29 Mayıs 2016 Pazar

Biliyordum Bu Günün Geleceğini

Biliyordum bu günün geleceğini. Zaten hep bu günler için hazırladık onu. Arabaya binecek ananesiyle dedesiyle hiç arkasına bakmadan Akçay'a gideceğini.

Öyle zamanda gelecek ki "Ben gidiyorum anneanneme." diyecek ve alacak çantasını gidecek.

Aslında gururluyum, bana bağımlı, bensiz hiç bir şey yapamayan çocuk yetiştirmediğim için. 1 aydır "Ben Akçay'a gideceğim anneannemde kalacağım."diyor. Kendi kararını verdi bizde destekledik. Bir haftadır da anneanne dede yolu gözlüyor.  "Bugün gelecekler mi?" "Hayır iki gün sonra gelecekler"  "Bugün değil kızım ama az kaldı." 

Bu sabah kalktı çantasını hazırladı. Koca koca bebeklerini, kaplanını tepti çantasına beklemeye başladı. "Banyo yapayım da güzel kokayım dedeme." dedi. Yıkandı tarandı bekleyip durdu. 

Gelince dedesi ananesi tutamadık. İnsanlara iki lokma yedirmedi giydi ayakkabısını çıktı kapının önüne. Arabaya sabırsızlıkla bindi. Bir heyecan bir heyecan. Kemer takıldı. Zaten Çiğli'yi göremeyeceği bildiğimizden sütünü hazır ettik.


Ve el sallaya sallaya gitti. 

Evet ağlamak istedim ama gittiği için değil. Büyüyüp de istediğini yaptığın için. Hep diyorum ne olur ne olmaz alışsın dedelerine, babaannesi ve anneannesine. Çünkü insanın bin bir türlü hali var. Çok faydasını gördük. Ben doğumdayken hiç beni aramadan gitti babaannesiyle. Hiç sormadı bile "Bu bebekle mi kalacaksın?" diye.

En büyük faydasını da Burak'la hastalandıklarında yaşadık. Yapacak birşey yoktu ve gönderdik Urla'ya. Zaten bir iki gün bizsiz kalıp harika vakit geçiriyordu dedesiyle. Hasta olmasına rağmen güle oynaya gitti. Arkalarından anneanneyi de takviye güç olarak göndermiştik. Hastaydı ama bence süper 10 gün geçirdi onlarla. Ben özleyip "Dönün." dediğim de mırın kırın bile etmişti.

Nasıl gitmek istemesin ki? Yani her dediği yapılıyor, sınırsız dondurma, saatlerce evcilik oynayan tipler, istediği gibi yemekler, gezmek tozmak gırla. "Dur bi yemek yapayım." diyen yok. Her şey onun istediği gibi. Bende çok giderdim anneanneme. Birde karşı dairemizdeydi. Annem ufak bir sesini yükseltsin pat anneanneme geçerdim.

Bir başka oluyor anneanne, babaanne, dede şımarıklığla büyüyen çocuklar. Öyle al bana şımarıklığı olmuyor. Sevgi şımarıklığı. O kadar da olsun be. Bende çok olmuştu.

Eğer bu haftayı sorunsuz atlatırsa iki ayda bir gönderirim 1 hafta Akçay'a. Hem annemle babam doyar ona. (Çünkü deli gibi özlüyorlar.) Hemde o da istediği gibi şımarır teyzesine, eniştesine, dedesine, anneannesine.

Zaten babam dedi "Ne olacak kızım? Çok tutturursa 3 saatlik yok getiririz." Eh bu durumda içimi rahatlattyor.

2 sene sonra ikisi birden gidecek.

Bizde arkalarından bakacağız.

O zamanları bayram ilan edebiliriz karı koca.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...