28 Nisan 2016 Perşembe

Anne Gece Mesaisi - Uykusuzluk


Geçenlerde bir yazı okudum gece mesaisi yapan işçilerin daha kısa yaşadıklarıyla ilgili. İşte uyku halindeyken salgılanan hormonların uyumadıkları için salgılanamıyormuş, bu durum ömürlerinden süre çalışıyormuş. Yani vücut kendini resetleyemediğinden, gün hiç bitmedi sanıp ömürden yiyor.
Bu yüzden gece mesaisi yapan iş kollarına erken emeklilik hakkı verilmesi gerekiyormuş. Falan filan...


Aslında bende bir nevi gece mesai işçisiyim. Erken emeklilik hakkı istemiyorum. Çünkü benim erken emekli olmam erken ölmem anlamına geliyor. Yani ben torunumun sünnetinde oynamayı hedefleyen biriyim. Hedeflerim, hayallerim büyük benim. Erken emeklilik hiç bana göre değil.

"Bu gece mesaisi nasıl oluyor?" derseniz anne olmadığınızı anlarım. Çünkü anneler 24 saat çalıştıklarından bir süre sonra kafayı üşütme boyutuna ulaşıyor. Ortalama her anne mutlaka uykusuz ya da uykusunu alamadan uyanarak güne başlamıştır. Bende ikisi de mevcut.

Ecem doğduğundan beri yani 3 senedir, 6 saat kesintisiz uyku uyumuşluğum bir elin parmağını geçmez. Hatta size sayabilirim; şu gün, şu gün diye. Ecem gece ve gündüz olmak üzere uykusuz bir çocuk olduğundan bana uykunun ne tatlı bir şey olduğunu unutturalı çok oldu.

Burak doğduğundan beri kesintisiz 4 saatlik uykularım 2 saatte indi. Burak ilk doğduğu zaman çok uyuyordu ama Ecem kıskançlıktan mıdır ya da duygularını içine attığından mıdır bilmiyorum geceleri çığlık çığlığa uyanıyordu. Tabi o öyle uyandığından yüreğim kalkıyor ve uyuyamıyordum.

Şimdilerde bu sorunu çözmüş gibiyiz. Bağırarak uyandığı gece sayısı azaldı. Ama şimdide gece bezini çıkarttığın 3 kere çişe kaldırıyorum. Gün içinde su, süt ve meyve çok yeyip içtiğinden tuvalette çok taşınıyor. Düz bağırsak! Daha su içerken çişi geliyor. Eğer atlarsam muhakkak işiyor bu yüzden 10 dakikalık uyku bölünmem size oluyor mu 40 dakika. Çişe götür, getir, yatağı toparla ( yaşlı yatak pedlerini çok seviyoruz ailecek), Ecem'in üstünü değiştir. Yatır. Herhangi bir isteği varsa karşıla falan derken 40 dakikayı buluyor. Birde riskli saatleri var eğer 6'dan sonra kaldırıyorsan "Ben uyandım." deyip güne başlayabilir. O yüzden o saatlere bırakmamaya çalışıyorum 3. çiş seansını.

Burak, kuzum büyüyor ve huy değiştiriyor. Zatürre olduğu dönemde 15 gün boyunca hiç uyumadım. Çünkü gözümü üstünden ayıramıyordum. Belki uykusuzluktan da olabilir o dönemdeki aşırı histerikli davranışlarım.

Ama hastalandığından beri normalde gece 2 kere kalkan çocuk ada vapuru gibi saat başı kalkamaya başladı. Esprisini bile yapıyoruz karı koca aramızda çeyreklerde kalkıyorsa arabalı vapur, tamlar da kalkıyorsa ada vapuru, 2 saate bir kalkıyorsa Göztepe vapuru diyoruz. Yani delirtti bizi.

Bir gecemin kısa özetini anlatacağım size;

Ecem gündüz uyumadıysa güç bela 9 buçuk gibi uyumaya ikna ediyoruz ve daha biberonu ağzına götürmeden uyuyor. Gündüz uykusu uyuduysa 11 buluyor uyuması. Burak'ta aşağı yukarı 9 buçuk gibi uyuyor. Burak'ı uyuturken kara delik gibi kapkaranlık bir odada olduğumdan çıktıktan bir yarım saat sonra kendime geliyorum. Çaydı falan derken 11 gibi ilk mıkardanmasını yapıyor. İlk bir dinliyorum, sesi çığlığa dönüyorsa piş pişliyorum.  O da işe yaramıyorsa emziriyorum. Bu hemen hemen toplamda yarım saat sürüyor. Saat oluyor 12. Ben daha kendime vakit ayıramadım diye söylenirken yatma vakti  geliyor. Ecem'i ilk çişine kaldırıyorum. Yapıyor ve yatıyorum. Tam uykunun en tatlı devresine geçerken 1:30 gibi Burak uyanıyor. Aynı sıra, bekle, pişpişle, olmadı emzir. Oldu mu saat 2. Bu 2 kritik. Eğer Burak 3'te uyanırsa her saat başı uyanacağı anlamına geliyor. Demek oluyor ki o gece bana uyku yok. Diyelim ki 3 te uyandı. Bekle, pişpişle, emzir. Sonrasında Ecem'i tuvalete kaldır. Böylece 1 saat geçiyor. Emzirdiğim içinde bende susayıp, su içip ve işiyorum. Geceleri benim için 1 dakikanın bile önemli oluyor. Bu arada saat 4. Tam uyuyacağım Burak yine uyanıyor. Bekle, pişpişle, emzir. Ve sonunda 4 buçuk civarı yatağıma kavuşuyorum. Derin uykuya geçerken Burak yine mıkardanmaya başlıyor.

Bekle, pişpişle, emzir!

Gerçekten benden ne istiyor hiç anlamış değilim! Emmek emmek değil, canı yansa can yanması ağlaması değil! Beni gıcık etmek için kalkıyor. Bence başka bir açıklaması yok!!

Saat 6! İşte kritik saat Ecem için. Tuvalete kibar hareketlerle kaldırıyorum. Bir bomba uzmanının bombaya yaklaşması gibi. Her hareketini takip ediyorum. Gözlerinin bir an bile açılmasına izin veremem. Acayip gerginim. Çünkü her an "Anne sabah oldu!!" diye bilir. Kalbim ağzımda yatağana yatırıp sessizce yatağıma geçiyorum ve on dakika daha bekliyorum. Çünkü "Anne süt istiyorum." "Anne susadım." "Anne güneş doğdu." diyebilir. Derse ne yazık ki gün bizim için başlıyor ve kargalarla birlikte kahvaltı sofrası hazırlıyorum. Demezse 8 buçuğa kadar uyuma şansı elde ediyorum.

Demedi diyelim Burak 7 buçuk gibi tekrar bekle, pişpişle, emzir dönemine giriyor. Ve saat 8 buçuk gibi böyle bir gecenin ardından güne başlıyorum.

Bu yat kalklar beni öyle sersemleştiriyor ki uzuvlarımı kontrol edemeyecek duruma geliyorum. Beynimin bir kısmını kaybettiğimi düşünmeye başladım. Çünkü unutuyorum hemde hiç olmadığım kadar. Çok sakar bir insanım zaten şimdiler de MÜfettiş Gadget gibi olmaya başladım. Kafamdan bir saksı çıkması an meselesi.

Yani aptalca konuşur, sorduğunuz bir şeyi cevaplamazsam, sizi yolda tanımazsam her gecemin böyle olmasından kaynaklı. Hoş görün beni. Gün gelir sizde böyle geceler yaşarsınız bende sizi hoş görürüm.

Öptüm, Bye!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...