2 Kasım 2015 Pazartesi

Annem Bana Kızıyor


Bu ara Ecem'le aramızda bazı diyaloglar geçmeye başladı.

"Ecem!! Kızıyorum ama onu bırak!" gözlerimi aça aça söylüyorum. 

Ecem "Bırakmıcam! Benim! Elleme!" yüzünü buruştura buruştura söylüyor. 

En sonunda benim sesim yükselip tavan yapıp kızgın bir ifade ve bakışla harekete geçip "ECEM!!!!" diye bağırıyorum.
O anda donup bana bakıyor. Gözleri doluyor. En yakınındaki müttefikine gidip (bu duruma göre ailedeki herhangi biri olabiliyor)

"Annem bana kızıyor" diyor.

27 Ekim 2015 Salı

Ege +1 : Ekim Ayı Down Sendromu Farkındalık Ayı Farkında Mısınız?

Ege+1: Down Sendromu Farkındalık Ayı

Ekim ayı, Down sendromu FARKINDALIK ayı.

10 Ekim’de yaşadığımız felaketten sonra Down sendromu konusundaki farkındalığımızın ne kadar hükmü kaldı diye düşünebilirsiniz belki. Farkında olmamız gereken çok daha acil konular var, doğru. Ama acısıyla tatlısıyla hayat devam ediyor. Çocuklarımız büyümeye devam ediyor ve eğer biz onlara güzel bir ülke bırakmak istiyorsak onları doğru şekilde yetiştirmeye de bir yandan devam etmek zorundayız. AnKARA’da yaşanan patlamadan sonra bu yazıyı yazmak benim için de hiç kolay değil emin olun. Ama yapmazsam başta oğluma ve bugüne kadar koşulsuz şartsız, severek ve isteyerek savunduğum Down sendromu camiasına bir anne olarak haksızlık etmiş olurum diye düşünüyorum. O yüzden Ekim’in sonuna yetiştirebilmiş olsam da bu yazı bir FARKINDALIK yazısı.



20 Ekim 2015 Salı

Hilal'in Mucizesi: 10. haftası - Merhaba Çilek

Merhaba Çilek Bebek!


Beraberliğimizin 10. Haftasındayız. Bu hafta organlarının tamamının şekillendiğini söylüyor uzmanlar. Artık embriyo da değilsin üstelik. Gelişimin o kadar hızlı ki ben okumalara araştırmalara yetişemiyorum. Okuduklarım beni adeta hayrete düşürüyor. 10 haftada bu kadar büyük gelişim göstermen akılla izah edilebilir değil.

19 Ekim 2015 Pazartesi

En İyi Okul Eve Yakın Okul


Ecem okula başladı. Ve hayatımıza yeni kavramlar, ağlamalar ve kavgalar eklendi. Okula gönderme konusunda kararsızdım. "Erken mi?"" Evde idare edebilirim." "Biz bunu başarabiliriz." falan deyip kendi kendimi oyalıyordum. Hamileyken "Okula gideceksin. Büyük çantan olacak. Sırtına takacaksın." diye anlatıyordum. O da her gelene "Ben abla oldum. Okula gidecem." diyordu.

14 Ekim 2015 Çarşamba

İstanbul'da Süt Anne Olmak İsteyen Var!




Merhaba,
İstanbul Bahçeşehir'de çok sütü olan anne var. 

Sütlerini bağışlamak istiyor.

Sütlerle ilgili bilgi için mail : sutannne@gmail.com 

12 Ekim 2015 Pazartesi

Hilal'in Mucizesi : 9. Hafta


Merhaba minik mucizem... Merhaba yeni nefesim.. Merhaba huzurumun yeni meyvesi...

O kadar çok şey var ki sana söylemek istediğim ama hiç bir kelime yetmiyor karşılamaya gelişini.

