9 Mayıs 2016 Pazartesi

Anneler Bilir


Çocuklarımız öyle görüyorlar ki bizi tüm dünyadaki herşeyi bizim bildiğimizi sanıyorlar. “Anne, Kapuçin Maymunları nerede yaşıyor?” diye soruyor. Sen adını bile söyleyemezken, senin o maymunun nerede yaşadığını bildiğini düşünüyor. “Hım bir düşüneyim. Bakalım biliyor muyum?” diye düşünür numarası yaparken, harıl harıl Google girip buluyorsun maymunu cevabını veriyorsun.

Sonu “Allah bilir.” bağlanan "neden?" sorularına maruz kalmamızın en büyük sebebi senin herşeyi bildiğini düşünmeleri.

Şimdilerin bir çok büyük keşifler yapan bilim insanları da böyle düşünüyorlardı. Bence bir çok şeyi anneleri sayesinde buldular.

Mesela Newton şöyle buldu yerçekimini –Bence!-. Newton’un annesi onu öyle bir alıştırmış ki öğle uykusuna uyumazsa sersem tavuk gibi oluyormuş. Anacığı “Newton’um oğlum, paşam nerede olursan ol uyu emi oğlum? Çekinme, ortalık bağ, bahçe zaten. Gir bir ağacın gölgesine uyu oğlum” Eh Newton’da annesini hiç kırar mı? Uykusu gelince sığınmış bir elma ağacının gölgesine Pat! Kafasına elma bir düşmüş. Bulmuş yerçekimini. Bilim adamları açıklamıyor mu zaten “Erkek çocuklar zekalarını annelerinden alıyor.” diye. Bak başka bir sebeb daha buldum.

Albert Einstein’da izafiyet teorisini annesi sayesinde bulmuş. -Bence!- Yani öyle olmuştur. Ne diyor teoriyi açıklarken

“Zaman ancak hareketle, cisim hareketle, hareket cisimle vardır. O halde; cisim, hareket ve zamandan birinin diğerine bir önceliği yoktur.”

Einstein annesinden o kadar çok terlik yemiştir ki. Annesinin o kadar kısa zamanda o terliği yerden alıp, tam ulaşması gereken noktaya istenilen zamanda ulaştırmayı nasıl sağladığını çözmeye çalışırken bu teoriyi geliştirmiştir. Bu sonuca nasıl mı ulaştım? Yani Einstein’nin annesi Küçük İbo’ya benziyor. Belki de Türk soyundan geliyordur. Bilemeyiz.

Şimdi benim kurguladığım değil gerçek bir örnekten gidersek – bu arada gerçekliğinden pek emin değilim. Kaynakların yalancısıyım.-

Edison bir gün okuldan bir kağıtla gelir. Öğretmeni annesine vermesi için ona vermiştir. Edison annesine verir ve annesi yüksek sesle mektubu oğluna okur

“Oğlunuz bir dahi. Bu okul onun için çok küçük ve onu eğitecek yeterlilikte öğretmenimiz yok. Lütfen onu kendiniz eğitin.”

Aradan uzun yıllar geçer Edison kendini tüm dünyaya kanıtlamış, yeni dünyayı yaratmış bir bilim adamı olmuştur. Annesi vefat ettikten sonra eşyalarına bakarken çekmecenin bir köşesinde bir kağıt bulur

Kağıtta  “Oğlunuz “şaşkın” (akıl hastası) bir çocuktur. Artık kendisinin okulumuza gelmesine izin vermiyoruz…” yazılıymış

Edison saatlerce ağladıktan sonra günlüğüne o anı şöyle yazmış

"Thomas Alva Edison, kahraman bir anne tarafından, yüzyılın dahisi haline getirilmiş, “şaşkın” bir çocuktu."

İşte yeni dünyada çığır açan bir kadın. Sadece çocuğuna olan inancıyla. Bizim yetiştirmemizle, çabamızla kimsenin umudu olmayan çocuk Edison olup, gecemize aydınlatabilir.

Zaten Edison da elektriği annesi için buldu. Annesi karanlıkta dikiş dikemiyor ve karanlıktan korkuyordu. “Ah evladım mum yak. Mum söndür. Bıktım valla! Tuvalete gidemiyorum geceleri korkudan. Keşke bir şey olsa da geceleri de güneş doğsa” demiş. Edison’un aklına geceleri de yanan kömürler gelmiş. Ampulu bulmuş.

Hoş o ampul ülkemizi karanlığa doğru sürüklüyor ama o ayrı mevzu.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...