24 Haziran 2014 Salı

Çılgınlıktan Çıldıran Ebeveyn

Az sonra okuyacağınız yazı çılgınlık yapan ebeveynleri anlatmaktadır. Şeker, tansiyon ve kalp hastasıysanız bu yazıyı okumayınız.


Bugün gündüz çok stresliydi. Kızım hiç durmadı. İlk defa gittiğimiz evde tüm koltuk kenarlarını kemirdi. Evde yaşıtı olan kızın uyku düzenini bozdu. Yemek konusuna girmeyeceğim. Attığı yemekleri yerden temizlemekten laminatları aşındırdık. 

Neyse evimize döndük. O sırada eşimin telefonu çaldı. Bu saatte düşünmeden edemedim. Çünkü saat 7'diydi. Arkadaşlarımız gelmişler kahve içmeye bir yerlere gidelim dediler. Acaba gitsek mi gitmesek mi bilemedik. Bugün çok yorulduğumdan çıkmak istedim aynı eski günlerdeki gibi. Eskiden çok yorgun olduğumdan kendime gelmek için dışarıya çıkardım. Onu hatırladım. 

Hemen sofrayı topladık. Babanne ve dedeye kızı  bıraktık. Hemmmdeee uyumamıştı. Hemen arkamıza bakmadan uzaklaştık evden. 

Arabanın önünde oturmak ayrı heyecan zaten. Çubuk kraker olmadan, dur yapma demeden kısa da mesafe olsa da yolculuk hoşuma gitti. Rüzgar esiyordu ama biz dışarıda oturduk. Rüzgarı hissetmek, yaz günü üşümek, sıcak kahve içmek acayip keyifliydi. İskele sahilde rüzgara karşı yürüyüp, saçlarını savurmak offf offf!! Normalken böyle mi yaşıyorduk diye içimden geçirdim.

Saat 22 oldu. İçimiz kıpır kıpır. Dondurma yemeye gidelim dedik. Çubuksuz, erimeden dondurma yemek nasıl bir tat unuttum açıkçası. Telefonu yanıma almadığımdan arayıp uyup uyumadığını öğrenemiyorum. "Ammaannn uyumasın beklesin beni. O dondurma için değer" dedim. 

Kendimizi vurduk Çeşmealtı yoluna. Müziğin sesini son ses açtık. Arabadaki müzikler bayık geldiğinden radyoyu açtık. İnanamadım dudu çalıyor. Camları da açtık, OUWW çok çılgınız. En son Gökhan Özen'in söylediği, yeni olduğunu öğrendiğim şarkısına yalan yanlış olsa da eşlik edip, arada kafa bile salladım. 

 Dondurmalarımızı da alıp, kitapçıya gittik. Kesin kararlıydım. Kesinlikle çocuk, annelik kitapları almamaya. Sinan Akyüz'ün Sevmek Zorunda Değilsin Beni kitabını aldım. Karışık bir aşk hikayesiymiş. Böyle kitaplar nasıl okunuyordu hatırlamıyorum. Altını çizmek için kalem gerekli mi ki? Şezlongda yatıp, cümlelerin altını çizip, kitap okumak zor oluyor da. Bazen kendimi kitap okurken sınava hazırlanıyormuş gibi hissediyorum. Neyse çıktık bir yola. İnşallah yazın sonu gelmeden, yırtılmadan okuyabilirim.

Asıl bomba dönüş yoluydu. Resmen çılgınlıklar silsilesiydi. Bindik arabamıza. Sakin sakin gidelim diyorken. Öyle bir şarkı çıktı ki kayış koptu. Bang bang. Bir anda, son ses müzik, sesimizi kısmak istermiş gibi şarkıya eşlik edip, deli gibi tepiniyoruz arabada. Bir ara sahil yolunda eşim 90la gidiyor. Wuhuuu diye bağırasım geldi. Kalbim GÜP GÜP atıyor. 4 yol ağzına geldik. Eşim arabayı spor moduna aldı, ESP yi kapattı ve son hızla kavşağı döndü. Araba kaydı. Uçuyormuş gibi hissettim. 120 ile bir dolmuş bile solladık. 

Aman Allah'ım artık çok çılgındık.  Birbirimize baktık. Evde uyumuş güzel kızımız aklımıza geldi. Hızımızı 60 çektik. Çiğdem alıp eve döndük. Ama bize bu çılgınlık uzun süre yeter :)


Çocuksuz anınızda çılgınlık yapmanız için işte şarkı :


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...