Doktorun odasında ilk kalp atışlarını duyduğumda sanki ayaklarım yerden kesildi. Gerçekten oradaydın. Babanda ben de sanki o anı ömrümüzde ilk kez yaşamıştık. Oysa Derin ve Deniz de aynı anları yaşayışımızın üzerinden çokta zaman geçmedi. Ama anlıyorum ki her birinizin heyecanı her birinizin içimde ki hissi farklı olacak.

10 Ekim 2015 Cumartesi

Lohusa Halleri # 6 : Kardeş Şart Mı?


Son bir kaç gündür "Kardeş şart mı?" sorusunu soruyorum kendime. İnternette çok çocuklu annelerin hashtaglarını görüyorum. Konu komşu "Amann iyi ki yaptın. Ne güzel kardeşi var" diyor.

Diyeceksiniz ki bu soruyu sormak için geç kalmadın mı?

Kaldım.

Mucizem aniden gelince buna kafa yormaya gereksiz bulmuştum kendimce. Düşünüp düşünüp istediğim sonuca ulaşmazsam bunalmaktan korkmuştum. İstemediğim sonuçla nasıl başa çıkacağımı bilmiyordum.

2 Ekim 2015 Cuma

Süt Anne Hikayeleri : Prematüre Anne Evrim Çakıcı'nın Süt Anne Tecrübesi


Bir Süt Anne hikayesi

Sevgili Açelya süt annelik tecrübelerini yazmamı istedi. Bende  içimden geldiğince anlatmaya çalıştım.. İlk defa yazıyorum bu deneyimimi..

İtiraf etmeliyim ki; Annelik serüvenimi hayal ederken, hiç ‘’ Süt Anne ‘’ kavramı ile tanışacağımı düşünmemiştim.
Zaten benim Annelik serüvenimde yaşadıklarım hayal ettiklerimle hiç aynı olmadı.. En azından ilk 4 yıl için böyle olduğunu söyleyebiliriz. Kader hepimize farklı roller biçiyor çoğu zaman.


30 Eylül 2015 Çarşamba

İzmir ve Çevresinde Süt Anne Aranıyor



Merhaba,

İki yıl önce bir anneyle tanıştım. İlk bebeğini Süt Annenin sütüyle büyütmüştü. O sıralar yeni ikinci bebeği olmuştu. Yine aynı şekilde sütü yoktu. Bebeğinin mamayla beslemek istemiyordu. Süt Anne arıyordu. İzmir'den Süt Anne bulmuştum. Otobüsle sütlerini Söke'ye göndermiştik. O güzel erkek süt annesinin sütüyle büyümüştü. 

Şimdi bu Cesur Anne üçüncü bebeğini doğurdu (Maşallah!) Ne yaparsa yapsın yine sütü gelmiyor. Bebek şuanda 1 aylık ve mamayla beslemek zorunda kalıyor. 

Şimdi yine bu anne ve bebeğine SÜT ANNE arıyoruz.

İzmir, Aydın, Kuşadası ve çevresindeki çok sütü olan annelerden mail bekliyorum.

sutannne@gmail.com

Süt Anne Açelya.

28 Eylül 2015 Pazartesi

Hilal'in Mucizesi : Üçüncü Mü? Hemde normal?


Diyorlar ki;

 'Sen anne olmayı öyle çok sevdin ki... Bu senin ödülün...’

Belki benim kadar şaşıracaksınız.. Belki benim kadar sevineceksiniz. Belki siz de benim bir mucize yaşadığımı düşünüp şükrüme ortak olacaksınız..

Tıbben doğal yolla anne olamayacağımı öğrendiğim günden bu yana  tam 5 yıl geçti. Bu arada kavuştuğum DERİN LAL ve DENİZ BURAK’la hayatımın en tarifsiz günlerini yaşamaya başlayalı da tam 30 ay oldu. Onlara kavuşmak için verdiğimiz mücadele o kadar büyüktü ki... Şimdi ise kendiğilinden gelen bu mucize yıllarca hayalini kurduğum o kadın bir gün bir test yapar ve gözünden yaşlar süzülür hayali ile birebir örtüşüyor...

