19 Ekim 2015 Pazartesi

En İyi Okul Eve Yakın Okul


Ecem okula başladı. Ve hayatımıza yeni kavramlar, ağlamalar ve kavgalar eklendi. Okula gönderme konusunda kararsızdım. "Erken mi?"" Evde idare edebilirim." "Biz bunu başarabiliriz." falan deyip kendi kendimi oyalıyordum. Hamileyken "Okula gideceksin. Büyük çantan olacak. Sırtına takacaksın." diye anlatıyordum. O da her gelene "Ben abla oldum. Okula gidecem." diyordu.




Urla'dan İzmir'e dönünce, kendi kendime sorduğum soruların tek bir cevabı oldu. "Kesinlikle okula gitmeli." Gitmezse iyice televizyon bağımlısı olacaktı. Çünkü emzirirken ya sırtıma oturuyor ya da bacaklarını kucağıma koymak istiyor. Televizyonu açtığımda hareketsiz bir şekilde duruyordu. Burak'a dokunma konusunda hiçi karışmıyorum. Gözetimim altında istediği gibi dokunuyor. İlk zamanlar yumuşak yumuşak dokunuyordu, şimdi şiddetlenmeye başladı. Kızamıyorum da kardeşini dokunulmaz görmesin diye. İçim içimi yiyip duruyorum.

İlk hafta her gün etkinlikler hazırladım ona. Belirli saat şunu yapalım diyorum, iki dakika sonra yaptığımız şeyden kopuyor. Hadi başkasına geçiyoruz, sıkılıyor. Robot bile yaptım ona boyasın diye. Oturduk kardeşimle boyadık.Ne yaparsa yapsın benle oynamak istiyor. Birde üstüne öğlen uyumayınca ben benlikten çıktım.  

Ama başka bir der başladı. Anaokulu seçimi.

O anaokulunuda seçmek ne kadar zormuş. Anaokulunda aradığım şartlar öyle şaşalı şeyler değil. Çünkü zorunlu olan tek bir şey vardı bizim için.

O da eve yakın olması.

Çünkü Ecem servise binip gidebilecek yaşta değil bana göre. Arabada oto koltuğunda otururken bile türlü şeyler yapıp beni korkutuyor. E servislerin durumu da belli. Servislerde oto koltuğu yok, kemerlerin bağlı olup olmadığı belli değil, koca serviste 1 tane öğretmen var. Biz arabada 2 tane çocuğu baş edemezken öğretmen 10 tane çocukla nasıl baş etsin. Herşeyin içime sinmesi için kendimin götürüp getirmesi lazımdı.

Birde evde bir bebek var. Anaokulu herhangi bir sebepten "Çocuğunuzu gelip alın." dediğinde panik olmam gerekiyordu. Evde ağlayan bebeği bırakıp, anaokulunda ağlayan çocuğu almaya giderken yolda yarım saat harcamak tam bir işkence olurdu. Ecem'e bir nefes kadar yakın olmalıydım ki her telefon çalışında heyecan yapmam için.

Başladım çevremde okulları aramaya. Zaten toplasanız 5 tane okul var. Hepsi farklı farklı özellikleri, farklı amaçları, farklı şartları, farklı ücretleri vardı. Yani bu kadar farkın olacağını hiç düşünmemiştim. Birde gidiyorsun hoşuna gidiyor hepsi. Bildiğin bir konu değil ki. Gelinlik gibi hepsi çok yakışıyormuş gibi geliyor insana.

Baktım gidip görmekle olacak iş değil. Herkese yaydım, bu konuları yakın zamanda atlatmış arkadaşlara sordum. Her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Zaten adını söylediğim an "O hayatta olmaz" denilen anaokullarını eledim. Hatta hoşuma giden bir tanesi vardı. Hakkında duyduğum şeylerden sonra okulun önünden geçerken karşı kaldırıma geçiyorum.

Arkadaşı arayıp"Kudurdu Anaokulu nasıl?" diye soruyorum

"Aaa dur ona bizim bilmem ne gönderdi bir arayıp sorayım" diyor arkadaş.

Sorup geri arıyor "O anaokul var ya. Yemekleri dandikmiş. Kıymalı makarna diyormuş ama kıymalı makarna yapmıyormuş." diyor.

Hemen üstüne bir çizgi.

Olayın yemeyin de değilim ben. Sanki her öğün çocuğa dana rosto yapıyorum da. Ama işin içinde kandırma var. Kıymasızsa kıymasızdır makarna ne karıştırıyorsun kıymalı kıymasız diye ki. Makarna de geç.

Bir yerde karar vermiştim. Pazar sabahının körü bir mesaj "O anaokuluna gönderme sakın. Arkadaş almış çocuğunu oradan. Geri bildirimi yokmuş ve çocuğa çok bağırıyorlarmış." diye. Yıkıldım resmen. Ne yapsam nereye gitsem bilemedim.

Yani Ecem bağırılsa anlatamaz ki. Ne yediğini diye sorsam makarna der geçer. Yani güvenmek önemliymiş.

Eleye eleye bize biraz uzak ve dik yokuşların sonunda olan okulda karar kıldık. Ecem'le birlikte gittik okula. Öyle işlemiş ki arkadaşlar içime her şeye tereddütle bakıyorum. Bir soru sorayım da açık versin falan diye kafamda kuruyorum.

Ecem hemen bir öğretmenle kaynaşıp gözümden kayboldu. Ecem'in sevip gitmesiyle rahatlamaya başladım. Öyle rahatlamışım ki kayıt yaptırdım çıktım.

Pazartesi başladık anaokuluna. Ecem bir hevesli bir hevesli anlatamam. Herkese söylüyorum. "Aman hiç sorun çıkartmadı. Okulunu çok sevdi." falan diye anlatıyorum. Dedeler ananeler babaanneler aranıp anlatıldı. Bir hastalandı herşey 180 derece döndü.

Neler mi oldu?

O yarın.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...