4 Aralık 2014 Perşembe

Hilal Anne: Tedaviye Başlamak


Tedaviye başlama zamanı gelmişti... Tüm heyecanım, tüm hayallerim, tüm korkularım, tüm sorularım ve ben.      


Hastaneye gidiyoruz; ilaçlarımız yanımızda. Doktorumuz Mustafa bey öncelikle yine muayene ediyor ve ilaçların nasıl kullanılacağını anlatmaları için beni  hemşirelerin yanına yönlendiriyor. Hemşireler bana iğnelerin ve ilaçların saatli kullanımın önemini ve nasıl uygulayacağımı anlatıyorlar. Çok iğne var açıkçası korkuyorum. Canımın acısından çok kendi kendime yapma fikri biraz korkutucu.

O gün ilk iğneyi yaparken doktor kuzen joker hakkımı kullanıyorum tabi ki. İlk günden sonra ki günler daha rahat geçiyor hatta abartıp İstanbul’un farklı yerlerinde iğne yapmışlığımız var. Boğaz turunda ve Türk Telekom Arenada Galatarasayın şampiyonluk kutlamasını yaparken en favori örneklerim. Umuyorum ki bu çabamız sonuç versin ve bizim bebeler fanatik galatasaraylı olsun.

2 günde bir hastaneye gidiyorum sabah aç karnına kan veriyorum, muayene oluyorum. Herşeyin iyi gittiğinden emin olabilmek içi. Öğleden sonra 4 gibi tahlil sonuçları çıkınca Gülseren Hemşire arıyor ve o gün ki ilaç dozumu bildiriyor. Bir daha ki gün kaçta kontrolüm olduğunu söylüyor. Telefonu kapatırken tüm gülen sesi ile ‘İyi şanslar Hilal Hanım’ diyor.. O ana kadar herşey yolundayken birden duvara çarpmış gibi hissediyorum kendimi. "ŞANS" evet ihtiyacım olan şeyin adı ve ben bunu hiç fark etmemişim bu ana kadar. Gözlerim doluyor. İYİ ŞANSLAR....

Bu süreçte başıma gelecekler ve tedavinin aşamalarıyla ilgili ne kadar bilgi sahibi olsam da detayları bilerek ve isteyerek araştırmıyorum. Böyle konular da çok bilmenin insanı daha fazla stres yaptığına inanıyorum çünkü. Hergün ultrasonda 8 tane -10 tane yumurta var gibi yorumlar duyuyorum ve inanın bu ne demek diye bile sormuyorum. Günler geçtikçe yumurtalar çoğalmaya ve büyümeye devam ediyor ve ben inanılmaz bir bel ağrısı çekiyorum. Doktoruma  ben daha yumurtaları taşıyamıyorum nasıl hamile kalıp bebeği taşıyacağım diyorum gülüyor bana; sanki ileri de iki bebeği taşıyacağımı bilir gibi... Şuan doğal olmayan bir süreç yaşadığımızı ve hormon ilaçları sayesinde yumurtalarımın bu kadar gelişip büyüdüğünü anlatıyor oysa gebelikte vücudun da bebekle beraber değişecek ve bu ağrıların kalmayacak diyor. Akla yatkın izahlar o kadar önemli ki bu süreçte ; zaten kendinizi o kadar hastane o kadar İlaç içinde kobay fareleri gibi hissederken birde aklınızın alamadığı cevaplar olursa kendinizi iyi hissetmeniz beklenemez.

Sonunda en önemli aşamalardan birine geliyoruz ; çatlatma iğnesi. İsmi kadar komik olan bu iğneyi vurulduktan sonra 36 saat için de yumurta toplama işlemi yapılması gerekli. Bize söylenen saatte hastanede olmak için eşimle yola çıkıyoruz. Fakat atladığımız bir konu var bu zamana kadar hep otobüsle gittiğim yolu kendi aracımızla giderken yolu tarif etmek konusunda ki yeteneksizliğim ve İstanbulun trafiği... Navigasyonda ki kadının sesinden bu kadar nefret ettiğim başka bir gün hatırlamıyorum açıkçası. Bir taraftan hastaneden arıyorlar ‘Hilal Hanım ameliyathaneden bekleniyorsunuz’...Ameliyathane mi??? Bu işlemin narkozla ve ameliyathanede yapılacağı kısmı resmen zihnimden silinmiş olmalı. İlk kez duyuyorum sanki. Elim ayağım titremeye başlıyor. Hastaneye vardığımızda hemşireler apar topar içeri alıyor beni, üstümü değiştiriyorlar, kollarıma birşeyler takıyorlar, daha önce hiç ameliyathaneye girmemiş biri için oldukça gergin anlar. Ameliyathane girdiğimde doktor bana bakınca şaşkınlığını saklayamıyor hemen tansiyonuna bakın diyor... Bir süre dinlenmemi istiyor. Gerginlikten ve heyecandan gülme krizine giriyorum. "Ben bayılacak mıyım? Narkoz bana işlemez" diyorum... Birden görüntü flulaşıyor doktorumun ‘İyi uçuşlar Hilal Hanım,inişte görüşürüz’ dediğini duyuyorum..

Kendime geldiğimde odama alınmışım, eşim yanıma gelmiş, herhangi bir ağrım yok. Doktor 16 tane yumurta toplandığını 2 gün sonra embriyolarınız hakkında bilgi vermek için bizi arayacaklarını söylüyor. Birkaç saat sonra gayet sağlıklı bir şekilde çıkıyoruz hastaneden.

O iki günün nasıl geçtiğini anlatmam oldukça güç.

Sabah erkenden kalkıp arıyorum hastaneyi "Embriyo bilgisi almak için aramıştım?" diyorum. "Biz size dönüş yapacağız." diyorlar. Uyku tutmuyor ki. Bir saat sonra arıyorlar. Embriyolog 8 tane sağlıklı embriyomuz olduğunu ve takip edildiklerini söylüyor, transfer için ilk hedeflerinin 6. Gününe dek yaşayan sağlıklı embriyoları transfer etmek olduğu için bu süreçte embriyoları takip edeceklerini söylüyor. Transfer günü hakkında bilgi vermek için beni arayacaklarını söyleyerek kapatıyor.

8 tane embriyo. 8 tane can. 8 tane bebek. Ağlıyorum... Hemen eşimin yanına gidiyorum ,uyandırıyorum. Ağladığımı görünce korkuyor kötü bir haber var sanıyor. Mutluluktan ağlıyorum oysa. Sımsıkı sarılıyoruz. Kocaman bir ailemiz var o an.

O gün günlerden Cuma . İki gün sonra yani Pazar günü  anneler gününü kutlayacak herkes... Benim telefonumun susmadığı sağolsun bütün yakınlarımın bana destek vermek, moral vermek için aradığı gün oluyor o gün... 8 çocuk annesiyim neticede artık. Yılın annesi ilan ediyorum kendimi...

Hergün hastaneden arıyorlar embriyoların sağlık durumu hakkında bilgi veriyorlar. Annelik öyle garip bir hiski henüz bedenimde olmayan, 2-3 hücreden ibaret o evlatlar için merak ve telaş içindeyim. Dualarımdalar şimdiden. Biliyorum ve inanıyorum ki kahkahalarını dinlemekte nasip olacak bu kula...

Hilal Anne

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...