Hu Huuu İzmir

Huhuuuu!! İzmir, biz döndük.

Evimizi, sokağımızı, köşedeki parkı, hatta park yeri kavgalarını bile özlemişiz. Urla'da sultanlar gibi yaşıyorduk ama İzmir'in sefaleti de ayrı bir güzel.  "Akşama ne yemek pişirsem?" sorusu kazıkmış. 3 aydır bu soruyu birkaç gün dışında düşünmedim. (Kayınvalideciğim çok ama çok teşekkürler. Hakkını ve yaptıklarını ödeyemem.)

Hamilelik, lohusalık, iki çocuklu aile olma çabamızı hep paylaştık ailemizle. Şimdi başbaşa kalma zamanı başladı. İlk gün başarıyla tamamlandı. Artık önümüzdeki günlere bakacağız.

24 Eylül 2015 Perşembe

Mucize'nin Günlüğü: 33. Hafta - Katya!!


Yaşarken yazmaya vakit bulamıyorum. Sanırsınız bir holdingte yöneticiyim. Saatlerce telefon konuşması falan yapıyorum sanki. Alt tarafı 3 + 1 bir ailenin hayatını yönetiyorum. İç işleri bakanı değilim daha ya! Eşimin tabiriyle tayinim eve çıktı o kadar. Kimine şark görevi çıkar bana ev görevi çıktı.

Aslında bunlar Ecem'le hiç bir anımı kaçırmamak için oluyor. Burak doğduğunda büyük bir kaosun içine düşmemek için çabalıyorum.

17 Eylül 2015 Perşembe

Mucizelere İnanır Mısınız?

Mucizelere inanır mısınız?

Musa'nın denizi ikiye bölmesi gibi mucizeler değil. Daha insansı mucizelere inanır mısınız? Peri masalına değil. Hep masal gibi anlatılan. Bir yerde o mucizeyi yaşayan insanların olduğu söylenen mucizelere. Rivayetlere göre değil "Hep olurmuş zaten." diye başlanan mucizelere. 

Dünden beri öyle mutluyum ki. Garibim. Koşasım, zıplayasım, ona sımsıkı sarılıp "Nasıl oldu bu?" diye saatlerce konuşasım var. 

Yeni bir Mucize'nin Günlüğü başlayacak blogta. Hemde öyle böyle bir mucize değil. Benim yaşadığım ve size anlattığım mucizeyle yarışır. Umut dolu, hep istenen ama olmayacağı düşünüldüğü için hiç dile getirilmeyen bir mucize. 

Aslında beni korkutan bir mucizede. 

Ne zaman yayınlarız, nasıl başlarız, ilk cümlesi ne olur bilmiyorum. Ama bekleriz biraz umut dolu mucizemizin büyümesini. Batıl inançlı deyin bana. Korkarım ona nazar değmesinden. Gözümüz gibi bakacağız ona. O öyle bir yoldan geliyor ki, okuyanlara "Benimde böyle olur mu?" sorusunu sordurtacak. 

Çok mutluyum şimdi. Yüzümde kocaman bir gülümseme. Her ay ne kadar büyüdüğünü bekleyeceğim bir heyecan daha bana. 

Bol kardeşli ve heyecanlı günler bekliyor bizi. 


11 Eylül 2015 Cuma

Hilal Anne: İnanın Çocuklar İnanın


O kadar çok şey yazmak istiyorum ki günlerdir. Yazdıkça siliyorum.  Her sildiğimde belki bitmiştir yazmama gerek yok, bizi okuyan anneler zaten gündemden yeterince bunaldı bir de ben tekrarlarını yazmayayım diyorum... En baştan tekrar yaşanıyor. Her gün yazılacak bir şeyler oluyor memleketimde.

