir yaratık... Yaklaşık 15 dakika sonra buzullarda ki bebeklerimi düşünüp iyi ki onlar var diye ısıttıyorum içimi kurutuyorum gözyaşımı. Sarılıyorum hayallerime. Ağlamadım. Ve dualarıma yeniden başlıyorum. Bu sefer bedenimde ondan bir parça bir can taşımayı ve bir evlat yetiştirmeyi bana nasip etmesi için açtım ellerimi gökyüzüne. Bunun bir etkisi var mıdır bilinmez ama ruhuma huzur verdiği kesindi.

Anne olmak herkes için kolay değildi ve ben biraz daha beklemeliydim.


HİLAL ANNE


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...