27 Kasım 2014 Perşembe

Hilal Anne: Annelik Üzerine Herşey -2-


Zor şeymiş yazmak. Yaşarken insan nasıl geçtiğini anlamıyor ama yazarken. Yazarken öyle değil, acıyor canın, o günleri nasıl atlattığını düşünürken hem kendinle gurur duyuyor hem de bu hayatı hala nasıl sevdiğini anlayamıyorsun. Bana yaşattığı bunca acımasız ana rağmen hayat hala güzel. 3 haftadır yazıyorum, inanın doktora giderken bu kadar stres olamamıştım. Nasıl yani Hilal diyorum okurken, böyle mi hissetmiştin yaşarken?

Belki bu yüzdendir yazarken başka biri bana kendini anlatıyormuş gibi hissediyorum. O günler çok uzakta artık, yüreğimin çok derinlerinde.

‘Tüp bebek tedavisi dışın da anne olmanız mümkün değil’ cümlesi bir kadında  için ‘Siz kansersiniz.‘ e eş değer bir ruh hali yaratıyor. O gün o ruh haliyle  anlayamıyorum tabi. Ama doktorlara sorarsanız  çok şanslıyım çünkü artık bir sebebim var.

Bu hikayelerin benzerlerinde başrol olan tüm arkadaşlarımın bileceği gibi bir sebebiniz varsa çözüme çok yakınsınız. Eğer sebepsiz infertilite sahibi iseniz süreç daha karmaşık. Herşey normalken  hamile kalamamak  psikolojik olarak hastayı da, tedaviyi uygulayan doktoru da çok yoruyor.

Evet ben şanslılardanım sebebim elimde yolun başındayım artık.

İlk şaşkınlığın ardından nereden başlanır bu işe sorusu geliyor.

Hemen randevu alınan bir tüp bebek merkezi ve ön görüşme. Karşımda bir bayan, doktorun asistanı, masa da oturuyoruz bayan bize tüp bebek nedir , aşamaları nelerdir ,ÜCRETİ ne kadardır bilgi veriyor ve tabi ki doktorlarının kaç bininci bebeğini kucağına alacağını ve uzun eğitim geçmişini de ekliyor. Birden önünde ki kalemliğin içinden (kalemlerin arasından zor bularak) küçücük bir iğne çıkarıyor. (İleri de kendisi ile çok samimi olacağım o iğneyle ilk karşılaşmam o an.)

’İşte bu iğneyle ,karnınızdan iğneler olacaksınız’ diyor. Çok saçma! Kalemliğin içinden bulduğu o iğne ile bana neler yapacağımı anlatması beni merkezden çok soğutuyor. Zaten ilk baştan beri doktorla değil de asistanla görüşüyor olmanın, karşımda birinin tahlillerimden önce mali analizlerime ve ödeme şeklime bakması itici bir durumken bir de işlemin kalemlikte bulunan  bir iğne ile küçümsenmesi beni bu merkezde tedavi olamayacağım konusunda kesin bir karara erdiriyor.

Bu ilk ön görüşme deneyimimle artık daha detaylı ve daha doğru sorularla doktor ve merkez aramam gerektiğini anlıyorum.

Birkaç hastaneyi arıyorum, ön görüşme dediğimde  hep bir asistana yönlendiriliyorum ve o hastanelerin üzerini çiziyorum hemen.

Sonunda yakın arkadaşlarımdan birinin de benzer bir hikaye de tanıştığı ve vesilesi ile  ikiz kızlarına kavuştuğu o ismi buluyorum.

Ön görüşmeyi kendi yapacak. MUHTEŞEM, ETKİLEYİCİ, HEYECANLI.

Arkadaşımın selamı ve kızlarının fotoğrafı ile gidiyorum ön görüşmeye.

Bu kızlardan bir tane istiyorum doktor bey diyorum. Fotoğrafa  bakıyor, hemen odasında ki panoya asıyor resmi. (Orada ki diğer çocuk fotoğraflarının yanına.)

Sevgiyle bakıyor o fotoğrafa...

Dikkatle inceliyor tahlillerimi, muayene ediyor, bazı tahlillerimi yeterli bulmuyor ve yenilerini istiyor. Bizi neler beklediğini anlatıyor bana, sakin olmamı, stres yapmamamın bu süreçte ki öneminden bahsediyor. Tüp bebek tedavisinin zor bir yolculuk olduğunu ilk denemede hamile kalamamın en büyük çabamız olacağını ama hiç bir zaman böyle bir garantinin de olmadığını söylüyor.