Her gün bir eve ateş düşüyor memleketimde. Her gün anneler, feryat figan memleketimde. Bense iki kelime dilimde, bir kalem elimde, çoğu zaman gözüm yaşlı, evlatlarımın gözlerinin içine dalarken buluyorum kendimi. Zamanın bize ne getireceğini bilmediğim; kontrol edemediğim bir geleceğe büyütüyorum onları. Evet, üşümesinler diye üstlerini örtebilirim, iyi beslensinler diye dikkat edebilirim ama benden uzakta ya da benim seçmediğim ihtimaller yüzünden başlarına gelebilecek herhangi bir kötülük için elimden hiçbir şey gelmez...  Annesi gözünden akan bir damla yaşa kıyamazken gözlerini kapamış bir evlat... Ne o anne anlar bu olanların sebebini bir daha ne de siz o anneyi.

6 Eylül 2015 Pazar

Lohusa Halleri # 5 : 40 Biterken Uyku


Sayılı gün çabuk geçtiği gibi lohusalıkta bitiyor. Bir çok şeyi arkada bırakıp sanki başka biri olacakmışım gibi. 


Ben daha Ecem'deki lohusalıktan çıkamamıştım ki Mucize'min geleceğini öğrendim. Hem hamilelik hem lohusalık yaşadım. Şimdi duble lohusalık yaşıyorum. 

Bence lohusalık 40. gün olupta bitmiyor. Bıçak gibi kesip hayata devam edemiyorsun. Kafanda bitti diye düşünürken 2 yaş krizleriyle bir daha dalıyorsun. Tabi arada yaşadığın diş çıkartmalar, ateşli uykusuz geceler, sinir krizleri ve benzerleri, seni girdap gibi içine çekiyor.

Hoş lohusalık ne zaman bitiyor gerçekten bilmiyorum. Daha 'Ohh!' deme fırsatım olmadan ikincisi başladı. Bilenler tam tarih verirse sevinirim. 

27 Ağustos 2015 Perşembe

Lohusa Halleri #4 : Deniz


Ben yaz biterken yazı özlemeye başlayan insanlardanımdır. Yaz, deniz, kumsal... Bu kelimeler beni anlatır.
Haziran doğumlu olduğumdan mıdır bilmem ama deniz benim için başkadır. Bir yere kahvaltıya gidiyorsak mutlaka deniz görmeli. Deniz gören ev -kümes kadar küçük olsada- benim için şatodur. Denizin kenarına gitmeme gerek yok uzaktan dahi görsem rahatlamama yeter. Ona baktım mı bütün üzüntüm dağılır. Orada olduğunu bilmek bile bana yeter.

17 Ağustos 2015 Pazartesi

İnsan Enkazlar

17 Ağustos depremini hissetmedim. Akçay en çok hisseden bölgelerden olmasına rağmen. Allah'ın şanslı kullarındanım. Bana sunduğun bir lütuf hissetmemem. Deprem korkusunu yaşamıyorum. Kimilerine anlamsız gelen o paniği yaşamıyorum.

Ben depremi yeni yatmış olmama rağmen hissetmedim ama arkasında bıraktığı bir çok enkazı gördüm. Öyle moloz yığınlar değil. 

İnsan enkazlar! 

Tüm kanatları kırılmış, korku göz bebeklerine işlemiş insanlar. 

Garip bir devletimiz var. Depremden etkilenen aileleri diğer bir deprem bölgesi olan Akçay'a yerleştirdiler. Bir anda yüzlerindeki acılarıyla sınıflarımızdaydı bir çok depremzede çocuk. Sormak istediğimiz bir sürü soru vardı ama soramadık hiç. Öyle derindi ki bakışları cesaret edemedik. 

Depremle birlikte bir çok hayalleri, hayatları, cesaretleri yıkılmıştı hepsinin. Bir anda gözleri açıkken kabus yaşamışlardı. 

