10 Şubat 2016 Çarşamba

Kim Bu Mucizenin Annesi 15. Hafta : Karar Almak


         (Geçen haftaki yazı içi tıklayın.) Doktorumuz düşünmek için yaklaşik 10 günümüz olduğunu söylemişti. Cünkü amniosentez denilen işlem 16.-18.haftalar arası yapılıyormuş ve bebeğin içinde yaşadığı amniotik sıvının bebekle ilgili sahip olduğu maddelerinin olgunlaştığı haftalarmış o haftalar.
Geçen hafta ikili tarama testinin yüksek riskli olduğunu öğrendiğimiz gün perşembeydi.
           Zamanla yarışımız başlamıştı. Eşim durumun vahametini o perşembe günü öğle vakitlerinde öğrenmiş. Ben doktorla aynı anda akşam öğrendim. Yanıma gelip doktora sonucu gösterene kadar sindirmiş biraz durumu. Araştırmış, soruşturmuş, fikir almış. İşi ve konumu sebebiyle doktorlar, hemşireler, hastaneler hep elinin altında. Bilen kişilere danışmış. O ön bilgiye sahip olduğundan karar sürecini hızlandırmıştık. Cuma günü sabah erkenden hiç vakit kaybetmeden başka bir doktor fikri daha almak istedik. Yaşadığımız yerdeki büyük, donanımlı bir hastaneye gittik. Konuştuğumuz, danıştığımız doktor o hastanenin bağlı olduğu üniversitenin perinatoloji bölüm dalı başkanıymış. Eşim -bitmek bilmeyen o öğleden sonra da- doktorla bağlantı kurmuş.

             Girdik yanına, tahlil sonucunu ve aynı gün çekilen renkli dopplerin raporunu önüne koyduk. Renkli dopplerde ense kalınlığı ile ilgili bilgiler mevcuttu. Doktor inceledi ve aynı doktorumun söylediklerini söyledi : tek çözüm yolu amniosentez. Prena test denilen bir testten bahsettik. Nedir, ne değildir, nasıl yapılır? Yavaş yavaş yaygınlaşan amniosenteze alternatif, risksiz bir test olduğunu söyledi. Manevi olarak yüksüz ancak maddi olarak bir hayli yüklüymüş. Özel laboratuarlarda yapıldığı için yüksek fiyatlardaymış. Buraya kadar olsun varsın yaptıralım diye düşünmeye meyilliydik ancak doktor prena testin sonucu pozitif çıkarsa yani bebekte herhangi bir anomali tespit edilirse yine aminosentez yapılması gerekir deyince çok fazla düşünmeye gerek olmadığına ve işlemi risklerine rağmen yaptırmaya karar verdik.

           Amiosentes çeşitli riskler taşıyor. En bilineni düşük riski. İşlem sırasında ya da sonrasında bebeğin kalbi durabilir, işlem sonrasında kanama olabilir ya da suyunuz gelir ve doğum erkenden başlar. Bu sonuçların görülmesi zamanla azalmış. Teknolojinin gelişmesiyle %1 olan düşük riski 300% 1 oranına düşmüş. Bu değer 300 işlemden bir tanesinde böyle bir sonuç alınabilir demektir.

          Bu aşamada bu riski mi almalıyım yoksa doğuma kadar düşünüp  kafayı mi yemeliyim diye düşünüp durdum. Kendimi biliyorum yerim kafayı düşünmekten, nitekim 15.hafta kararı aldık, 16.hafta işlem yapılacak. Önümüzde aşağı yukarı on gün var. Şimdiden başladım. Kafamda kırk tilki var kırkının da kuyruğu birbirine değmiyor. Sürekli dalıyorum bir yerlere. Neler neler donuyor aklımda. İş yerinde hem herkese anlatmak istiyorum, hem de hiç belli etmemek. Kısıtlı bir toplulukla paylastık durumu, gidişatı. Bu işin sonu gebelik sonlandırmaya da gidebilir. Anlayışla karşılayabilecek, bize manevi olarak destek olabilecek, akılcı tavsiyeler verebilecek kişileri seçtik. Çünkü tek karar mercii biziz : eşim ve ben. Herhangi bir olumsuzlukta baş başa kalacak yine biziz. O bebeği baş tacı yapacak, her haliyle sadece ve sadece kabullenecek de biziz.

             İlk duyduğumda hiç tepki vermedim doktorumun yanında. Sonradan anladım bir tutukluk gelmiş bana. Ne zaman çıktk hastaneden kafama dank etti. Aaaaa ne olacak simdi? İki sonuç iki seçenek vardı önümüzde. Gayet net olacak sonuçlar. Bu bebek anomalisiz, gelişimde herhangi bir sorun yok diyecekler bize ya da bebekte anomali var ve doğurup doğurmamak size kalmış. Sağlıksız demeye içim elvermiyor. Genetik sorunları olan bebekler hastalıklı değiller ki.

            İlk günler tabii ki doğurucam nasıl kıyarım o cana diye düşünüyordum. Pıt pıt atan o kalbi durmaya nasıl razı olurum. Bir yandan da araştırıyorum nasıl olur, ne yapılır diye. Attan düşeni attan düşen anlar demiş atalarımız. Benim gibi işlem bekleyenleri ya da işlem sonucu bekleyenlerin fikirlerini okuyorum. Farklı şeyler şekillendi yavaş yavaş aklımda. Yakın çevremde bu türlü durumlar yaşayanlara da bakıyorum. Kendimle savaşıyorum resmen. Baş başa kaldım mı bu düşüncelerle başlıyorum usul usul olur olmadık olmadan yerde göz yaşı dökmeye. Çoğu zaman içime akıtıyorum. Bir sure sonra kısır döngüye dönüşüyor. Bebeğimi kaybetme riskine ağlıyorum. Benim üzüntümden bebeğimin etkileneceğini düşünerek kendimi frenliyorum. Onu üzdüğümü düşünüp bir daha üzülüyorum. Bunların hepsini içimde kendimle yaşıyorum. Eşimse benim fırtınalara inat inanılmaz bir sakinlikle işlemin yapılmasını, sonucun önümüze konulmasını ve kararı o an düşünmeyi bekliyor. Bense ani bir sonuçla değil her şeye kendimi hazırlayarak karşılamak istiyorum sonuçları.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...