Çok ilginç ki çoğu kişiye olumsuz gelebilecek bu cümleler beni rahatsız etmiyor kendimi emin ellerde ve güvende hissediyorum.

Şimdi tedaviye başlayacak arkadaşlarıma en büyük tavsiyem hep bu oluyor, doktorun adına, hastanenin reklamına bakmayın eğer bir doktora soru bile sormadan odadan çıkabilecek kadar güveniyorsanız doğru yerdesiniz.

Evet bizde doktorumuz MUSTAFA ACET ile öyle bir elektrik yakalıyoruz ki o günden itibaren başka doktor arama, araştırma benim için ortadan kalkıyor artık sadece tedavi zamanımın gelmesini bekleyen bir anne adayıyım.

(Ücret meselesi elbette her yerde önemli bir konu.Bu tedaviye başlayanların belkide en önemli, gündemlerinden biri. Tedavi ve ilaç maliyetleri yüksek. Hele ki bir kaç deneme yapmak zorunda kalan aileler maddi açıdan oldukça zorda. Bunun bir çaresi yok ülkemiz de maalesef ,devlet şuan 3 denemeyi destekliyor -Tabi ki üniversite hastanelerin de.- Bu çok yetersiz bir deneme hakkında öyle hikayelere tanık oldum ki uzmanlar bile 3 denemeden sonra şansınız azalır dese de pes etmediler. 8.denemesin de anne olan arkadaşlarım var. Devlet bir kadının anne olma hayalini deneme sayıları ile sınırlayamaz. Bazı özel merkezler raporla giden hastalarına belli oranda indirim de yapabiliyor. Tabi ki bu raporu almak için belli bir yaşı doldurmak ve aşılama denemeleri ile hamile kalamayıp son çare olarak tüp bebek yöntemine başvurmakta gerekli. Bu arada bu raporu üniversite hastanelerinden çıkartmayı başara bilenlere saygım sonsuz tam bir sinir imtihanı. Belgeler, evraklar, bugün git yarın  geller, heyet toplanamadı, hocanın yurt dışında semineri çıktı.... Sabır taşını doğurturlar..)

Tedaviye başlıyacağım gün görüşmek üzere sözleşiyoruz doktorumuzla, bana cep telefonu numarasını veriyor ne zaman istersem , aklıma takılan birşey olursa aramamı tembih ediyor, elimizde uzun bir ilaç listesi... Yüreğim de uzun hayaller listesi...

Seçtiğimiz doktor ve hastane İstanbul da bu sebeple tedavi süresince evimden ve eşimden uzakta kalacağım. 2 hafta kadar izin almam gerekecek işimden. İstanbul'da kuzenimin evinde kalacağım. Hergün hastaneye 2 saat kadar bir yol gidip muayenemi olup geri geleceğim. Bütün bunlar kulağa zor gelse de hepsini kolaylaştırmanın yolları var. Yıllardır İstanbul dan uzak kalmış biri için bu günler bolca gezmek, bolca alışveriş yapmak demek... (Kadın her psikolojide aynı sonuca varabilir ne de olsa. Alışveriş kesin çözüm...)

Sıra geldi iş yerinden izin almaya. Müdürümün odasına giriyorum ve almam gereken uzun izinden söz ediyorum. Sebebini çok net anlatmalıyım ki izin almam sorun olmasın. Hiç kimseden --ne bir akraba ne de iş yerinden arkadaşlarımdan- sürecimi saklamıyorum. Elalem ne deri taşımak, inanın herkesin gerçeği bilmesinden daha zordur. Ben böyle net ve açık olunca iş yerimde ki ve çevremde ki herkes bana destek olup moral veriyor. O günlerimi en azından onlar zorlaştırmıyorlar. Bu sebepledir ki bu durumda olan bütün çiftlere hep aynı şeyi söylüyorum yükümüz ağır, bence bir kadının yaşadığı en zor sınav, bu yükü birileriyle paylaşın eğer bunu birde sır haline getiriseniz, ---iş yerine ne diyeceğim falan akraba duymasın dedikodu yapar gibi--- strese girerseniz  tedaviniz daha başından içinden çıkılmaz bir hal alır.

Bu şekilde evlat sahibi olmayı ben seçmedim, bu bir kaderdi. Bunda utanacak, saklanacak bir yan yoktu. Aksine ben evladına kavuşmak için zorlukları aşan ve pes etmeyen bir anne adayıydım ve en büyük duam bebeğimin de benim kadar inatçı olması ve bana kavuşmak için çabalamasıydı. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...