En yakın arkadaşım oldu içlerinden 3 tanesi. Hatta can dostlarım oldu. Samimi olmamıza, herşeyi paylaşmamıza rağmen hiç soramadım onlara o geceyi. İsterlerse anlattılar. Yorum yapmadan, anlamaya çalışmadan öylece dinledim. Çünkü ne hissettiklerini anlayamazdım. 

Bir sesle evim yok olmamıştı benim, sabah birlikte oynadığım arkadaşımın enkaz altında kalmamıştı, amcam ve yengemin cesedi kaybolmamıştı, beni eve bırakan sevgilimi kaybetmemiştim. Yani anlayamazdım hiç bir zaman onları. 

Telkin cümlelerinden ve sarılmaktan başka şansım olmadı onlara. 

Kendileri anlattıkları şeylerden en çok içime işleyen cümle şuydu. Aslında çok derin bir şey değil. Ama aklımda o korkunç manzarayı canlandıran bir şey. 

Sinirleri bozuk, kahkahalarla gülerek anlatmıştı "Bizim balkondaki soğanlar karşı aparmanın enkazının üzerindeydi" Biliyorum komik bir cümle gibi ama anlatışı öyle içime işlemişti ki. Günlerce aklımda canlandırmaya çalışmıştım. Hala bile kulaklarımda o anlatışı.

Anlatırken yaşadıklarını bedenen yanımdaydılar ama ruhları enkaz altında kalmıştı hepsinin. Yıllar geçmesine rağmen hala bugün hala oradalar. 



14 Ağustos 2015 Cuma

Lohusa Halleri #3 : İlk Uykusuz Gece

İyidik böyle. Emiyordu uyuyordu. Gözünün bir tanesini açtı mı seviniyorduk.   Altını değiştirirken bile uyuyordu. 

Ne oldu böyle birden bire?

Biliyordum zaten bu ilk uykusuz gecenin geleceğini. Hiç bir rüya uzun sürmez. Her masal mutlu bitmez. 

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Lohusa Halleri #2 : Kucak


Hamileliğimi Ecem'e çok yansıtmadan geçirdim çoğu zaman. Kapris yapmadım, kardeşin var deyip onunla ilgisiz davranmadım. Hatta bazen abarttım ilgi dozunu.

Kızdığımda hamilelikten dolayı kızıyorum deyip kendimi üzdüm. Çoğu bağırmamın sebebini içimdeki kudurmuş hormonlara bağladım. Ara ara uyanıp, her annenin çocuğuna kızdığını gördüm. Yani benim tepkilerim normaldi. Ama ben ona hiç kızmamam gerektiğini düşünüyorum hep.

Sona doğru onunla oynamam zorlaşmaya başladı. Hareketli olduğumdan hareketliliğine yetiştim. Yorgunluğumu o uyurken atmaya çalıştım. Ama bir konuya yetişemedim ve hala yetişemiyorum.

Kucak istemesi. 

4 Ağustos 2015 Salı

Lohusa Halleri #1 : Motivasyon

Kendi kendimi motivasyon etmem yetmedi. Yeni doğum yapacak arkadaşımla konuşurken ağzımdan bu cümleler döküldü;

"Sen oturup ağlasanda o çocuğun başında, o çocuk yine ağlayacak. Sen ameliyattan korksanda can acını düşünüp karalar bağlasanda, o acılar olacak. Başına geleceklerle ilgili planlar yapmaya çalışsanda, o planların hiç biri tutmayacak. 

O zaman ne yapacaksın? 

Herşeyi  akışına bırakıp olacakları sakin ve kararlı bir şekilde planlara bağlı kalmadan kontrolün altında yönetmeye çalışacaksın. Sen ne yaparsan yap, nereye gidersen git , kim yardım ederse etsin bunlar olacak. En güzeli kabullenip yaşanmasını beklemek."

Gerçekten annelik böyle birşey bence. Kendini mükemmel anne kalıbına sokmaktansa akışına bırakmış anne kalıbına girip bebeğinle sen mutlu olmaya çalışmalısın. 

Süt Anne 
Açelya
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...